YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Kraliyet Ailesi Musiki Cemiyeti sunar (!)

Cumartesi akşamı Disko Kralı'na tesadüfen rast gelenler, Okan Bayülgen'in TRT Müzik kanalına transfer olduğunu düşünmüştür herhalde. Zira o çılgın Disko Kralı stüdyosunda sazendeler, fasıl ve Türk Sanat Müziği'nin önemli sanatçıları bulunuyordu. Okan, sanat müziği gecesi özel programıyla izleyenlerini ters köşeye yatırmıştı.
Belli ki Okan, gençlere Türk Sanat Müziği'ni sevdirmek gibi ulvi bir gayenin peşinde koşmak niyetinde değildi. Hatta "Her ölümlü bir kez Türk Sanat Müziği'ni tadacaktır" deyip; bu müzik türünü icra edenler için 'saray kaçkını' benzetmesini kullanmakta sakınca görmüyordu. Amacı, 'disko' atmosferinde, hayatında TSM dinlememiş gençlerin önüne sanatçıları çıkarıp bir tezatlık ya da 'durum komedisi' yaratmaktı. Ama gelin görün ki; ortaya enfes bir program çıktı.

HAVAYA GİRDİLER
İlk başlarda 'Olmaz ilaç sine- i sad pareme'yi Fransızca bir esermiş gibi dinleyen gençler, ilerleyen dakikalarda iyice havaya girdiler. Okan ise atmosfere son derece iyi uyum sağlamıştı.
Taburesinde 'hanım hanımcık' oturuyor, sanatçılara "Caaanım efendim" diye hitap ediyor, gözlerini kırpıştırıp duruyordu. Hatta programda şöyle diyaloglar bile gelişti:
OKAN: Kamuran Hanım, hangi eseri seslendireceksiniz efenim? KAMURAN AKKOR:
Uşşak olsun istedim. OKAN: Estağfurullah efenim, hayhay, tabii buyurunuz istirham ederim...
Programda Zeki Müren, Müzeyyen Senar gibi ölümsüz sanatçıların tanıtıldığı klipleri de çok faydalı buldum.
Hatta Zekai Tunca'nın ve Yılmaz Morgül'ün sanal alemde trending topic olması, Twitter'ın dünyadaki 300 milyon kullanıcısının "Kim bu adamlar yahu?" diyerek isimlerini arama motorlarına taratması, bugüne kadar Türk Sanat Müziği'nin dünyaya tanıtılması için girişilen en radikal eylemdi kuşkusuz...

KİM BU SAKALLI GENÇ?
Ekran karşısında hayatında ilk kez kulağına Türk Sanat Müziği değenler olduğu gibi; tam tersi bir durum da söz konusuydu elbette. Örneğin; annem büyük ihtimalle Disko Kralı programını hayatında ilk kez baştan sona izlemiştir diye düşünüyorum. Hatta bazı huzurevlerinde yaşlı ninelerin, dedelerin birbirlerine şöyle sorduğunu hayal ediyorum:
"Sarışın olan bizim Kamuran da, yanındaki şu sakallı, pek terbiyeli genç adam kim acaba?"
BİZE ULAŞIN