Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ATİLLA DORSAY

Sahnelerden birkaç izlenim

Kardan eve kapandığımız şu günlerde tiyatrodan söz etmek gerçekçi mi? Nasıl çıkıp gideceksiniz? Ama güncelliğin, özellikle de polemiklerin bana ertelettiği bu yazıyı yazıp sevdiğim birkaç oyunu duyurmak da boynumun borcu diye düşündüm.
İkisini de Profilo'da izlediğim oyunlardan (artan AVM rekabetine karşın, burası hala canlılığını koruyor: biraz da tiyatro-sinemaları sayesinde) TiyatroKare'nin sahnelediği Sinek Kadar Kocam Olsun, Başımda Bulunsun (!), altbaşlığı 'evlilik hikayeleri' olan bir deneme. Hatice Meryem'in yazıp Hülya Karakaş'ın sahneye koyduğu oyun, altı kadın ve bir erkek aracılığıyla evli kadın olmanın durumlarını sergiliyor: kapıcının, tornacının, imamın, kuryenin, marangozun, kasabın, gardiyanın, tüccarın, sünepenin, ayyaşın, hatta bir cücenin karısı olmak... Ne menem şeydir?
Oyun biraz ortaoyunu, biraz Karagöz- Hacivat, biraz müzikal etkilerini harmanlayarak, her bölümü Baba Zula müziğinin eşlik ettiği şarkılarla bitirerek yürüyor. Metin yeterince güçlü (yani esprili) değil. Bu da belli bir tekdüzelik yaratıyor. Yine de ülkemizdeki kadın-erkek ilişkilerine bu keskin ve alaycı bakış, hayli sempatik ve oyalayıcı. Suna Keskin, Oya İnci, Özge Özberk, Özlem Çakar, Duygu Yetiş ve Şirin Sevinç gibi harika kadınların ve onlara karşı, tek başına kahramanca direnen Veysel Diker'in büyük katkılarıyla...
Tiyatro İstanbul ise uzun zaman sonra bir gala yaptı ve hepimiz sevgili Gencay Gürün'ün onca ameliyattan sonra (nisbeten) iyileşip aramıza katılmasından son derece mutlu olduk. Yaklaştıkça- Closer, benim birkaç yıl önce bayıldığım ve üzerine bir övgüname döşendiğim Mike Nichols filmi Closer- Daha Yaklaş'ın asıl metninden uyarlanmış (Ben o filmin bir oyundan uyarlandığını tümüyle unutmuştum).
Özetle, iki kadın iki erkek dört kişinin aşk ve seks ilişkileri denebilir. Sahnede seks yok gerçi (!), ama üzerinde bol bol konuşuluyor. Patrick Marber'in 'açıksözlü' metni kimilerini şaşırtabilir. Ama insanlar artık başka türlü mü konuşuyor? Büyük kent insanının yalnızlığı ve bitmeyen 'ikiz ruh' arayışı üzerine bu dokunaklı ve keskin metin, Gencay Hanım'ın çevirisi, Celal Kadri Kınoğlu'nun yönetimi, Murat Han, Nilperi Şahinkaya, Şencan Güleryüz, Esin Harvey dörtlüsünün oyunlarıyla kaçırılmayacak bir akşam vaad ediyor. Benim gibi filmi görmüş olanlar, Julia Roberts, Natalie Portman, Jude Law ve Clive Owen'dan oluşan kadrosu ve elbette sinemanın büyük imkanlarıyla, filmini tercih edebilir. Ancak bu oyun da müthiş ve izlenmeyi hak ediyor.
Bir de konser. Artık geride kaldı ama, önceki hafta İş Sanat'ta dinlediğim Cezayirli şarkıcı Souad Massi'ye de hayran kaldım. Dünya müziğinin bu tanınmış ismi, özgür tavırları ve siyasal içerikli şarkıları yüzünden ülkesinden kaçıp Fransa'ya yerleşmek zorunda kalmış. Sesi çok olağanüstü değil belki, ama öylesine güze melodileri ve olgun bir sound'ı var ki, dayanılmaz. Bu İslam Joan Baez veya Tracy Chapman'ının albümlerini arayıp bulmaya çalışacağım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA