YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Lale devri'nin sonu malum!..

Yeni sezonun yeni dizileri köşemizin okurları tarafından hemen mercek altına alındı ve kıyasıya kritik edildi. İşte Show TV'nin "Lale Devri" dizisi hakkında okurumuz Meltem Köroğlu'nun görüşleri: "Merhabalar Yüksel Bey. Yazılarınızı ve tespitlerinizi büyük bir beğeniyle takip ediyorum. Bazen dizi yapımcıları yolladığınız uyarıları görünce 'Ağzınıza sağlık' demekten kendimi alamıyorum. Bilindiği üzere Türk halkının dizi bağımlılığı kanalların projelerini en çok etkileyen şey. Ama bu faktör nedense ve dizilerin kalitesine etki etmiyor. Beni size yazmaya iten de dün akşam izlediğim 'Lale Devri' komedyası. Haftalar öncesinde büyük duyurularla reklam edilen, boy boy röportajlar verilen yapımın bu kadar fos çıkacağını ummuyordum. Zira hep hikayenin güzelliğinden dem vurulmuştu. Hikaye her zamanki hikayeydi. Ama bu sefer amaç farklıydı. Nereden başlasam bilemiyorum. Öncelikle kör olmayan her insan, dizinin ilk bölümünün sadece Emina Sandal ve Serenay Sarıkaya'yı giydirip ortalığa salmaktan ibaret olduğunu söyleyebilir. Anladığım kadarıyla 'Gossip Girl', 'Aşk-ı Memnu' gibi örneklerden sonra yapımcılar bu trend yaratma işine iyi sardı. Dizi birbirinden acayip, özel tasarım olduğu belli kıyafetlerle iki kızın barlarda, plajlarda salınması şeklinde başladı ve son buldu. Serenay Sarıkaya'nın plajda, aynı sahnede iki farklı mayo ile dolaştığına şahit oldum. Sonradan giydiği kırmızı bikiniyi de atlamayayım. Emina Sandal'a çok yakıştığı belli olan dökümlü Helen tarzı kıyafetlerden de sayısız örnek hazırlanmış. Yapımcılar olabildiğince fazla kıyafet sergilemek için oldukça fazla çaba göstermişler. Gelelim diyaloglara, oyuncuların samimiyetsizliklerine ve senaryo hatalarına: Bir gün önce 8 Milyon TL'yi Osman Hamdi tablosuna veren Çınar Bey toplantı salonuna dalar. O da ne? O zengin adamın toplantı salonu, köy düğünlerinden kalmaya benzer iki-üç masa ve alelade sandalyelerden ibarettir. Herhalde tablodan sonra paraya sıkıştı. Bu arada amcası gereksiz bir şekilde 'Sen çok iyi çalışıyorsun. Şöyle iyisin, böyle mükemmelsin, geç kalsan da olur' şeklinde bir methiye düzer ve ekler: 'Çabuk bitirelim toplantıyı, 'cumaya' geç kalacağım.' Asıl bomba bir sonraki camide çekilen cuma namazı sahnesindeydi ve eşim yakaladı hemen hatayı. Cuma namazı kılınan caminin cemaati üç-beş kişiden oluşan, saf bile tutmamış bir topluluktu. Bu sahneyi ve cuma namazı lafını nedendir bilmem sonraki sahnelerde de uzattıkça uzattılar. Madem lafını ediyorsunuz, yaratsaydınız namaza uygun ufak bir cemaat. Bu işler bu kadar mı ucuz? Oyunculara vermekten set hazırlamaya para mı kalmadı? Diğer mesele de 8 milyon liranın bile düze çıkaramadığı batık ailenin kızlarının o bar benim bu otel senin gezmeleri. Böyle batağa can kurban! Zaten batağa düşmeleri de ayrı bir komedi. 'Borcumuz olan banka battı. Borçları bize kaldı.' Sözün bittiği yer burasıdır. Bu kadar özensiz, bu kadar klişe bir yapım beklemiyordum. Başka bir kanala geçmeye kalktığımda eşim 'Bu dizi çok matrakmış, bırak izleyelim' dedi. Yani bir komedi olarak diziyi beğenmişti. Reklam arasında Emina Sandal'dan sonra Erkan Petekkaya'nın oyunculuğuna geçince kendimi Oscar'lık yapıt izliyor gibi hissettim. Bu yapım hakkında ne kadar yazılsa azdır, muhtemelen dikkatli izleyicilerden birçok mail alacaksınız bu konuda. Asıl dem vurmak istediğim, yapımcılar para kazanmanın yolunun reklamcıdan geçtiğini biliyorlar ama o yol hiç izleyici memnuniyeti denen yere uğramıyor mu? 'Lale Devri' romantik bir hikayeden çok, giyim ve tasarım defilesine benziyordu. 'Çakıl Taşları' gibi sansasyondan uzak, 'Yer Gök Aşk' gibi küçük senaryo güzellikleri için uğraşan diziler dibe batarken, bu tür diziler sükse yapıyor. Sanırım bu kalitesizliğe biz çanak tutuyoruz. Lütfen bu tür, seyirciyi aptal yerine koyan yapımlara karşı bizlerin sesini duyurmaya devam ediniz. Saygılarımla..."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.