SAİT GÜRSOY SAİT GÜRSOY

Yetenekten kariyere yolculuk

Yetenek konusu, son yıllarda popüler. Yetenek deyince de daha çok hep üstün zekâlı çocuklar akla geliyor. Oysa konu ele alınırken sadece elit bir gruba odaklanmamak gerek. Tüm çocukların yeteneklerini kendi içinde değerlendirip onları geleceğe hazırlamak eğitim sisteminin temel sorumluluklarındandır... Konuyu, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Oktay Aydın ile değerlendirdik.
Bir ülke için en büyük sermaye insan yeteneğidir. Eğitim sistemimiz ne yazık ki çocukların yeteneklerini etkili şekilde değerlendirebilecek bakış açısına sahip değildir. Ülkemizde, anaokulundan liseye yaklaşık 18 milyon çocuk olduğu düşünülürse, bu sermayenin cömertçe harcanmasına izin verilmemeli. Acilen bir yetenek yönetimi politikası geliştirilmeli. "Yetenek yönetimi" politikası geliştirilirken, kavramların doğru anlaşılması gerekir. Bu noktada, birkaç kavramsal karmaşaya açıklık getirmekte yarar var.
Yetenek kavramı ile doğuştan getirdiğimiz ve fırsat verildiğinde, yapma ihtimalimiz olan her şeyi kastediyoruz. Bir anlamda potansiyel dediğimiz şey bir yetenek havuzudur. Beceri ise, yeteneklerimizden açığa çıkıp ürüne dönüşenlere diyoruz. Şöyle ki, doğuştan getirdiğimiz yüzme, bisiklete binme gibi yatkınlıklar potansiyel yeteneğimizi gösterirken, denemeler yaparak yüzmeyi ve bisiklete binmeyi başardığımızda artık bu potansiyel yatkınlıklar beceriye dönüşür. Diyebiliriz ki, bir insanın yeteneklerini, becerileri kadar gözlemleyebiliriz.

Mutlu ve başarılı çocuk
Bu kavramlarla birlikte kullanılan üçüncü bir kavram da, ilgidir. İlgi, yeteneklerimizin yansıdığı belirli faaliyet alanlarından hoşlanma düzeyimizi ifade eder. Yüzme ve bisiklete binme becerilerine sahip olmak için bu faaliyetlere ilgimizin yüksek olması gerekmez. Dolayısıyla, belirli alanlarda yeteneğimiz yüksek, ilgimiz düşük ya da yeteneğimiz düşük, ilgimiz yüksek olabilir.
Yetenek alanında tartışılabilecek bir diğer konu da, üstün yetenek ile baskın yetenek kavramlarıdır. Üstünlük, bir yetenek alanıyla ilgili becerilerde yaş grubuna göre daha yüksek performans göstermeyi ifade eder. Baskınlıktan ise, bireyin kendi içindeki yetenek sıralamasında en üstte olanı anlarız. Bu açıdan bakıldığında, hepimizin yetenek alanları güçlülük düzeyine göre sıraya sokulduğunda, en üstte kalan bir ya da birkaç yetenek alanında baskın olduğumuz söylenebilir.
Eğitim kurumları, çocukların yetenek alanlarının tespiti, açığa çıkarılması ve eğitimle desteklenmesinde özgün modeller geliştirmelidir. Eğitim sistemi, yetenek odaklı yapılandırılırsa, hem çocukların bireysel mutlulukları artacak hem de okulda yaşanan sorunlar azalacak. Ayrıca, mesleki kariyerler açısından daha etkili sonuçlar alınacak. Şüphesiz ki, ülkede mutlu ve başarılı bireyler artarsa, çok daha güçlü ve heyecan verici yarın hayalleri kurmak mümkün olacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN