YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Hey gidi 32. Gün

25 yıl... Çeyrek yüzyıl... Bölüm başına 500 bin lira ödenen dizilerin bile üç haftada yayından kalktığı şu acımasız reyting savaşları arasında bir haber programını tam 25 yıl boyunca ekranda tutmak başlı başına bir başarı. 32. Gün geçen hafta 25'inci yaşını kutladı. Geceye Koç Müzesi'nin ev sahipliği yapması da bana manidar geldi. Mehmet Ali Birand ve 32. Gün'e resmen 'antika' muamelesi yapıldı!.. Şaka bir yana, 25 yıl boyunca ekranın en başarılı habercilerini yetiştiren bir okul gibi çalışan 32. Gün'e sadece bir televizyon gazetecisi olarak değil, sıradan bir izleyici olarak da şükran borçluyum. Yıllardır 'kimseye randevu vermeden' geçtiğim o ekranın karşısında 'dünyanın haberini' buldum. Teşekkürler Mehmet Ali Ağabey, teşekkürler 32. Gün'ün cefakar ekibi... Yeniler bilmez... Bundan 20-25 yıl önce 32. Gün, haberlerden sonra, yani teknik televizyon deyişiyle Prime Time'da yayınlanırdı. Şimdilerde ancak sabaha karşı izleyicisiyle buluşabiliyor. Yani artık istediğinize randevu verebilirsiniz. Çünkü tüm randevularınızı gerçekleştirdikten sonra bile 32. Gün'ü izlemeniz mümkün! Heyhaaat, gel de haberin, habercinin televizyon tartısında ağır bastığı o günleri özleme. Değil mi Mehmet Ali Ağabey?
(NOT: Söz nostaljiden açılmışken, pazar günü insan hafızasının ne derece oynak olduğunu hicvetmek için latife olsun diye kurduğum, "İnsan-ı beşer hafıza ile maluldür" cümlesine okurlardan düzeltme geldi. Yok canım, endişe etmeyin. Ne o kadar cahil, ne o denli malulüm. Cümlenin sonuna koyduğum ünlemin, her şeyi anlatacağını umup yanılmışım, hepsi o kadar...)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.