ÖNCEL ÖZİÇER

Çocuk değil ailesi sevimsiz

Havaalanındayım, elimde kitabım, sakin sakin bir köşede oturuyorum.
Oturuyoruz.
Bütün yolcular pek uslu, ortamda neredeyse bir kütüphane havası...
Fakat bu sakinlik çok kısa sürüyor, karşıdan dört kişilik bir çekirdek aile geliyor.
Anne, baba ve biri kucakta olmak üzere iki erkek çocuğu.
O kucaktaki arkadaş öyle bir ağlıyor, öyle çığlıklar atıyor ki; "Eyvah" diyorum, çocukcağıza bir şey oldu herhalde.
Ya annesi çaktırmadan aşağıdan etlerini yoluyor ya da hasta, sancısı var yavrum, söyleyemiyor.
Öyle böyle bir ağlamak, bağırmak değil ama.

BİR PARÇA DİSİPLİN
Bu arada da itiraf edeyim içimden "Allah'ım lütfen bu uçak olmasın, yalvarıyorum bak, bu kadar uçuş var, ne olur başka bir şehre gidiyor olsunlar" diyorum.
Ama tabii ki bir klasik yaşanıyor ve o aileyle aynı uçağa bindiğimiz gibi, gelip tam yanımdaki sıraya konuşlanıyorlar. "Çocuktur ağlar, yapacak bir şey yok" diyeceksiniz.
Bir derdi, sıkıntısı varsa tabii ki ağlar. O zaman da bize kızmak yerine ancak üzülmek düşer. Ama bazı anne-babalar var ki; çocuklarına "Dur, sus, otur" demeyi akıllarından bile geçirmedikleri için, çocukcağızlar ipi salınmış kuduz gibi nereye saldıracaklarını şaşırıyorlar.
Onlara da yazık! Bir parça disiplinin, dozu ayarlanmış otoritenin çocuğa zararı değil, ileri yaşları da dahil olmak üzere ancak yararı olabilir.

EZİK OLMASINLAR DİYE
Ama bazı ebeveynler; özgüvenli yetişsin, ezik olmasın, dik dursun deyip çocukları kendi haline bırakmayı tercih ediyorlar.
Çocuklarına 'Hayır' ve 'Yapma' kelimelerini kullanmamayı marifet sayıyorlar.
Önceki gün bir haber okudum.
İzmir'de bir ilköğretim öğrencisi resmen okulda terör estiriyormuş. Sınıfta dövmediği arkadaşı kalmamış.
Kız-erkek ayırt etmeden tekme tokat dalıyormuş arkadaşlarına.
Veliler sonunda bu duruma isyan edip çocuğun okuldan atılması için imza toplamışlar.
Şimdi burada çocuğun ne suçu var?
Eminim annebabası oğullarının bu 'Ali kıran baş kesen' tavırlarından gurur duyuyorlardır. Çocuk evden cesaret almasa, sırtı sıvazlanmazsa, bu kadar rahat olamaz.
Nasıl olsa okuldan isteği kadar şikayet gelsin; annesi ve babası onu koruyacak, hiçbir şekilde cezalandırmayacak, bunu biliyor.

ZEHİR OLDU
Uçaktaki minik de yol boyu avazı çıktığı kadar bağırıp 50 dakikayı hepimize zehir ederken, anne-babası o 50 dakikayı geh geh gülerek geçirmeyi tercih etti. "Ay benim yaramaz oğlum, ah benim paşam" diye diye.
Çocuk yerini beğenmedi, parmağıyla cam kenarını gösterip böğürüyor, anne-baba gülüyor.
Cam kenarından tekrar eski yerine geçmek için gözyaşı dökmeden sahte sahte ağlıyor, aile yine sırıtarak çocuğun dediğini yapıyor.
Elindeki oyuncağı beğenmiyor, abisinin kafasına atıyor, anne-baba zevkten ölecek, ısrarla sırıtıyor.
Ayak kokulu mısır çerezi paketini açıp içindekileri sağa sola saçıyor, zannedersin annesinin kafasına konfeti atıyor, kadın da öyle bir keyif.

ÜREMEK AYRICALIK MI?
Şimdi böyle yazınca bazıları hemen "Senin çocuğun yok, başına gelmediği için bilmiyorsun, ne yani çocuklu insanlar seyahat etmesin mi? Ağlayan çocukların ağzının ortasına mı ekleştirelim?" falan diyecekler, çünkü hep öyle oluyor.
Yahu ne alakası var?
Sen çocuğunu ölçüsüz şımarttın, ayarı kaçırdın diye, ben senin yumurcağın tacizine neden katlanayım?
Gerçekten bir derdi, sıkıntısı olur, oturayım ben de seninle beraber üzüleyim, ufaklığın derdine bir çare arayayım.
Ama sen çocuk yetiştirmeyi beceremedin diye, ben neden her yolculuğu gergin tamamlayayım?
Tamam çocuklu ailelere saygılı olalım, biraz halden anlayalım da, neden onlar da biz çocuksuzlara aynı saygıyı göstermiyor ki? Üremek neden bir ayrıcalıkmış gibi görülüyor gerçekten anlamıyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN