MELİH ALTINOK MELİH ALTINOK

Taammüden rezil olmak

Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim'in bir kebapçıda çıkardığı kavga konuşuluyor. Mekân sahibi Selahattin Aydoğdu'nun ifadesine ve dinlediğim şahitlere göre olay şöyle gelişiyor:
Bir anlaşmazlıktan ötürü telefonda küfürler tehditler savuran Terim daha sonra, Aydoğdu'nun Alaçatı'daki mekânına geliyor. Yanında da yakınları ve korumaları.
Çıkan kavgaya mekân sahibinin yanı sıra çalışanlar da dahil olunca büyük kavga çıkıyor. Kamera görüntülerinden izlediğim kadarıyla Terim ve beraberindekiler geldikleri gibi gidiyorlar...
Peki, Terim ne diyor? Bilmiyoruz. Zira Sayın Terim, öyle, halk her istediğinde açıklama yapmaz. Muhtemelen de ortada açıklama yapılacak olağanüstü bir durum olmadığını düşünüyordur.
Aksi olsa şimdi, Terim'in memlekette kimsenin almadığı maaşları kendisine veren halktan özür dilemekten bi'hal olması gerekirdi değil mi? Öyle ya... Çünkü Terim ve onun gibi makamlarda bulunanlar, "racon nedir, nasıl kesilir"in kitabını yazmış bir büyüğün dediği gibi, "kavga çıkarma özgürlüklerini kaybetmiş" kişilerdir.
Ve artık bu insanların sınır tanımayacağı tek bir şey vardır, o da mütevazılık. Bu olayda da Terim'in konumundaki birine yakışan, racon kesmeye kalkmak yerine anlaşmazlığı çözmek için "büyüklük" yapmak olmalıydı.
Üstelik konuştuğumuz olayda bir anlık kızgınlık gibi hafifletici sebepler de yok. Çünkü Terim, ani bir durum karşısında öfkesine yenilip bir hata yapmış falan değil.
Tam aksine bu rezaletin hazırlığını yapmış adeta. Yanına birilerini de alıp ta Bodrum'dan Çeşme'ye doğru yola koyulmuş.
İnsan onca yol boyunca sakinleşip "Ben kimin? Ne yapıyorum? Bunca gürültü bir tahta paravanı kaldırmak için mi" diye düşünmez mi?
Evet, yine sınırsız imtiyazlı ama sınırlı sorumlu bir ünlümüzün taammüden rezaletiyle karşı karşıyayız. Terim'in bundan sonra nasıl hareket edeceğini hep beraber göreceğiz.
Ama yargıdan beklentimiz net. Şu ana kadarki gibi yalnızca vatandaşa yüklenirseniz... "Kebapçıdan," sıradan vatandaştan esirgemediğiniz sorgu suali, maaşını halkın verdiği ünlüden esirgerseniz inanın zülfiyâre dokunur.

***

Mağlubiyet Müzesi

CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, Koç Müzesi'nin Kılıçdaroğlu'nun uzun yürüyüşünde giydiği ayakkabılardan birine talip olduğunu açıkladı.
Sergileyeceklermiş. Niyesini bilmiyoruz.
Sanırım yurtdışı basına Erdoğan'ı devirene kadar sokak eylemlerine devam edeceğini söyleyen Kemal Bey'i yüreklendiriyorlar.
Genç nesillere, "Galip sayılır bu yolda mağlup falan" diye romantik mesajlar vermek istiyorlar. Eğer aradıkları, Kemal Bey'in beyhude yürüyüşünde kullandığı ayakkabılar gibi, mağlubiyetle sonuçlanan mücadeleleri akla getirecek objelerse kendilerine birkaç önerim daha var.
Mesela... FETÖ'cülerin darbe başarılı olsa birbirini tanımak için kullanacakları F serisi 1 dolarlık banknotlar... Fetullah'ın son röportajında poz verirken ayakkabılarıyla bastığı seccade... Bölgede aşılan hendeklerden getirilmiş bir kavanoz direniş toprağı... Ya da şu meşhur hediye ananaslar?
Ama benim asıl favorim, Kemal Bey'in darbe gecesi yaşananları TV'den izlerken giydiği terlikler. Zira hezimeti hiçbir obje onlar kadar sembolize edemez.

BİZE ULAŞIN