Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MELİH ALTINOK

Eskişehir İsrail’de mi?

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Eskişehir'de bir süre önce 15 yaşındaki öğrenci, başörtülü olduğu gerekçesiyle bir okula kabul edilmemiş, olay basına yansımıştı.
Başlatılan soruşturma kapsamında dava açılan okul müdürü hakkında mahkemeden tartışmalı bir karar çıkmış.
Sabah'tan Ali Oktay'ın haberine göre Eskişehir 13. Asliye Ceza Mahkemesi kararında, "Şayet mağdur öğrenci, başörtülü olarak okula gelir ve derslere girerse 'akran zorbalığı'na maruz kalma ihtimali yüksektir" demiş.
Okul müdürünün, mağdurun rahat edebileceği kendisi gibi başörtüsü kullanan öğrencilerin bulunduğu bir başka özel okulda yer bulmasına yardımcı olduğunu belirterek "suçun yasal unsurlarının oluşmadığı" gerekçesiyle beraatine karar vermiş.



Pardon!
Nefret suçu işleyeni koruyup mağduru cezalandırmak değil mi bu?
Bir hukuk devletinde mahkemelerin işi, eğitim, din ve vicdan hürriyeti gibi temel anayasal haklarını kullanan vatandaşlara ekstra şart koşmak mıdır?
Bir öğrenciye, "Git başörtülülerin çok olduğu bir okulda daha rahat edersin zaten, senin iyiliğini düşünüyoruz" demek kimin haddine?
Ta Atatürk döneminde Tevhid-i Tedrisat Kanunu'yla birleştirilen eğitim ayrıldı da bizim mi haberimiz yok?
Yoksa Eskişehir, İsrail de mi?
Başörtüsü, Müslüman bir ülkede neden akran zorbalığına yol açsın?

***


BİZİ ODA FAŞİSTLERİNE DEĞİL CANAN HOCA GİBİ HEKİMLERE EMANET EDİNİZ
Prof. Dr. Canan Karatay'ı anlatmaya gerek yok. Tanımayanlar ya da kafası karıştırılanlar için iki laf edeyim.
Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta ve Prof. Dr. Serhat Fındık gibi halkın hekimlerinden.
Yeni bin yılda engizisyonun yerine geçen akademiye değil bilim ne der ona bakıyor.
Yıllardır, senkronize çalışan ilaç ve gıda kartellerinin canını sıkan kitaplarıyla ezber bozuyor.
Pandemi sürecinde de mahallesinin baskısına direnip dik durdu. Mevzuyu fark edenler bile ağzını açmaya korkarken çıktı açık açık konuştu. Kapanmaların insanları hasta ettiğini, aşıların zararlı olduğunu söyledi.



Tabii işi gücü küreselcilerin güdümünde siyaset yapmak olan Türk Tabipleri Birliği, Karatay'ı susturmak için anında aforoz kurulunu topladı.
Canan Hoca'yı meslekten ihraç etmeye kalktılar. Dünyadaki ilk açık kalp ameliyatına katılan bir hekimin resmini hastane kapılarına asıp üzerine "giremez" yazdılar.
Sivilleri öldüren teröristlere bile sahip çıkan, sorsan solcu, özgürlükçü İstanbul Tabip Odası da boş duramazdı elbette. Meslektaşlarını susturmak için "disipline" sevk ettiler. Para cezasına çarptırdılar.
Linç öylesine büyüktü ki sahibinin sesi pandemi medyası hemen Canan Hoca'ya ambargo koydu.
Ekranların kendisine karartıldığı delilik günlerinde Sebep Sonuç'ta ağırladığım Canan Karatay'ın, "Söylediklerimi yayınlayabilecek misiniz? Sizin de başınız belaya girmesin sonra" dediğini unutamıyorum.
Dün Anayasa Mahkemesi, İstanbul Tabip Odası'nca Prof. Dr. Canan Karatay'a "tıp" cezası verilmesini, ifade özgürlüğünün ihlali saydı.
Mahkemeyi, gerekçeli kararındaki "Bilim nedir, kim konuşabilir diye karar vermek odaların işi değildir" şeklinde özetleyebileceğimiz özgürlükçü yaklaşımından dolayı tebrik ederim.
Faşistlere duyurulur.

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA