MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Artık siyaset eski çizgisinde sürdürülemez ki...

Böyle durumlarda hep John Reed'in "Dünyayı Sarsan 10 Gün" (Ten Days that Shook the World) kitabını hatırlarım.
Amerikalı gazeteci dünyayı ve Rusya'yı derinine etkileyecek "Sovyet Devrimi"nin gerçekleştirildiği 1917 Kasımında, Kışlık Saray'ın Bolşevikler tarafından ele geçirildiği (7 Kasım), Kerensky'nin devrildiği ve Çarlık rejiminin bittiği günlerde, St. Petersburg'un diğer semtlerinde olayın çapının farkında olmayan halkın günlük yaşamını sürdürdüğünü, lokantalara, mağazalara gittiğini anlatır.
Bizler de bugün Türkiye'de yaşanan sosyopolitik değişimin farkında değil gibiyiz.
Daha da ötesi, profesyonel siyasetçilerimizden bazıları bile eski tarz siyasi çizgi üzerinden mesleklerini sürdürebileceklerini sanmıyorlar mı?
Dün AK Parti grup toplantısında Başbakan Erdoğan'ın yaptığı konuşmadaki şu cümleler, belki ne demek istediğimizin anlaşılmasına yardımcı olur:
- Bugün çeteler yargı önüne çıkıyorsa; kirli oyunlar, kirli planlar bir bir açığa çıkıyorsa bu kararlı bir iradenin dik duruşunun sonucudur... Bazı köşe yazarları da kusura bakmasınlar bize gaz vermeye çalışıyor. Kimse bize gaz vermeye çalışmasın. Biz neyi ne zaman yapacağımızı iyi biliyoruz.

Ne değişti?
- Bugün köşelerinizde bu yazıları yazıyorsanız, 7 yıl niye yazamıyorduk diye sorsunlar. Yazarlar yok muydu vardı. Ama yazamayanlar bunu düşünmeli. Biz öfkeyle kalkıp milletimizi zararla oturtmayacağız. Dik duracağız ama dikleşmeyeceğiz.
Başbakan Erdoğan'ın bu söylediklerini şöyle enine boyuna bir değerlendirmeye çalışın.
İktidarda kim varsa, ona dönük olarak seslendirilen eleştirilerin bugünküleri dünkülerden farksızdır.
- Hukuku çiğniyorsunuz, sivil diktatörlük geliyor...
- İşçi ve memur yoksullaştı... Emekçiler açlık sınırındalar...
- Amerika'nın kuklası olduk... Bizi bölmek isteyenlerin emellerine hizmet ediliyor...
- Kamunun pastası iktidar yandaşlarına dağıtılıyor...
Bu eleştiriler hep vardı, yine var siyaset dünyamızda.
Ama dün duyulmayan söylemler de girmekte gündemimize.
Tabular yıkılıyor, dokunulmazlara dokunuyor.
Devlet televizyonunda Kürtçe yayın yapan kanal var.
"Devlet sırrı" diye nitelenen belgeler, günlük gazete haberlerine konu oluyor.
TOBB Başkanı "Darbecilik vatana ihanettir" diyor.
Genelkurmay Başkanı "Darbecilikten hicap duyuyorum" diye konuşuyor.
"Resmi Tarih"in görmezden geldiği ayıplar birer birer sergileniyor.
Hatırlayın "Çok yakın geçmiş"i.

Kabadayılık bitti

Genelkurmay'dan bir açıklama (veya muhtıra) geldiği ve üç tane büyük tirajlı gazete de bunu desteklediği zaman hükümetler devrilmez miydi?
Artık kimse "Ben medya mahallesinin kabadayısıyım" diye ortalara çıkamıyor.
"Sivilleşme" ve "Demokratikleşme" Türk sosyo-politik yapısının yükselen değeri.
Tabii ki bir anda her şeyin mükemmel olması mümkün değil.
Neticede Anayasa eskisi gibi.
Dünkü Star'da Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk, askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmalarını mümkün kılan yasa değişikliğini iptal eden Anayasa Mahkemesi kararını irdelerken, "Anayasa sorunu" nu "Kötü üst norm, iyi alt normu kovdu" değerlendirmesi ile ne kadar açık ortaya koymuştu.

Demokratikleşme zamanı

- 1982 Anayasası, halkından, bireyinden korktuğu ve devleti halkına, bireyine karşı güvence altına alma kaygısı taşıdığı için "askeri yargı" konusunu 145. maddesiyle sıradan bir yasa normu gibi ayrıntılı olarak düzenlemişti. Bu açık hüküm karşısında özellikle Yasanın 7. maddesiyle yapılan düzenleme, "ne yazık ki!" Anayasaya aykırıydı. AYM de "aykırı" dedi.
Evet... Şimdi sıra "Kötü üst normlar"ın iyileri ile demokrasiye, sivilliğe ve evrensel uygarlığa uyarlı olanları ile değiştirilmesine geldi.
Yani artık ne sivil ne de askeri darbe olmalı gündemimizde.
Pantolon fermuarı kapatılır gibi siyasi partiler kapatılamamalı.
Kararlılıkla ve sabırla değişimin hukuksal altyapısının oluşturulması, demokratikleşmenin ve sivilleştirmenin yapısallaştırılması zamanı gelmiştir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN