YAVUZ DONAT YAVUZ DONAT

Üç “Akil” adam

Siyasetin üç duayeni... Üçü de politikanın "Şeref tribünlerinde" oturmuş.
Deniz Baykal... Bakanlık... Darbe... Sürgün... Genel Başkanlık... "Alkışı duydum, ihaneti gördüm" şarkısını mırıldansa yeridir.
Köksal Toptan... Darbeden (12 Eylül 1980) önce milletvekiliydi... Darbeden sonra yine Meclis'e girdi... Bakanlık... Meclis Başkanlığı... Kamu Etik Kurulu Başkanı.
Cemil Çiçek... Özal'ın "İşi ona ver, gerisine karışma" dediği siyasetçi... Bakanlık, Başbakan Yardımcılığı, Meclis Başkanlığı... Cumhurbaşkanlığı İstişare Kurulu Üyesi.
Sohbet... Zevkliydi... Ders gibiydi.
Keşke videoya çekseydik... Televizyonda... Üniversitede... Siyaset bilimi derslerinde gösterilirdi.
Sohbetten notlar... Üç duayenin buluştuğu noktalar:
Siyasetin "Yasal... Anayasal" ayağı kadar "Ahlak ayağı" da önemli, "Siyasi kültür" ayağı da.
Siyaset üslubu "Yüz yüze bakmayı... Ülkenin temel sorunlarına birlikte çözüm aramayı" güçleştirmemeli.
Darbe... Muhtıra... Siyasete müdahale... Konuşulmamalı... Darbe hiçbir sorunun çaresi değil... "Demokrasinin kıymeti bilinmeli."

***

Yıldönümü-1

Zincirbozan... 9 Eylül 1983.
"Sürgündeki" CHP'liler... O sabah şort, kısa kollu gömlek değil... "Takım elbise" giymişler.
Adalet Partililerden biri sormuş:
- Neden damat gibi giyindiniz?
CHP'li Celal Doğan... Espri küpü... Yanıt vermiş:
- Askerler bizi bırakıyorlar... Siz içeride kalmaya devam edeceksiniz.
O gün... CHP'lilerin "Öyle giyinmelerinin" nedeni... 9 Eylül... CHP'nin kuruluş günü.
CHP'liler... Yerden çiçek toplamışlar... Atatürk büstü önünde saygı duruşunda bulunmuşlar.
Gözlerde yaşlar.

***

Yıldönümü-2

Demirel... Zincirbozan sürgünündeki "Adalet Partililere" demiş ki:
- Çörek, börek... Kimde ne varsa getirsin... Herkes takım elbise giysin.
Adalet Partililer... CHP'lilere... "Kuruluş yıldönümü kutlamanızı paylaşıyoruz" demişler.
Yenilmiş... İçilmiş... Sohbet, Demirel'in sözleriyle bitmiş:
- Sürgünde bile bir partinin kuruluş yıldönümü kutlanıyorsa, Türkiye'nin aydınlık geleceğinden de, demokrasinin yüceliğinden de kimse şüphe etmesin.
Deniz Baykal'da "Zincirbozan anısı" o kadar çok ki.

***

Bir Turan Güneş hikâyesi

Siyasette "Karaoğlan fırtınasının" estiği dönem... Seçim yapılıyor:
14 Ekim 1973... "Ecevit'in CHP'si" birinci parti... Yüzde 33.3.
Meclis Başkanı seçilecek.
Deniz Baykal... Yanına birkaç arkadaşını alıyor... Prof. Turan Güneş'e gidiyorlar:
- Siyasi birikimin... Liyakatin... Meclis Başkanlığı için en uygun isim sensin.
Turan Güneş... TBMM Başkanlığı gibi bir makamı... Elinin tersiyle itiyor.
"Arkadaşlar" diyor;
1. Ben sıkıntılı adamım... Uzun süre oturamam.
2. Kalkarım... Dolaşırım... Huyum bu.
3. Dolaşırken de oramı buramı kaşırım.
4. Benim davranışlarım Meclis'in mehabetine (Saygınlığına, yüceliğine) uygun düşmez.
Sonuç... TBMM Başkanlığına "CHP, Kars Milletvekili Kemal Güven" seçilir.

***

Su yüzüne çıkmamış anılar

Ecevit "Hükümeti kurmakla" görevlendirilmiştir... 1973 seçimlerinin sonrası... Deniz Baykal'ı çağırır:
- Sizi Maliye Bakanı yapıyorum.
- Nasıl olur efendim?... Maliyeci değilim... Partimizde maliyeci çok... Maliyede yetişmiş bir abimizi bakan yapsanız.
- Hayır... Son kararım... Maliye Bakanısın.
Baykal'ın evindeki sohbette "Su yüzüne çıkmamış anılar denizinde" yüzdük.

***

"Sunturlu küfür"

"Sunturlu küfür"
Zincirbozan'da ilk gün... Sürgündeki siyasetçilerin fotoğrafları çekiliyor.
Siyasetçi... "Tahta iskemlede."
Karşısında bir asker... Fotoğrafçı... Önünde fotoğraf makinesinin sehpası.
Önce Demirel'in fotoğrafı çekiliyor.
Ardından... Eski Cumhuriyet Senatosu Başkanı Sırrı Atalay'ın.
Sonra... Deniz Baykal'ın.
Bu sırada... Gözyaşlarını tutamayanlar oluyor.
Celal Doğan... Dayanamıyor... Küfrü basıyor:
- Darbenin de... Darbecinin de... Bizleri sürgüne gönderenin de..........................

***

"Ders gibi" sözler

Deniz Baykal'a dedik ki:
1. Zincirbozan'ın üzerinden "37 yıl" geçti.
2. Nüfusun büyük bölümü "O dönemi" bilmez... Bilenlerin çoğu da unutmuştur.
3. Anılarınızı süzgeçten geçirince... Zincirbozan'dan... Aklınızda... "Türk siyasetine aktarmanız gereken" ne kaldı?
Deniz Baykal'ın yanıtı:
Zincirbozan'da... Yıllarca mücadele ettiğimiz insanlar, birbirimizi tanıdık.
Herkes bilgisini, birikimini anlattı.
Ağacın altında seminerler yaptık... Ülkenin sorunlarını ve çözüm yollarını tartıştık.
Bugün... Bu salonda... Cemil Çiçek, Köksal Toptan, ben... Dostça oturuyoruz... 2023 Türkiye'sini konuşuyoruz... Ülkenin ana sorunlarından olan uzlaşı ve birliktelik üzerinde duruyoruz... Bu kültürün kurumsallaşması Türkiye'yi de rahatlatır... Siyaseti de.

***

Veda

Cemil Çiçek ile Köksal Toptan... Baykal'la "Korona modeli" vedalaştılar... "Sağ el göğüste... Tebessüm... Karşılıklı baş eğme."
Biz... "Yine geleceğiz" dedik ve... Arkasına geçtik... Kolumuzu, Deniz Bey'in "Omuzuna" sürttük... Gülmeye başladı.
Güzel bir sohbetti.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.