EMRE AKÖZ EMRE AKÖZ

Kimlik erozyonu

Bayrak gibidir formalar. Kimliği teşhir eder. "Ben buyum" veya "Biz buyuz" der. Kimlik dünden bugüne, bugünden yarına değişen bir nitelik değildir. Bazı kimliklerin yaşı yüzyıllarla ölçülür, bazısınınki bin yıllarla...
Bu açıdan baktığımda, sık sık forma tartışmasının çıkmasını tuhaf buluyorum. Bayrağı değiştirmiyoruz da, A Milli Futbol Takımı'nın formalarını niye değiştiriyoruz?
Lig takımlarının durumunu nispeten anlayışla karşılıyorum. Futbol pahalı bir etkinlik... Kulüpler para kazanmak zorundalar. Formaları her sene yeniliyorlar ki taraftara satabilsinler.
Peki, Milli Takım'ın Futbol Federasyonu'na para kazandırmaya ihtiyacı mı var ki formalar değiştiriliyor?
Futbol severler fiyatı 300 liraya ulaşan yeni formalara veryansın etti. "Asgari ücret 1600 lira" deyip durdular.
Bense olayın kimlik yönüyle daha çok ilgiliyim. Nike firmasıyla anlaşma yapıldığı için, Ay-Yıldız kenara kayıyor, onun karşısına firmanın amblemi geliyor.
Hem "Milli" diyoruz, hem de yabancı-küresel firmanın reklamını formamıza yerleştiriyoruz. (Yanlış anlamayın: Yerli firma da olsa bence fark etmez.)
Hiçbir şeyimiz hakiki, sahih, içten değil. Nutuklar atarken yerli ve milli, forma hazırlanırken enternasyonel ve küresel... Söylev çekerken forma aşkı, tasarıma gelince para aşkı...
Türkiye'de yaşayacaksanız deriniz kalın olacak. Çelişik hallerden rahatsızlık duymayacaksınız. Sürekli bir 'koy ver gitsin' durumunda olacaksınız.
Yeni formalardaki tek olumlu tarafı göğsündeki bant... Nasıl F.Bahçe çubuklu, G.Saray parçalı formaysa, milli takım da göğsü bantlı formadır. (Beyaz üzerine kırmızı veya kırmızı üzerine beyaz bant.)
1930'ların, 40'ların fotoğraflarına bakın: Göğüste bant vardır. Ay-Yıldız, bandın sağ veya sol kenarında değil, tam ortasında yer alır.
Formaları değiştirip duruyorlar, bari klasik formayı sabit tutsalar. Nostalji olur.

***

Yağlar nereye gidiyor?

Denemesi bedava. Doktorlar ve diyetisyenler dahil, istediğinize sorun: Egzersiz yaptığımızda vücudumuzdaki yağ miktarı azalıyor; peki, bu yağlar nereye gidiyor?
İstisnasız herkes, "Enerjiye dönüşüyor" diyecektir. Ben de böyle biliyordum. Ama öyle değilmiş. Yanlışmış bu bilgi. "Yağ yakmak" diye bir durum yokmuş gerçekte.
Son araştırmalar şunu gösteriyor. Egzersiz yaptığımızda, mesela koştuğumuzda veya bisiklete bindiğimizde, sözünü ettiğimiz yağlar karbondioksite ve suya dönüşüyor.
Karbondioksite dönüşen kısım, solunum esnasında vücuttan çıkıyor... Suya dönüşen kısım ise idrarla atılıyor... Özetle söylersek: Yağ yakmaca yok, yağ atmaca var.
Not: Yukarıda özetlediğim malumat taze sayılır. Öte yandan bazı bilimciler yağların yakıldığında ve böylece enerji sağladığında ısrar ediyor.

***

Aldatmanın eski tadı yok

Psikologların ve aile terapistlerinin son yıllarda en çok ilgilendikleri sorun, tahmin edeceğiniz gibi internetten kaynaklanıyor.
Arkadaşlık siteleri, WhatsApp grupları, Instagram mesajlaşmaları insanların karşısına alternatifi aşırı bol ve ulaşılması aşırı kolay bir dünya çıkardı.
Eskiden böyle değildi. Eşini, nişanlısını, sevgilisini aldatmak isteyenin gözünü dört açarak fırsat araması gerekiyordu. Seçenekler azdı, ulaşmak da kolay değildi. Çoğu kez para ve zaman gerekiyordu. Sürekli aldatan kişilerin sayısı, parmakla gösterilecek kadar azdı.
İnternet her şeyi değiştirdi. Eğer 'aranıyorsan', telefonunu açıyorsun, üç-beş tık ve üç-beş dakika sonra bir benzerine ulaşıveriyorsun. Ve bunu sürekli yapabiliyorsun: Evde, işte, otobüste... Eşin az ötede TV izliyor, çalışıyor veya uyuyor... Sen ise aganigilerdesin!
Sonuç... Heyecan yok, aşk yok, güven yok. Onların yerini tatminsizlik, yalnızlık ve sıradan bir seks hayatı alıyor. Tam bir 'varlık içinde yokluk' durumu. Ruh bilimi bakalım bu soruna bir çözüm bulabilecek mi?

BİZE ULAŞIN