MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Kimler durumdan vazife çıkarabilir?

İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar da koklaşa koklaşa anlaşırlarmış ya...
Bu açıdan bakılınca konuşa konuşa anlaşamayan insanlar da yok mudur?
Neticede dilimiz yahut konuştuğumuz, okuduğumuz, yazdığımız Türkçe de anlaşmamız konusunda temel bir öğeyi oluşturuyor.
Babam hep "Söylediğin sözün bir anlam taşıyıp taşımadığını anlamak için onu bir yabancı dile çevirip söyle. O dilde de anlam taşıyorsa mesele yoktur" derdi.
Geçmiş dönemlerde ünlü bir siyasetçinin Türkçe dışında 7-8 yabancı dil konuştuğu söylenirdi.
Bu kadar çok yabancı dil bilmenin ne kadar önemli olduğunu söylediğimde de babam gülmüş ve "O bildiği yabancı dillerde de Türkçesinde olduğu gibi anlamsız şeyler söylüyorsa, çok dil bilmesinin pek değeri yoktur" demişti.
Daha sonra bir devlet büyüğümüzün İngiltere'yi ziyaretinde kendisine eşlik eden Milli Eğitim Bakanımızı "Bak burada çocuklar bile İngilizce konuşuyor. Bizim eğitim sistemimizde bir hata var ki, çocuklarımız İngilizce konuşamıyor" diye haşladığını duymuştum.
Bütün bunları hatırlamama sayın okurum Adnan Adalı'nın şu soruları içeren mesajı sebep oldu:
- Halkoyundan değişikliğin kabulü ile çıkmış yeni anayasa metnini Anayasa Mahkemesi iptal edebilir mi? Böyle bir yetkisi var mı? Yoksa durumdan vazife mi çıkaracaklar?

Çeşitli tanımlamalar

Açıkçası Türkçemize yerleşmiş olan "Durumdan vazife çıkarmak" kavramını unutmuştum.
İnternette çeşitli sitelere ve kaynaklara girerek "Durumdan vazife çıkarma"nın kullanım alanlarını anlamaya çalıştım.
İşte bulabildiğim bazı örnekler:
- Minibüste kulaklık takarak kendi halinde müzik dinleyen genci "Kardeşim mezarlık yanından geçiyoruz, müziği kapat" diye uyaran kişi durumdan vazife çıkarmaktadır.
- Yetkisiz veya yeteneksiz kişiler bir olayı gördüklerinde araya girerek aslında yetkili ve yetenekli olduklarını kanıtlamak amacıyla durumdan vazife çıkartırlar.
- Durumdan vazife çıkarmak askerlikte komutandan fırça yemenin en kestirme yoludur. Hiçbir şey yapmazsanız "Niye durumdan vazife çıkarmıyorsun", bir şey yaparsanız da "Kime sordun, sana mı kaldı" fırçasını yersiniz.
Durumdan vazife çıkarmanın kullanım biçimlerine ait liste böyle örneklerle uzayıp gider.
Bunun yanında "Durmadan vazife çıkarmak" benzeri kavramlara da rastladım internet sitelerinde.
Örneğin Menderes'i de, Demirel'i de, Erbakan'ı da deviren darbeleri yapanlar, farklı durumlardan durmadan vazife çıkarmamışlar mıydı?
Sayın okurum Adnan Adalı'nın Anayasa Mahkemesi'ne ilişkin durumdan vazife çıkarmakla ilgili sorusuna cevap vermek de, bu tanımlar açısından mümkündür.

Anayasa Mahkemesi
Örneğin Anayasa Mahkemesi anayasa değişikliklerini sadece şekil açısından incelemek yetkisine sahipken, başörtüsü değişikliğinde esasa girerek durumdan vazife çıkarmıştı.
Durumdan değil de yasal görev ve yetkilerinden ötürü vazifeli olanların üzerlerine düşeni yapmamaları da, "Durumdan vazife çıkarma" nın karşı anlamını oluşturabilir.
Buna kısaca "Umursamazlık" da diyebiliriz, "Sorumsuzluk" da...
Neticede anlaşabilmemizin temel aracı olan dili doğru kullanmak, anlatılmak istenenin karşı taraf tarafından doğru anlaşılmasını da sağlar.
12 Eylül 1980 askeri müdahalesi öncesinde rahmetli Ecevit "Artık halk tribünlerden sahaya inmeli" dediğinde, sadece şeref tribünündeki generallerin sahaya inmeleri bu yanlış anlamalara örnek teşkil etmez mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN