ATİLLA DORSAY

İstanbul üzerine düşünmek

İstanbul İstanbul... O eski Nükhet Duru şarkısı gibi. Hep kulaklarımızda çınlıyor, çünkü hep aklımızda. Tüm ihtişamı, tüm gizemi ve zaman zaman tüm sefaleti içinde... İşte bu pazarlık, kimi İstanbul notları.
Mete Caddesi üzerinde, Taksim Parkı'na bakan kırk yıllık berberim Süleyman'da saç traşı oluyorum, Cuma günü. Ve parka bakıyorum. Nasıl dolu, nasıl kadın-erkek, çolukçocuk birden bastıran baharın tadını çıkarıyorlar... Yok edilmek istenen, yerine eski kışla dikilmek istenen park bu mu? Nasıl oluyor?
Oluyor, çünkü bu planları Ankara ve İstanbul'daki masalarında yapıp ortaya atanlar kenti bilmiyor, gezmiyor, yaşamıyor. Öyle olmasa, böylesine canlı bir parkı o halkın elinden almayı düşünebilirler miydi? Lütfen şu güzel havalarda bir bakın. Yüz tane, bin tane yazıdan daha etkili bir manzara...

PARK OTELİ ANMAK
Ne kadar üzülmüştüm, Gümüşsuyu üzerindeki Park Oteli yıktıklarında... Benim de anılarım vardı orada, çok genç yaşta ünlü barında oturmuş, içen ünlüleri görmüştüm. Aralarında yeni yazmaya başladığım Cumhuriyet'in sahip ve yazarlarından Doğan Nadi de olurdu.
Korumamız gereken o tarihi oteli yıkmak, Bedrettin Dalan'ın en büyük hatalarından biri olmuştu. Yerine o heyula binaya izin vermek, daha da büyük bir hataydı. Seçimlerden beklenmedik bir zaferle çıkan Nurettin Sözen, o inşaatı yıktı. Bu da onun en iyi işlerinden biriydi. Çünkü Ayaspaşa gibi durmuş-oturmuş bir semtte, tüm varolan normları aşıp kule gibi yükselen öyle bir bina, tüm şehircilik ve mimarlık ilkelerine aykırıydı. Vaktiyle Dalan'ı genelde övmüş, Sözen'i ise hayli eleştirmiş (üstelik bunun için koca bir kitap yazmış!) bir mimar-yazar olarak, bunu hakkaniyetle söylüyorum. Eğriye eğri doğruya doğru!..
Ve şimdi, yeni Park Otel (veya neyse) ortaya çıkmaya başladı. Yanındaki yapıları, özellikle de Alman Konsolosluğu'nu aşmayan, bu eski semte saygı gösteren bir güzel yapı. Çeyrek yüzyıl sonra bir yanlışın yerine doğrusu geçiyor. Hoşgeldin, yeni Park Otel. Keşke yeni usül kuleler senden gereken dersi alsalar..

FATİH-EMİNÖNÜ'NÜ KİM YÖNETMELİ
Sultanhamet'de eski Bizans Sarayı'nın üzerine otel yapılma girişimi belki hayırlı oldu. Çünkü öncelikle 'büyük patron', yani Kültür Bakanlığı uyandı, olayı kınadı ve sorumlu olarak Fatih Belediyesi'ni gösterdi. Ardından Topkapı Sarayı müdürü İlber Ortaylı uzun vadeli çözümü önerdi: Başta Fatih-Eminönü Belediyesi (ikisi artık birleşti), böylesine önemli tarihi merkezleri yönetecek kişiler seçimle değil, atanarak gelmeli. Elbette uzman kişiler arasından...
Bakınız, seçilenlerin karşısına atananları koyup onları savunmak, benim demokrasi anlayışıma terstir. Sonunda pek iyi bilmedikleri işlerin başına geçenler de kendilerini eğitebilir ve çaba gösterip başarılı olabilirler.
Ama galiba bunu beklersek, eski İstanbul'dan çok şey kurtaramayacağız. Şu Eminönü'nün talihsizliğine baksanıza... Uzun yıllar önce, adını anmak bile istemediğim öylesine yetersiz bir başkanı vardı ki, kendi partisi onu görevden almak zorunda kalmıştı. Şimdiki başkanı onunla kıyas bile etmem, ama yine de Fatih-Eminönü cephesinde işler çok iyi gitmiyor ve dünyanın gözü üzerlerinde olan bu açıkhava müzeleri, gereği gibi korunup değerlendirilemiyor. Acaba İlber Hoca'ya kulak verme zamanı geldi mi?
BİZE ULAŞIN