HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

MHP'nin vahim yanılgısı

Üçüncü sınıf bazı popüler psikoloji yazarlarının kitaplarından hareketle gazetelerde açılan 'kim kazanacak- kim kaybedecek' fallarının manasızlığını bir yana atıp bakarsak şu anda devam eden demokratik açılım sürecinde iki aktör olduğu belli.
Bunlar iktidarla MHP veya Erdoğan'la Bahçeli'dir. Hükümetin ne dediği, ne yapmaya çalıştığı aşağı yukarı belli olduğuna göre bulunduğu konumu git gide radikalleştiren MHP'nin tavrına eğilmek kaçınılmaz.

Sebebi şudur ki...

Hemen belirteyim ki, MHP'nin tavrı anlaşılabilir, yenilik içermeyen bir yaklaşım olsa bile yabana atılmamalı, görmezden gelinmemeli. Çünkü MHP bu hamlesiyle Ergenekon sonrasında boşlukta kalan belli bir kitleyi kendisine yandaş haline getirmek, onları kontrol etmek, böylelikle de toplumda meydana gelecek kutuplaşmanın bir kanadını oluşturarak onun siyasi rantına el koymayı istemekte, beklemekte, planlamaktadır. Toplumda yarın öbür gün yükselmesi muhtemel milliyetçi-militarist ve Türklük temeline yaslanan hareketin beslenme kaynağı olmayı kendisine MHP'nin hedef seçtiğini görmemek mümkün değil.

Geçmişten bugüne...
İşin vahim yanı bu hamlenin yeni olmaması ve zaten MHP'nin de eskiden bu yolla elde ettiği siyasi rantı bir daha sağlayacağını düşünmesidir. Gerçekten de 1999 seçimleri öncesinde Öcalan'ın yakalanması, gerek o dönemde gerekse ondan sonrakinde MHP'nin şehit cenazelerini, yarattığı duygusal ortamı sürekli bir biçimde kendi zemini olarak görüp işlemesi bu partiye hiç beklemediği, akla gelmedik bir başarı kazandırdı.
MHP bir kez daha aynı duyarlılığı hiç değişmeyen söylemi ve unsurlarıyla yaratmaya çalışıyor. İş o boyutlara geldi ki, bu parti artık hiçbir siyasal oluşumu okuyamamakta MGK açıklamasının 'derin anlamını' değerlendirememekte, ona dahi saldırmakta, Cumhurbaşkanı'nın davetini bile geri çevirmektedir.
Özünde 'konuşma' (parler) fiilinin bulunduğu parlamenter sıfatını taşıyanların bu duyarsızlığını siyaset de tarih de herhalde kaydeder.
Şimdi gelelim işin en kritik yanına: bu tepki gerçekten anlamsız mıdır veya bu tepkiden bir sonuç çıkar mı?

MGK'dan ötesine...

Belli bir çevre içeriği bir türlü tanımlanmayan 'açılım'ın bir akamete uğraması için elinden geleni yapacaktır, yapmaktadır da. Bu o kesimin 'kurulun düzen'le bütünleşmesi, bugüne kadar devam etmiş ideolojik-doktriner-hegemonik yapıyı sürdürmek istemesidir. Fakat böyle bir dönemde daha duyarlı olmak gerekiyor.
Son MGK bildirisi bu bakımdan çok önemlidir. Çünkü bildiri metni berrak bir biçimde devam eden sürecin 'birlik-beraberlik' ilişkisini kuracağını ortaya koyuyor. Yani MGK bunun dışındaki bir modelin bugün daha fazla devam ettirilemeyeceğini belirtiyor. Yani kurulu düzen şu veya bu nedenle farklı bir pozisyona geçti. Şimdi MHP'nin o yapıyı da aşacak bir tepki içine girmesi yalnızlaştığını, yanıldığını kanıtlıyor. MHP şimdi devletle çatışarak kendisi devlet olmaya çalışıyor.
Yanlıştır bu siyaset ama işlevsiz midir derseniz o başka bir tartışmadır derim ve devam ederim.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN