ATİLLA DORSAY

Taksim'den nasıl çıkılır?

Aslında başka şeyler yazmak istiyorum: özellikle katıldığım kültür olaylarını, özel geceleri, galaları... Ama Taksim- Beyoğlu olayı öylesine haşmetle gündeme oturdu ki, sınırlı da olsa köşelerimi bu duruma eğilmek için kullanmam gerekiyor.
Türkiye gibi gündemi hep yoğun olan bir ülkede, Taksim projesinin böylesine tartışılması şaşırtıcı mı? Bence değil. Çünkü bu meydan, ülkenin kalbi ve dünyanın en büyük, en güzel ve en güncel kentlerinden biri olan İstanbul için yadsınamaz bir önem taşıyor. Ve kendi gündemini yaşayan, ama gözü hep İstanbul'da olan her yöreden vatandaşlarımızın da ilgisini çekiyor.
Gelinen nokta parlak değil. Şehircilikle ilgili tüm kurumların başkanlarından bizzat hükümetin kültür bakanına, kimse Taksim projesini onaylamıyor. Hele o Topçu Kışlası'na öcü gibi bakmayan yok!.. Konuya en çok eğilen gazetelerden Radikal'in okur anketinde sadece % 4 oranında bir kesim olayla ilgilenmediğini söylerken, % 65'i projeye "tümüyle karşı" olduğunu belirtiyor. Basında hemen her gün sayısız yazar da eleştiriyor. Onaylayana ben rastlamadım.
Üstelik son haber, işin içine Arkeoloji Müzesi uzmanlarının da katılması ve Taksim'de o yörede arkeolojik kazı (yani elle yapılan bilimsel kazı) yapılması gereğini belirtmesiyle, çalışmanın İstanbul 2 nolu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından durdurulması. Buyrun burdan yakın!..
Şimdi... Akılcı ve pratik olmayı birleştiren ve de işi yokuşa sürmeden, politik ve ideolojik yorumlara da sapmadan bitirmeyi öngören kişisel görüşüm şöyle... Zaten asıl facia olan Gümüşsuyu ve Sıraselviler tünellerinden vazgeçilmiş. Şimdiki tüneli, bilimsel uyarıları da dikkate alarak ve en büyük zarar görecek olan Talimhane otelleri için özel önlemler alarak, olabildiğince çabuk bitirmek. Ve de en büyük eleştiriyi alan Topçu Kışlası'nı (içine ne konursa konsun, fark etmez!) tümüyle iptal etmek. İşte bence Taksim'den çıkışın tek yolu.
Beyoğlu için cumartesi günü yazdığım yazı da yankı yaptı, mail'ler ve telefonlar susmadı. Bu gözde semtin başına gelenlerin tam bir dökümü, sanırım çok kişiyi etkiledi. Orada da çözüm basit. Aslında, çok büyük bir köhnemiş ve kullanılmayan bina kitlesini çağdaş kılmak için başlatılan Tarlabaşı'nı dönüştürme projesi, bence iyi bir proje. Yapıların genel mimarisini korumak ve aradaki eski eserleri onarmak koşuluyla... Ki sanırım bu yapılacak.
Ama yazdığım gibi, bu büyük proje Beyoğlu'nu Beyoğlu yapan asıl değerler bütününün korunup kurtarılmasıyla atbaşı gitmeli. Anlamını ve önemini ancak o zaman kazanır. Tüm o sinema ve tiyatroların, o marka olmuş restoranların, o aydınların kuşaklar boyu toplandığı mekânların yok olduğu bir Beyoğlu'nu kim ne yapsın? S
on bir not. Acaba dünyanın hangi kentinde, hangi gerekçeyle olursa olsun, tüm bir tarihi pasaj bir mağazaya kurban edilir? (Anadolu Pasajı). Ve dünyanın hangi kentinde, o ülkenin ulusal sinemasına adını vermiş bir sokak, böylesine hırpaniliğe teslim edilir? Elbette Yeşilçam Sokağı'nı kastediyorum. Ama asıl Yeşilçam'ı: yani Emek sinemasına giden ve aşağıda sola dönerek devam eden gerçek Yeşilçam'ı...
Ve de hangi kentte, kentin ana meydanı gerekli ön çalışmalar yapılmadan, yangından mal kaçırırcasına dozerlere teslim edilir?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN