NAZLI ILICAK

Muhafazakârız

Bahçeşehir Üniversitesi tarafından yapılan "Radikalizm ve Aşırılık" isimli araştırmadan, Türk toplumunun orta derecede hoşgörülü olduğu, ABD ve AB'ye güvenmediği, ama gene de Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olmasını istediği gibi sonuçlar çıkıyor. Araştırmayı yürüten kişi, Prof. Yılmaz Esmer.
Muhafazakâr bir halk söz konusu. Dolayısıyla, komşusunun içki içmesini, nikâhsız yaşamasını, Tanrı'ya inanmamasını ya da eşcinsel olmasını arzu etmiyor.
Komşu olarak istenmeme oranları: İçki içen % 72; nikâhsız yaşayan % 67; Tanrı'ya inanmayan % 75; eşcinsel % 87; Yahudi % 64; Hıristiyan % 52.
Buna mukabil, başka ırk ve başka renkten olan ya da göçmen, yabancı işçi kategorisine giren, farklı ana dil konuşan kişilere karşı daha büyük bir hoşgörü besleniyor. Deneklerin sadece % 29'u "Komşum göçmen veya yabancı işçi olmasın" derken, başka ırktan, başka renkten olan veyahut farklı ana dil konuşanı komşu olarak istemeyenlerin oranı da % 27.
Komşu tolerans ölçümünde farklı unsurlar da mevcut. Sözgelimi, % 32 oruç tutmayan, % 35 kızı şortla dolaşan; % 14 türbanlı; % 33 çarşaflı; % 42 sevmediği partiden; % 48 aşırı sağcı ve aşırı solcu; % 63 ise köktendinci komşu arzu etmiyor. Komşuluğa hâlâ önem verilen bir ülkede, görüşlerini ve hayat tarzını paylaştığı kişilerle yakın olmanın tercih edilmesini doğal karşılıyorum. Ama gene de, halkımızın, "farklı olana" kısmen ters baktığını söyleyebiliriz. Başkasını yadırgamada, ırktan ziyade, yaşantı biçimi ve din rol oynuyor.
BİZE ULAŞIN