HASAN CELAL GÜZEL

Cumhuriyet üzerine tefekkür

Yarın devletimizin 89. kuruluş yıldönümünü kutluyoruz. Dünyanın her yerinde milletler, devletlerinin kuruluş yıldönümünü kutlarlar ve kurucularını anarlar. Biz de elbette devletimizin kuruluş yıldönümünü kutlamalı; başta Atatürk olmak üzere kurucularını anmalı, onlar hakkında şükranımızı ifade eden sözler söylemeli; mücadelelerini yeni nesillere aktarmalı ve hâtıralarını yâd etmeliyiz.
Sadece onları değil, 'Millî Mücadelemizi' gerçekleştiren herkesi; isimsiz kahramanları, şehitlerimizi, gazilerimizi, vatanı, dini imanı ve istiklâli uğruna her türlü fedakârlıkta bulunan Aziz Milletimizi ve bu 'altın nesil'e mücadele ruhu veren millî, manevî değerlerimizi ve mukaddesâtımızı da unutmamalıyız.

***

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 89 yıl önce Anadolu ve Trakya topraklarına gökten düşmüş, nesebi gayri sahih, nevzuhur bir devlet değildir. Tarih sahnesinde binlerce yıldır var olan, çok zengin bir kültür ve medeniyete sahip bulunan, çok sayıda devlet kurmuş bir milletin en son eseridir. O, bir 'Cihan Devleti'nin vârisi; enbiyâlar, evliyâlar, şehitler yatağı mübarek vatanımızda kurduğumuz ve üzerine titrediğimiz, 'İlelebet pâyidar olacak' bir 'Devlet-i Ebed Müddet'tir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti, en az, sadece iki yüz küsur yıllık mâziye sahip, kozmopolit Amerikan Devleti ve Milleti kadar, hattâ ondan çok daha fazla 'büyük' olmaya lâyıktır ve esasen de öyledir. Lâkin ne çâre; bu vakur, asil, mağdur ve mazlum millet de, bu bin senelik büyük devlet de son döneme kadar 'kaht-ı ricâl'e dûçar olmuş; yıllar yılı mes'elesiz, çilesiz, ilkesiz ve korkak sözde aydınlar ile oligarşik bir hegemonyanın zebûnu hâline gelmiştir.
***

Cumhuriyet, yıllarca dar çerçevede sadece monarşi karşıtı bir rejim olarak anlaşılmış ve devletle aynı anlamda kabul edilmiştir. Halbuki, 'cumhur' kelimesi üzerinden yapılacak basit bir etimolojik tahlil bile, cumhuriyetin asıl anlamının 'demokrasi', yani halkın egemenliği/ yönetimi olduğunu gösterecektir.
Siyasî ilimler literatüründe demokrasi ile eş anlamlı olan cumhuriyeti, demokrasinin 'tehlikelerine' (!) karşı devleti koruma şeklinde anlayan jakoben zihniyet, cumhuriyet ile demokrasiyi karşıt kavramlar olarak gösterebilmiş; hattâ daha da ileri giderek, halka, millet iradesine, millî egemenliğe ve bir bakıma demokrasiye karşı 'Cumhuriyeti koruma kollama' saplantısına sahip olabilmiştir. Halkı, milleti beğenmeyen yarı aydın bir avuç sivil ve asker bürokrat, kendini devlet saymış, hukuka takla attıran bir 'hikmet-i hükûmet' gerekçesiyle 'buyurgan devlet'in sözcülüğünü yaparak 'durumdan vazife' çıkarabilmiştir.
***

Bugün 'saltanat taraftarı' tek bir kişi gösterebilir misiniz? 21. yüzyılın başında kim ortaya çıkıp da 'Biz kendi irademizin temsilinden vazgeçtik; bizi yeniden sultanlar idare etsin' diyebilir?..
Hâl böyleyken, halka, millete güvenmeyen, insanımıza 'potansiyel mürteci' olarak bakan, devleti milletten korumaya kalkan ve kendini milletin üstünde gören, sözde cumhuriyetçi 'yeni monarklar'ın, milleti ve temsilcilerini 'Cumhuriyetin değerlerine ve kazanımlarına' karşı göstermesindeki çelişkiyi düşünmemiz gerekir.
Türkiye'de 'Cumhuriyet' ve 'Demokrasi'nin gerçek düşmanları, bu 'yeni monark' jakoben oligarşidir. Bu oligarşinin asıl maksadı ise, 'Cumhuriyeti kollama' bahanesiyle oligarşik ve despotik egemenliklerini devam ettirerek kitlelerin demokratik taleplerini susturmaktır.
***

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bizim devletimizdir. 'Cumhuriyet' de milletin cumhuriyetidir, bizim cumhuriyetimizdir. Hiç kimse 'saltanata, monarşiye' dönülmesini istemiyor. Hiç kimse devletine, devletinin kurumlarına, özellikle de ordusuna karşı değil...
Biz de milletimizi, halkımızı sevelim. Onlara güvenelim. Devletimizin kuruluşunu sevinerek, eğlenerek, bayram yaparak kutlayalım.
Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN