MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

İyi ki yaşadıklarımızı tam olarak hatırlamıyoruz

Toplumların belleği iyi ki çok güçlü değil. Toplumsal bellek güçlü olsaydı güncel her gelişmeyi "Biz buna benzer durumları daha önce de yaşamıştık" diyerek ya hafife alır ya da umursamazdık.
Hatırlayanınız var mı 1958'in yaz aylarını?
Irak Kralı Faysal, Kral Naibi olan amcası Prens Abdülilah, Başbakan Nuri Said her dakika İstanbul'daydılar.
Gazetelerde, dergilerde Başbakan Menderes ile Irak'lı meslektaşı Nuri Said'in birbirlerini kucaklarken çekilmiş fotoğrafları yayınlanıyordu.
Kral Naibi Abdülilah'ın Tarabya'da kiraladığı dairede ünlü bir Türk kadın sanatçı ile aşk yaşadığı dillerde dolaşıyordu.
Irak Kralı Faysal Osmanlı Prensesi Fazıla ile Boğaz'da, Yeniköy'deki bir yalıda nişanlanmıştı.

Araplar kamplaşıyor
O sırada Ortadoğu'da olup bitenler sanki bizden çok uzaktaymışlar gibi, toplumu fazla ilgilendirmiyordu.
1958'in başında Suriye ile Mısır "Birleşik Arap Cumhuriyeti" olmaya karar vermişlerdi.
Buna karşı Irak ile Ürdün krallıkları da "Arap Birliği" kurmak için karar aldılar.
Amerikan Blokunun üyesi Türkiye doğal olarak krallıkların yanındaydı ve Sovyetlere yakın olan Mısır ve Suriye'nin karşısındaydı...
Zaten Irak hanedanı ile bizim iktidardaki siyasetçiler de adeta kan kardeşleri olmuşlardı.
15 Temmuz 1958 günü İstanbul'da beklenen Irak hanedanını karşılamak üzere Başbakan Menderes ve bakanlar Yeşilköy havaalanına gitmek üzereydiler.
Derken Irak'tan kötü haber geldi.

Ortadoğu kızışırken
Kasım adındaki Iraklı bir general darbe yapmıştı. Kral Faysal öldürülmüş, amcası Abdülilah ve Başbakan Nuri Said linç edilmişlerdi.
Bu gelişmeler üzerine Amerika Ortadoğu'yu tamamen kaybetmemek için Lübnan'a asker çıkardı. İngiltere de Ürdün'e paraşütçü birlikleri gönderdi.
Bizimkiler ise Bağdat'tan gelen haberlere öylesine öfkelendiler ki, Irak sınırına Türk askeri birlikleri yığınak yapmaya başladılar...
Artık Irak'ın içinde bulunmadığı Bağdat Paktı Zirvesi sonunda da Türkiye Irak'a askeri müdahalede bulunacağını, İttifak'ın patronu Amerika'ya bildirdi.
Ama Sovyetler Birliği 24 Temmuz'da Türkiye'ye bir nota vererek bölgede silahlı bir çatışmayı başlatmanın getireceği "Ağır sorumluluklar" konusunda uyarıda bulundu. Aynı sırada Varşova Paktı kuvvetleri Bulgaristan'da ve Güney Rusya'da askeri manevralara başladılar.

Hep o şarkı
Sonuçta Amerika Türkiye'ye Irak'a müdahale etmenin yanlışlığını duyurdu.
Irak ve Suriye de bugüne uzanan darbeler ve kargaşa sürecini yaşamaya başladılar.
İki yıl sonra da Türkiye'de 27 Mayıs 1960 darbesi oldu.
Ne dersiniz? Bu anlattıklarımı tam olarak hepimiz hatırlayabilseydik, bugün Suriye'de olup bitenler karşısında Türkiye'nin, Amerika'nın, Rusya'nın tutumlarını izlerken "Biz buna benzer durumları daha önce de yaşamıştık" demez miydik?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN