MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Devleti yönetmenin temel aracı siyasettir

Bir kamuoyu yoklamasında anketörler şu soruyu yöneltseler görüşlerini aldıkları insanlara:
-Güneydoğu'daki bölücü terör eylemlerinin sona ermesinden yana mısınız?
Acaba sonunda bu soruya "Evet" ve "Hayır" diyenlerin oranı ne çıkardı?
Türkiye'de sesleri duyulan, örgütlenmiş ve örgütlenmemiş bütün siyasi eğilimlerin ortak tutumu "Bölücü terör sona ermelidir" doğrultusunda değil mi?
Daha da ileri gidersek, bölücü terör örgütü PKK'nın yönetici kadrosu da, militanları da sonsuza kadar dağlarda yaşamayı herhalde değiştirilemez kader olarak benimsemiyorlar.
"Kürt Açılımı" veya "Demokrasi Açılımı" diye bilinen son girişim üzerinde kopan kıyameti anlamak gerçekten kolay değil.
Çünkü "Açılım"a karşı eleştiri oklarını atanlar da "Güneydoğu'daki bölücü terör eylemlerinin sona ermesinden yana mısınız" sorusuna aynı cevabı verecektir.
Bu "Sorun"a herhalde askeri çözüm yanında siyasi çözüm aranması da gerekiyor.
Tamamdır... Ordusuz devlet olmaz.
Ama siyasetsiz devlet hiç olmaz.

Güçlü devlet-güçlü ordu

Neticede bir ülkenin askeri gücü o ülkenin siyasetinin güçlendirici öğesidir. Bir devletin temel felsefesinde sadece "Ordu güçlü olsun" ilkesi yoktur. Temel felsefe "Güçlü ülkenin ordusu da güçlü olsun" üzerinde oluşur.
İç ve dış konjonktüre ve değişime uyum göstermezseniz, "Benim kırmızı çizgilerim var" diyerek gözünüzü yurt ve dünya gerçeklerine kapalı tutarsanız, büyük hayal kırıklıkları yaşarsınız.
Bir kesim demokrasi ve barış arayışlarına karşı sürekli "Benim kırmızı çizgilerim var" diyorsa, yakın geçmişte hem dış siyasette hem de içeride kaç tane kemikleşmiş kırmızı çizginin morardığını da hatırlamak zorundadır.
"Bende bu kuyruk acısı sende de bu evlat acısı varken bizim dost olmamız imkansız" söylemi ancak masallar için geçerlidir.
Bu söylemin bir kıymet-i harbiyesi olsaydı, şimdiye kadar dünyadaki hiçbir savaş sonlanmaz, hiçbir anlaşmazlık uzlaşma ile noktalanmazdı.
Koalisyonlar oluşamaz, çok ortaklı şirketler kurulamazdı.
Türkiye'de artık ortak aklın sesi yükselmeli ve bölücü terörü sona erdirmeyi amaçlayan açılımlar kavga nedeni olmamalıdır.

Siyasetin vazgeçilmezliği

Amerika'daki siyah-beyaz gerginliğine ilişkin Temel fıkrasını bilmez misiniz?
Yolculuk ettiği otobüste siyahlarla beyazların kavga ettiğini gören Temel bir koltuğun üstüne çıkıp "Durun, kavga etmeyin... Siyah ve beyaz yok artık. Hepimiz yeşiliz" diye bağırmış.
Temel'in bu sözleri üzerine kavga durmuş.
Derken yine Temel'in sesi duyulmuş:
-Koyu yeşiller otobüsün arkasına, açık yeşiller otobüsün önüne geçsin!
Düşünün ki bu fıkra bile antika oldu.
Koyu yeşiller artık Beyaz Saray'dalar.
Bizler de ülkemize ve halkımıza güvenmeli, farklılıkları zenginlik kılacak demokratik ve özgürlükçü açılımları desteklemeliyiz.
Bölücü teröre karşı tabii ki askeri ve polisiye önlemler sürmelidir.
Ama bunun yanında bölücü terörü fonlayan ve destekleyen sosyo-politik ve ekonomik ortam, siyasetin yöntemleri ile bertaraf edilmelidir.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN