DİLEK GÜNGÖR DİLEK GÜNGÖR

FETÖ yaptığında da şaka sanıyorduk?

Bu subliminal mesaj meselesi daha çok Fetullahçı Terör Örgütü'yle dilimize pelesenk olmadı mı? Hatırlayın, 15 Temmuz'daki hain darbe kalkışması öncesinde kapatılan örgütün medya organı Zaman gazetesinde 'Sükütun çığlığı' diye bir reklam filmi yayınlanmıştı.
Darbe girişiminden 9 ay 10 gün önce yayına konulan reklam filmi subliminal mesaj içeriyordu.
Rus Büyükelçisi Andrey Karlov suikastının da kapatılan Samanyolu TV'de yayınlanan 'Nizama adanmış ruhlar' dizisinde konu edildiği söylenmişti. Uzun zamandır subliminal mesajları duymuyorduk, ta ki geçen hafta cuma gününe kadar... Biliyorsunuz, Ülker 1 Nisan'da sosyal medyada 'Küçük kardeş olmak' adlı bir reklam filmi yayınladı.
Ama ne film?
Bırakın çocuğunuzu siz bile izlediğinizde 'korku filmi'ni aratmayacak bir ses tonuyla yayınlanan sözüm ona mutluluk şarkısı çizgi karakterler ve altyazılarla (hesaplaşma zamanı, acılar seni bulacak, evini folyo ile kaplı bulacaksın, halı sahada ip direği ile bağlı, pastaya acı biber, bir bakmışsın küçük kardeşler ablaları, abileri kurtaracak) birleşince tüyler ürperticiydi.
Peki kim çekti bu filmi?
Ajanslara yakın kaynaklardan aldığımız bilgilere göre, '1 Nisan hesaplaşma zamanı' kampanyasının ana konsept ve söylemleri TBWA İstanbul tarafından, dijital web sitesi ve uygulamaları ise Plasenta Conversation Agency tarafından yönetimden gerekli onaylar alınarak hayata geçirilmiş.
Plasenta'nın başında Gezi olaylarında adını duyduğumuz Cem Batu var. Batu, o dönemde Başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a mektubuyla gündeme gelmişti.
Dün belki 5 kez ofisini aradım, sekreterine not bıraktım, geri dönmedi.
Anlayacağınız yer yarıldı içine girdi.
Ülker'dekiler de olay patladığından bu yana 6-7 tane açıklama yaptı. Murat Ülker, reklam filmini görmediğini iddia ederek, bu işin kumpas olduğunu söyledi.
Reklam ajansları ve şirketin pazarlama departmanındaki 5 kişiye soruşturma açıldı. Bu soruşturmaların sonucunu merakla bekliyoruz.
Merak ettiğim ve açığa kavuşturulmasını istediğim bir konu daha var. Gezi sırasında yazdığı mektupta 'reklamın şiddetle işi olmaz' diyen Plasenta'nın patronu Cem Batu ya da TBWA İstanbul 'zehirlenme, idam, suikast' gibi subliminal mesajlar içeren, öcü bir sesle çekilen reklamı kafalarına göre mi yaptı? Ya da hangi kafayla yaptılar?
Hangi saikle hareket ettiklerini neden açıklamıyorlar?
Yukarıdaki sorular yanıt bulmazsa... Bu iş daha çok su kaldırır.
BİZE ULAŞIN