Gazeteyi okura bağlı tutan temel unsur, güven ve inandırıcılık. Önceki dönemlere göre çok daha fazla cesaret ve saydamlık istiyor. Geçtiğimiz günlerde bir eksi bir de artı puan alındı: AtlasJet ve Stratfor

Esas olan, güvendir. Yaşanan son tartışmalar, ortaya çıkan yeni gelişmeler, medyada haberciliği üzerinden ciddiyet, saygınlık ve kârlılık peşindeki her kuruluş için temel varoluş nedenini hatırlatma vesilesi. Bugün bu köşede gazeteokur ilişkisi adına bir artı ve bir de eksi yanyana yer almakta.
Güveni kurmak kolay değil. Zoru başarmak için de, gerçeğin peşinde ısrarlı ve sebatkâr olmak, hiçbir dış baskıya ve müdahaleye aldırmadan onu sonuna kadar kovalamak gerekiyor. Ayrım gözetmeden haber takibi ve paylaşımı, bağımsız duruş, 'okur güveni'nin yapıtaşları.
Bu köşede hemen her zaman eleştirilere yer veriliyor. Bu kez hem övgü var, hem de yapıcı bir uyarı.
SABAH Ekonomi'yi takip edenler, 23 Şubat'tan bu yana, ETS Turizm'e ait Atlas- Jet'le ilgili dehşetengiz iddia ve ifşaatlara tanıklık etmekteler. 2007'de Isparta'da meydana gelen ve 57 kişinin ölümüyle sonuçlanan uçak kazası üzerindeki kalın sis perdesi yaklaşık 15 gündür Metin Can, Dilek Taş, Erhan Öztürk ve İlhami Yıldırım'ın sürdürdüğü takiple bir nebze olsun aralanabildi.
Bu sayede, uçağın karakutusunun 'kaybedildiği', kazaya ilk müdahale eden Kaza Kırım Ekibi'nin başındaki kişinin BBP eski başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun (gizemli koşullarda) öldüğü helikopter kazasında adı 'tornavidacı' olarak geçen kişi olduğu, Cumhurbaşkanlığı'na bağlı DDK'nın geçen yıl hazırlanan 367 sayfalık sivil havacılık sorunları raporunda Isparta kazasıyla ilgili bir bölüm bulunduğu, bilirkişi raporlarıyla nasıl oynandığı vs öğrenildi.
Bu yayın sırasında 'tahmin edilenler' de yaşandı. Şirket sorulması gerekli sorulara yanıt vermeyi reddetti, ardından yayınlara yasak koydurdu, basın toplantısına SABAH'ı almadı. Toplantıya giren diğer gazete muhabirleri de kritik soruları sormak yerine okunan bülteni not etmekle yetindiler. Sorsalardı da durum değişmeyecekti, çünkü bu habere diğer medya kuruluşları - henüz anlaşılamayan nedenlerle - yer vermekten kaçındılar; 'karartma' uyguladılar.
Bizde hayli yaygın olan böyle durumlarda, haberin üzerine cesaretle giden gazete okur gözünde sivrilir. Bizim ülke okurlarında yerleşiklik kazanmış 'bunlar bu haberi görmüyorsa bir bit yeniği vardır' görüşü yerini 'hakları helal olsun'a bırakır.
Kısacası, uçuş ve can güvenliği üzerine hayati önemdeki bu haberin, SABAH'a güven açısından kazandırdığı çok şey var. Israr ve inatla, açıklık talep edip hesap soran her haklı habercilik, hak ettiği övgüyü alır.
Ama bu arada, güvene düşen bir gölge de mevcut. Wikileaks'in yayınlamaya başladığı Stratfor yazışmaları, açıklık gerektiren bir konuyu da gündeme taşıdı. Küresel istihbarat, veri ve analiz toplama amacıyla kurulmuş bir şirket olan Stratfor'un Türkiye bazında profesyonel faaliyet için Hürriyet Daily News ve SABAH'la işbirliği ('konfedere ortaklık') içine girdiği anlaşılıyor.
Görülebildiği kadarıyla, karşılıklı bilgi alışverişi çerçevesinde olması öngörülen bu işbirliği süreklilik ve yoğunluk kazanmamış, sistematik olmamış. Ama uygulamaya geçilmiş.
Stratfor bir istihbarat servisi değil. Kar amaçlı, müşteri odaklı, yatırım projelerine katkı sağlayan bir şirket. Ancak, faaliyet alanının tabiatı, coğrafi aidiyeti vs. her türlü kamusal kuşkuya açık. Aslında, çerçevesi sağlıklı (yani 'kamu adına habercilik' rolüne zarar vermeyecek şekilde) çizilecek böyle bir işbirliği halkın haberalma hakkı açısından yararlı da olabilir.
Bir haber kuruluşu, okuruna veya izleyicisine sunduğundan ötesini ve 'sakladığını' mı Stratfor'la paylaşmalı? Ondan gelecek 'verileri' nasıl denetlemeli? Kaynak belirtme sorununu nasıl çözmeli? Bunlara dikkat edilmezse, bir gazete temel işlevinden farklı bir alana, onunla çelişen bir kimliğe kaymış olmaz mı?
Bu sorular önemli. Eğer bir anlaşma yapıldıysa, başından izlenmesi gereken yol basitti: Bunu bekletmeden, açıkça, şeffaflık içinde, faaliyet çerçevesini anlatarak okurlarla paylaşmak. Öyle olsaydı, sonradan olabileceklere karşı doğru bir poziyon belirlenmiş olurdu.
Ama hâlâ geç değil. Ne olduysa ve eğer bundan sonra da bu tür işbirlikleri olacaksa, bunu okurlara kurumsal kimlikle anlatmak, basının önde gelen, köklü mensubu SABAH'ın imajını korumak adına gereklidir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN