HASAN BÜLENT KAHRAMAN HASAN BÜLENT KAHRAMAN

Roma-İslam savaşı

Ayrıntısını bilmiyorum. Bir arkadaşım konuya olan ilgimi bildiğinden Habertürk'te çıkan haberi (15.10.2009) bana iletmiş. YÖK, hukuk fakültelerinde Roma Hukuku Anabilim Dalını kaldırmış, bu disiplinin Hukuk Tarihi Anabilim Dalı içinde öğretilmesini istemiş. Bu arada açılması düşünülen İslam Hukuku Anabilim Dalı ise rafa kaldırılmış. Hukuk fakültesi öğretim üyeleri bunun Roma-İslam hukuku savaşına yol açacağını, öğrencilerden seçmeli olarak ya birisini ya da ötekisini almalarını isteyeceklerini, böylece Batılı hukuk sisteminin terk edileceğini belirtmiş. Yani her işimizde olduğu gibi bu defa da bir olguyu ancak ötekiyle, hem de yanlış biçimde, iç içe geçirerek tartışıyoruz. Oysa böyle olması gerekmez. Şundan...
Bütün çocukluğum evde Roma Hukuku tartışmalarıyla geçti. Babam Ankara Hukuk Fakültesi mezunuydu ve bu dersi Paul Koschaker isimli Roma Hukukunun kurucularından sayılan bir Alman-Yahudi Romanistten okumuştu. Tıpkı diğer hocası Hirsch gibi, Arsebük gibi ona da hayrandı. Hatta internet ortaya çıktıktan sonra bana "Şöyle bir bakıp" hocasıyla ilgili bir şeyler bulup bulamayacağımı sorduydu.
Hukuk fakültelerinde Roma Hukuku'nun kaldırılmasının teknik olarak ne anlama geldiğini hukuk formasyonu bakımından bilemem. Ama kaldırılmasına içim cız eder. Üniversite sadece pragmatik bazı bilgilerin verildiği yer değildir. Üniversite bir "enformasyon" edinme alanı da değildir. Üniversite "bilgi" nin fideliğidir. Çoğu zaman "işe yaramaz" sanılan bilgi de orada üretilir ve bu tür çalışmaların yapılacağı yer üniversitedir.
Roma Hukuku bilmenin bugün tartıştığımız konulara ne yararı olduğu sorulabilir. Bu meşru sorunun içerdiği eleştirinin karşılığı, kürsünün veya bilim dalının kaldırılması değil, tam tersine o kürsü elemanlarının çok daha fazla yayın yapmasını, çalıştıkları bilim alanıyla güncel sorunsallar arasında bağ kurmasını istemektir. Üniversitenin topluma karşı böyle bir borcu var.
Bir süre önce de Klasik Filoloji'nin yani antik Yunanca ve Latincenin öğretildiği bölümün kapanacağını duymuştum. Belki tevatürdür. Umarım öyledir. Doğruysa, yapılacaksa çok ayıp olur. İstanbul Üniversitesi gibi bir kurumun böyle bir bölümü ne yapıp yapıp ayakta tutması gerekir. Katılıyorum; Türkiye'de eğitim planlaması yoktur. Kaç benzeri bölüm vardır, kaç öğrenci alır ve mezun eder, mezunları ne yapar türünden sorular yerindedir. Onlara bağlı olarak bazı düzenlemelere gidilmesi zorunludur ama bunun yolu hemen öyle bir bölümü kapatmaktan geçmez, geçmemeli. Tersine, o tür bölümler üniversitelerin aynı zamanda prestij bölümleridir. Eksiklik varsa onlarda değil "yönetim sistemlerinde" aranmalıdır.
Şimdi gelelim İslam Hukuku kürsüsüne. Türkiye'de İslami konuların, o arada İslam hukukunun öğretilmesi İlahiyat Fakültelerinin bünyesindedir. Gene hatırlıyorum; avukat ve İstanbul Hukuk mezunu olan merhum dayımdan, çok yıllar önce sorduğumda, doğrudan İslam Hukuku okumadıklarını, Ebulula Mardin'den toprak hukuku dersi içinde bunu 'şöyle bir' öğrendiklerini dinlemiştim.
Nasıl Klasik Filoloji ve Roma Hukuku olmalıysa bence İslam Hukuku da hukuk fakültelerinin bünyesinde mutlaka yer almalıdır. Olmaması akla sığacak bir şey değildir. Madem ki, bazı hukukçularımız mevcut bölümlerin yok edilmesinin İslami hukuka kayış gibi (bana göre hiç mi hiç olmayacak) bir anlam taşıdığını düşünüyor, o zaman neden bu hukuk sisteminin de aynı fakültelerde öğretilmesine karşı çıkıyor? Meseleyi bu derecede demagojik ve polemik hale getirmeden de tartışabiliriz.
Princeton Üniversitesi'nde oda komşum Michale Cook'un büyük ödüller kazanan kitabı bir İslam Hukuku incelemesidir ve Türkçede yoktur; yakın arkadaşı ve gene İslam hukuku alimi Patricia Crone'un kitapları da Türkçede bulunmaz. Daha kimlerin kitapları da yoktur. Bunlar aklıma ilk gelen isimler. Oysa İslam hukuku, tarihi ve İslami siyasal düşünce (Islamic Political Thought) ile birlikte buralarda öğretilmeyip de nerede öğretilecek? Türkiye'de İslam Hukuku bihakkın öğretilmez ve bilinmez. Bugün birçok sorunun içinden çıkamayışımızın bir temel nedeni budur. Oysa Roma Hukuku bilgisiyle bu bilginin mukayeseli, bir sentez oluşturacak biçimde verilmesi çok daha iyi olmaz mı? Türkiye ve İslam Hukuku öğretilsin dendiğinde bunu "Batılı hukuk sistemi terk ediliyor" diye karşılayan bir hukuk hocaları topluluğu... İnanılır gibi değil!
Yanlışı yanlışla aşmayı denemek kader olmalı mıdır?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN