YAVUZ DONAT YAVUZ DONAT

Susmak... Bir Sanat

Açıklama... Yanıt... Karşı açıklama... 15 Temmuz... Kanun Hükmünde Kararname... Facia... Kınama... Tepki... "Durduk yerde bir bardak suda fırtına."
Bilgeler... Ne de güzel söylemişler:
Konuşmak bir ihtiyaç olabilir, ama susmak da bir sanattır.
İnsan dünyayı zapt eder ama dilini zapt edemez.
Suskunluk hiçbir zaman ihanet etmeyen gerçek bir dosttur.
Ve... Son bir "Söz" ile bu gereksiz konuyu kapatalım:
"Konuşmak yaradılıştan, susmak ise akıldan gelir."

***

Ağaçlara bakarken ormanı görememek

Parti politikası... Günlük çekişmeler... Yüksek gerilim... Türk siyasetinin üslup sorunu... Hakaret... Kavga... Bütün bunlar çoğu kez "Büyük fotoğrafın" görülmesini engelliyor.
Büyük fotoğraf... ABD, Türkiye'nin "Doğu'ya göz kırpmasını" istemiyor.
Başbakan Adnan Menderes, Sovyetler Birliği'ne gitmek istedi... "Hoş geldin 27 Mayıs 1960 darbesi."
Başbakan Süleyman Demirel, Sovyetler Birliği'ne gitti... Onları Türkiye'ye davet etti... Rafineri yaptırdı... Başka tesisler yaptırdı.
Sonra... "Pişmiş tavuğun başına gelmeyen" Süleyman Demirel'in başına geldi... "Muhtıra... Darbe."
Bugünü anlatmaya gerek yok... Herkesin gözü önünde.
Fakat... Siyasi öfke "Ağaçlara bakmaktan ormanı görmeyi engelliyor."

***

Atatürk ne demişti?

Yarından sonra büyük Atatürk'ü bir kez daha anacağız... 10 Kasım'da... Ölümünün yıldönümünde.
"Yeri" geldi... Atatürk'ün bir sözünü bugüne taşımanın "Tam da zamanı."
Meclis'in açılışından iki hafta sonra... 9 Mayıs 1920, Cumartesi.
Meclis'te "Gizli oturum" yapılıyor.
Kürsüde... Mustafa Kemal Paşa.
İşte sözleri... Kelimesi kelimesine... Gizli oturum tutanaklarından:
"Amerika Birleşik Devletleri ile siyasi ilişkilere girişmek Doğu'daki herhangi bir devletle siyasi ilişkilere girmekten bizi alıkoyamaz."
Nokta.

***

Soru

Dostumuz ve müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri'nin terör raporunda;
1. PKK neden yok?
2. YPG neden yok?
Başka soru yok.

***

Uzlaşmak... Çok mu zor?

Meşhur hikâye... Nasrettin Hoca "Kadı" olmuş (Yargıç)... Davacıyı dinlemiş... "Haklısın" demiş.
Sonra... Davalıyı dinlemiş... "Haklısın."
Davayı izleyen dayanamamış:
- Hocam... Davacı haklıysa, davalı da haklıysa, haksız olan kim?
- Sen de haklısın.
İstanbul'da... Büyükşehir Belediyesi... Balık ekmek satanlara "Burası belediyenin yeri... Terk edin" dedi.
Balıkçılar... Yargıya gittiler... Yargı "Balıkçılara hak verdi."
Bu defa belediye yargının kapısını çaldı.
Yargının kararı... "Sen de haklısın."
Tıpkı Nasrettin Hoca'nın fıkrası gibi.
1. Belediye kentin "Estetiğinin" derdinde... Ama balıkçı esnafı da "Evine götüreceği ekmeğin."
2. Yönetim bir ince sanattır... Siyaset de öyle, uzlaşma sanatı... "Belediyenin, esnafla konuşması, uzlaşması imkânsız mı?"
3. Sorunlar ille de "Mahkeme kararıyla" çözülmez... "Güç bende... Yıkarım buraları" diye ses yükselterek de çözülmez... Esnafla sohbet... Güler yüz, tatlı dil... Onlara başka bir yer göstermek, esnafı mağdur etmemek... Çok mu zor?

***

Tezgâh... Oyun... Ve perde

Pazar günü 10 Kasım... Bütün yurtta büyük Atamızı bir kez daha minnetle, şükranla, saygıyla, rahmetle anacağız.
Ah bu anma günlerinde/törenlerde biraz da "Dünü... Kurtuluş Savaşı döneminin Millet Meclisi'nde olup bitenleri... Meclisin açık ve gizli oturum tutanaklarını" gündeme getirebilsek.
O dönemle bugün arasında o kadar çok benzerlik var ki.
"Tezgâh" aynı tezgâh, "Oyun" aynı oyun.
"Perde" aynı perde.
Perdenin arkasında "Yabancılar." Mustafa Kemal Paşa, Meclis'te bu yabancıları "İsim bile vererek" anlatıyor... Türkiye'yi karıştırmak için, isyan çıkarmak için "Kimin, nerede, ne yaptığını" ayrıntılarıyla.
Ve... Bir de... "Perdenin önündekiler."
Bunlar... Bizlerden birileri... İçimizdekiler... İşbirlikçiler.
Ki... Aralarında "Milletvekilleri bile" var... Mustafa Kemal Paşa, Meclis'te "Onlardan da" söz ediyor.
Evet... 10 Kasım'da "Bunları" konuşmak, dün olup bitenleri, ülkemize kurulan tuzakları "Bilmeyenlere anlatmak" çok mu zor?
Biliyoruz... "Ucuz nutuklardan" daha zor... Zira "Araştırmayı" gerektiriyor.

***

Mektup yazdım Hasan'a

Yıllardır teröre, terör örgütüne kimlerin "Örtülü, örtüsüz" destek verdiğini, terör örgütü liderlerini ve militanlarını kimlerin nasıl koruyup kolladığını artık sağır sultan bile biliyor.
Bunlar gizli saklı şeyler değil.
Yıllarca çok konuşuldu... Yazıldı, çizildi.
Devlet adamlarımızın konuşmalarına... Devletin resmi kayıtlarına girdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan "Acaba" diyoruz;
Bütün bunları... ABD dâhil, bütün yabancıların terör örgütlerini nasıl himaye ettiklerini "Belge belge" birleştirip, bir "Mektup haline" getirse... Postayla göndermeye gerek yok... Mektubu "Elden" ABD Başkanı Donald Trump'a verse... Nasıl olur dersiniz?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN