ŞELALE KADAK ŞELALE KADAK

İstanbul 2010'a AKM'siz giriyor!

İnanılacak gibi değildi ama oldu. Artık bu saatten sonra tadilat için kapılarını kapatan Taksim'in göbeğindeki Atatürk Kültür Merkezi'nin (AKM) 2010'a yetişmesi mümkün değil. Kültür başkenti gibi iddialı bir unvana sahip olacak İstanbul'un zaten topu topu kaç tane kültür merkezi var, herkesin malumu. Anlaşılan olanı da hızla yenileyip, kültür ve sanata sunmak pek kolay değil.
15 gün önce AKM ile ilgili tartışmaları, ne sebeple projenin durdurulduğunu yazmıştım. Bunun üzerine İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekip Avdağıç aradı ve bir de kendi penceresinden yaşananları anlattı. Gördüm ki hakikaten bu ülkede insanların uzlaşması falan mümkün değil.
AKM'nin teknik olarak tamamen çökmüş bir altyapıya sahip bir bina olduğu söyleniyor. Yani kaloriferleri ve klimaları sık sık arızalanıyor. İzleyiciler ya üşüyor ya da sıcaktan havale geçiriyor!

Revizyon işe yaramadı

Bir de tabii daha önce dile getirdiğim gibi bu haliyle AKM'nin içine bir konser ya da gösteri olmadığı sürece kimseler giremiyor! Oysa bir sürü boş alan var, insanlara hoşça vakit geçirtebilecek. Neyse, öğrendiğim kadarıyla AKM'nin içinde mesela bir kitapçı ya da restoran açılmasını da istemiyorlar. Niye böylesi bir bina konser dışında kapalı kalmalı bunu açıkçası ben anlayamıyorum.
İşin en ilginç tarafı da şu. Şu anda AKM'nin onarılmasını durduranlarla, yenileme projesini üstlenen Tabanlıoğlu aynı tarafta. Yani hiç biri buranın yıkılmasını istemiyordu. Peki nasıl oldu da karşı karşıya geldiler, anlamak mümkün değil!
Gelelim Şekip Avdagıç'ın anlattıklarına… Meğer projede dava açılabileceğini tahmin edildiği için projede tam üç kez revizyon dahi yapılmış!
Düşünün ki daha önceki projeyi babası Hayati Tabanlıoğlu hayata geçirdiği için, kendisi de mimar olan Murat Tabanlıoğlu, tamamen gönüllü olarak üstlendiği yenileme projesinde itirazlara kulağını kapatmamış.
Şekip Avdagıç'tan öğreniyorum ki sırf dava açılmasın diye, içlerine sinmese de bir çok değişiklik sonradan yapılmış. Ama işte yine de kimseyi memnun edememişler anlaşılan.

Sanatçılar ne yapıyor?

Peki bu arada AKM'de çalışan sanatçılar, tiyatrocular ne yapıyor?
Avdagıç kızgınlığını gizleyemiyor: 'Bankamatik memuru gibi maaş alıyor, hiçbir projede yer almıyorlar. Dizilerden yarışmalara koşturuyorlar. Bunu mu istiyorsunuz diye soruyorum onlara! En çok onlar AKM'nin bir an önce açmılasını istemeliler."
Bir İstanbullu olarak ajans başkanı isyan ettiğini anlatıyor. Ben de merak ediyorum bu işle ilgili iyimser bir gelişme olabilir mi diye.
Ama bu işin Şekip Avdagıç'ın kafasını karıştıran, bunalıklaştıran taraflarını duyunca ben de şaşırıyorum. Mesela usul ve esas hakkında. Bu işin bir tarafında Turizm ve Kültür Bakanlığı var. Bir tarafta bakanlığın elemanları bu davayı açıyor. Bakanlık içindeki bir grup bakanlık adına savunma yapıyor. Peki bunu ne kadar iyi savunacaklar? İşte bunu iyi takip etmek gerektiğini bizzat ajans başkanı söylüyor.
Diyeceğim o ki, bir mucize olmaz ise, nereden baksanız bu olayın çözülmesi 3-6 ay gibi bir süreyi kapsayacak.
İşte o zaman da Türkiye bir treni daha kaçıracak.
Sahi bu kaçırdığımız kaçıncı tren?
BİZE ULAŞIN