MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Misyoner dedeyi yiyenler mi yoksa o dede mi yamyamdı?

Bu dünyada hoş şeyler de oluyor.
Bana göre geçen haftanın en hoş haberi Pasifik Okyanusu'ndaki adalar devleti "Vanuatu Cumhuriyeti"nden geldi.
Polinezya ve Malinezya kökenli insanların yaşadığı ve Avustralya'nın 500 deniz mili doğusundaki bu arşipele önce Portekizli fatihler, sonra da Kaptan Cook gelmiş. Cook bu adaları haritaya "New Hebrids" adıyla geçirmiş.
Vanuatu 1800'lü yıllarda Fransa ve İngiltere tarafından paylaşılmış.
Bu paylaşım öncesinde de bütün sömürgelerde görüldüğü gibi, Vanuatu'ya Hıristiyan misyonerler gelmiş.
1980'de de bağımsızlığa kavuşmuşlar. Vanuatu'nun resmi dili olan "Bislama" cadaki adı "Ripablik Blong Vanuatu" ymuş.
Milli marşları da "Yumi Yumi Yumi" ymiş.
iPhone'daki "WorldWiki" programından bu Yumi Yumi Yumi'yi dinledim. Hoş bir marştı bu. Google'dan "Bislamaca-İngilizce Sözlük"e girdim. "Yu" sen, "Mi" ben anlamına gelirmiş. "Yumi" de "Biz" demekmiş.
Vanuatu'nun nüfusu 250 bin dolayındaymış. Kişi başına düşen ulusal gelir payı 4250 dolarmış.

Lanetli yamyamlar...

Hoş habere gelince, geçen hafta Vanuatu'da bir kabile 170 yıl önce bir İngiliz misyoneri yedikleri için onun torunlarından özür dilemişler.
Buna göre 1839'da Vanuatu'daki pagan yerlileri Hıristiyan yapma misyonuyla adaya giden iki papazı John Williams ile John Harris'i yedikleri için lanetlendiklerine inanıyorlarmış.
Laneti kaldırmak için bir özür töreni düzenlemişler ve Williams'ın torununun torunu Charles Milner-Williams ile ve ailenin 17 üyesini de törene katılmaları için adaya davet etmişler.
Törende adalılar Williams'ın yakınlarının önünde eğilip "Dedenizi yediğimiz için bizi affedin" diyerek yamyam atalarının suçunun bağışlanmasını istemişler.
Misyonerin torunu Charles'a yedikleri büyük büyük dedesi karşılığında 7 yaşındaki bir kız çocuğu "armağan" edilmiş. Charles Milner-Williams da çocuğun eğitiminden sorumlu olmayı kabul etmiş.
Haber bu kadardı.
Aslında dedesi yenilen Charles, kendisine armağan edilen çocuğa gastronomi eğitimi verdireceğini ve özellikle ızgaralar konusunda ona ihtisas yaptıracağını söylemiş olsaydı, tabii ki haber daha da hoş hale gelebilirdi.

Biz olaya nasıl bakıyoruz?

Ama buna gerek yoktu... Haberi okuyan Türk okurların gösterdikleri tepkiler, zaten olayı iyice hoşlaştırmıştı.
Çeşitli gazete ve haber internet sitelerinden alıntılayarak bu habere gösterilen tepkilerden bazılarını aktarayım, ne demek istediğimi anlarsınız.
- İngiliz de kızı yemesin sakın.
- Ne terbiyesiz bu İngilizler. Kabile özür dilemiş dedelerini yedikleri için. İnsan bi "afiyet olsun" der.
- Özür dilemenize gerek yok. Siz hayvanlık yapmışsınız... İngilizler sizi zaten hayvan olarak görüyor.
Siz de yamyamlığınızı kabul ederek onların görüşüne katkı sağlamışsınız.
- Vay geri zekâlılar, dedelerini yemişsiniz çok mu? Şimdi o bulunduğunuz topraklar o İngilizlerin.
Adamlar hâlâ özürden bahsediyor. Oysa İngilizlerin işledikleri cinayetlerin, savaş suçlarının haddi hesabı yok. İngilizlerin tüm dünyadan özür dilemesi lazım.

Kraliçeyi de yiyin
- Oğlum İngilizler dedelerini bile yerler. Sen onun dedesini yesen nooluuur yemesen noolur. Yamyamlık dünyaya İsrail'in ve İngiliz'in mirası.
- İngilizler tüm dünyanın yedi ceddini yedi, bitirdi. Kimseden özür mü diliyorlar? Afiyet şeker olsun.
Tatlı niyetine Kraliçe Elizabeth'i de yiyin. Yoksa gönül koyarım.
- Bu adamlar akıllanmayacak... Bir kişi yemişsiniz onlar sizi yıllardır yiyip bitiriyor...
Bu tür tepki-yorumlar böyle uzayıp gidiyor.
Bilinçaltımızın ne kadar "Batılı" olduğuna artık siz karar verin.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.