ŞİRİN SEVER

Acaba çok şey mi istiyorum?

Bitmişiz tükenmişiz biz! Bütün kış salmışız kendimizi, yemiş içmiş, umursamamışız... Şimdi ağlak ağlak 'nasıl toparlarız' diye mucize bekliyoruz. 'Yaza girmeden okumanız gereken 50 pratik öneri'ymiş, selülit kremleriymiş, her sabah ya da akşam kocaman spor çantalarını sırtlayıp spor salonuna gitmekmiş, yok '15 dakika bisiklet çevirmek, 15 dakika da kardiyo yapmak gerekirmiş', şunlarmış bunlarmış... Hangi dergiyi gazeteyi açsam üzerime üzerime geliyorlar. Hiç mecalim yok bunları dinlemeye. Zaten bahar yorgunuyum gelmeyin üzerime!

***
Daha karpuz kabuğu denize düşmemiş, bir takım insanların 'yapılacaklar' listesi bile hazır. 'Yuh' çekiyorum ister istemez. Nasıl zaman buluyorsunuz bütün bunlara kardeşim? Nasıl oluyor da enerjiniz bitmiyor hiç? Fişe takıp şarj mı ediyorsunuz kendinizi, nasıl her şeye yetişiyorsunuz böyle? Şaşakalıyorum valla; hatta tebriklerimi bildiriyorum. Çünkü ben yapamıyorum! İşte itiraf ediyorum; denedim, çaba gösterdim, 'az uyu, organize ol, hayat akıp gidiyor bak, miskin bir yaz geçirme' dedim 'bizzat' kendime ama dinlemiyor içimdeki o ağustos böceği! 'Ne yapsam, nasıl kendime gelsem' diye kara kara düşünürken... Buldum! Evet aradığım şeyi sonunda buldum.

***
Bir sabah geldim işe, dedim ki: "Ben pilatese başladım arkadaşlar!" Kafalarını çevirip şöyle bi baktılar, tekrar işlerine döndüler bıyık altından gülerek... "Kırmayın hevesimi arkadaşlar, moral verin, teşvik edin" dedim, hiiiç oralı olmadılar. Sonuçta nedir? Haftada üç kez aksatmadan yaparsan bu mereti, bu yaz işin iştir! Peki yaptım mı? Evet ama sadece ilk hafta! Büyük bir şevkle iyi eğitimli, sevimli mi sevimli pilates hocam Evrim'in kollarına koştum; 'Ev Pilates'e. Geldim havalar attım, 'spor benim yaşam şeklim' tadında dolaştım, tavsiyeler verdim. Sonra? Haftada bir gitmeye başladım. Evrim'in sağ kolu, sevgili eşi Ozan bana moderatör olarak da hizmet veriyor aynı zamanda; arada şöyle mesajlar yolluyor: "Bak yaz geliyor, toparlanmak lazım, söylemedi deme, üzülme sonra!" Adam damardan giriyor, yapacak bir şey yok; kalkıp sabah yedi buçukta uyuya uyuya pilates yapıyorum. Sonra? Yine eski ben! N'apsın, adam da bıktı: "Haftada bir gün gelmesen de olur yani!" demeye başladı.

***
Ha ben ucundan kıyısından takılıyorum diye, hafife almayın; gerçekten mantıklı ve etkili bir spor bu pilates. Bütün kaslar, bacaklar, kollar esniyor, uzuyor, vücut resmen kendine geliyor. Bütün gün masa başında çalışanların omurgaları, sırtları düzeliyor, bu spor resmen harikalar yaratıyor. Doğru nefes alıp vermek denen bir şey var bir kere. Hiç değilse onu öğreniyorsun. Ama benim derdim başka! İncelmekten, forma girmekten, spor yapmaktan çok daha büyük... Organize olmayı becerebilmeyi, zamanı mükemmel kullanabilmeyi, her şeye zaman ayırabilmeyi istiyorum. Mesela istediğim filmleri izleyebilmeyi, istediğim kitapları daha çıktıkları hafta okuyup devirebilmeyi, röportajlarımı aksatmadan yapabilmeyi, arkadaşlarıma zaman ayırmayı, yeni yerleri, mekanları görebilmeyi, tatile gidebilmeyi, her işe yetişebilmeyi, sporumu aksatmadan yapabilmeyi, bütün bunların üzerine sabahları da saçları-tırnakları kuaförden çıkmış gibi yapılı, en fresh halimle masamda oturabilmeyi istiyorum. Bu konuda uzman bir guru varsa, onu tanımayı çok ama çok arzu ediyorum. Söylesenize, çok şey mi istiyorum?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN