HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Huzur yakalanmaz, yaşanır!

Bir ilan.
İlandaki resim şöyle...
Uçuşan beyaz perdeler, deniz mi yoksa havuz mu olduğu anlaşılamayan ama rüzgârda hareleniyormuş gibi gözüken masmavi bir su... İnsanı tembelliğe iten tatlı bir gün ışığı...
Ve beyaz şezlonglar...
Resmin altındaki yazıya gelince çok iddialı: "Huzurun ta kendisi!"

***

Biliyorsunuz, "Huzur nerede bulunur?" başlıklı yazımda (23.04.2010) huzur bulacağım umuduyla birtakım manevi "yol"ları zorlayanların hatasını dile getirmiştim.
Öyle ya, hiçbir ezoterik gelenekte, hiçbir dinde doğrudan huzur arayışı ve amacı yoktu!
Aranan huzur değil, "hikmet ve hakikat"ti! (Bu yol bazen huzursuzdur, bazen huzurlu! Ve bitmez! Çünkü "hakikat" elbette Hakk'ındır.)
Bu yüzden de günümüzde pek moda olan "huzur gizemciliği"nin modern bir sapma olduğunu belirtmiştim.
Ama bir de seküler (dindışı) huzur arayışı var. Çok da normal!
Sözünü ettiğim ilan işte bu türden arayışlara hitap etmeye çalışıyor.
Gelin biraz işin o yanını konuşalım!
***

İlandaki resmi gözünüzün önüne getirin şimdi!
Perdelere bir an bile gözün takılmayacak!
Suya girip çıkacaksın ama kafanda hep iş güç olacak!
Gün ışığı mı? Fark eden kim? Aklın fikrin akşam olsun da yenilsin, içilsin, eğlenilsin de...
Şezlonglar mı? Uzanacaksın üzerlerine. Tamam! Hatta "Ohh, dünya varmış" diyeceksin. Ama bir dakika geçmeyecek ki, cep teline sarılacaksın. Telefon konuşmaları mesajlaşmalar, e-mail'ler...
Hani huzur olacaktı? Yok!
Neden peki?
Çünkü huzur ne bir manzara, ne de dekor!
***

Bazı okurlarım sormuş: "Peki size göre huzur diye bir şey yok mu?"
Doğrusu, huzur kavramı modernite sonrasında sanki bir "yokluğu", bir tür "eksikliği" tarif ediyor gibi...
Ama bence var huzur! Yalın bir şey olarak var.
Aranan, yakalanan, başarılan bir şey olarak değil ama herhalde aramanın, yakalamanın, başarmanın unutulduğu bir şey huzur!
"Yaşanan" bir şey!
Ve işte tam da o yüzden çok yalın, çok sıradan ama çok zor bir şey huzurlu olmak.
***

İlandaki resmin tarif ettiklerinden ilerleyelim...
Önünde uçuşup duran perdelere uzun uzadıya bakamıyorsan; onları öyle dans ettiren rüzgâra zihnini ve bedenini açamıyorsan huzur yok!
Sabahleyin aklın öğlenin gelmesindeyse, öğleyin akşamı hayal ediyorsan huzur yok! Zamandan bile hızlı koşuyorsun çünkü!
Deniz, havuz ... Neyse ne!
İçine girdiğinde gövdeni saran suyu hissetmek yerine kaç kulaç atacağını düşünüyorsan, hiç heves etme, huzur yok!
Ve şezlonglar!
Huzuru yan gelip yatmak sanmak! Bitmez tükenmez bir insan yanılgısı!
Kalk çabuk! Çünkü huzur bedenin değil, zihnin dinginliği! Belki çalışırken bulacak zihnin o dinginliği!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN