OKAN MÜDERRİSOĞLU OKAN MÜDERRİSOĞLU

Bırakalım işlerini yapsınlar!

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile uçakta sohbet ederken de King's College'daki konferansını dinlerken de insanda ister istemez siyasi yolculuğuna ilişkin merak uyanıyor. Erdoğan sonrasına biçilen roller akla geliyor. Zira kulislerde alttan alta Davutoğlu ile ilgili liderlik analizlerine ağırlık veriliyor. Bilerek veya bilmeyerek haksızlık yapılıyor. İyi yetişmiş, projesi olan ve uygulama şansı bulan böylesi etkin bir şahsiyetin üzerine zar atılması ne kadar doğru acaba?
Davutoğlu'na taşıyabileceğinin ötesinde yük bindirmeye ve bu uluslararası varlığı aceleci senaryolarla tüketmeye ne gerek var acaba?
Oysa bölge barışı ve mimarisi için Davutoğlu'nun yapacağı o kadar çok şey var ki.
Örneğin, İran. Davutoğlu, King's College'daki konuşmasında, "Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkaslar'da yeni soğuk savaş şartları istemiyoruz" derken, "İran konusunda diplomasinin hâlâ şansı var. Bölgemizin askeri gerginliklere tahammülü yok" mesajı verirken niye coşkuyla alkışlandı acaba?
Veya...
"Komşularla sıfır sorun politikanızı anlıyoruz. Ama bölgenizde ılımlı ve radikal ülkeler var. Bu ikilemi nasıl aşacaksınız?" sorusunu, ülkelerin evrensel ahlaki sorumluluğunu hatırlatarak yanıtladığında bakışlar neden değişti acaba?
Veya...
Hamas'ın terör örgütü olarak tanımlandığı bir ortamda Türkiye'nin Gazze'ye yönelik politikasını eleştirenlere "Seçilmişlere saygı mı göstereceksiniz yok mu sayacaksınız?" sorusu ile karşılık verirken, ezberler nasıl bozuldu acaba?
"İsrailli çocukların güvenliği ne kadar önemli ise Filistinli çocukların güvenliği de o kadar önemlidir" çıkışını yaptığında, birileri neden başıyla onaylamak zorunda kaldı acaba?
Bir dönem TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'na siyasi lider kimliği kazandırmaya çalışanlar... Davutoğlu için de vakitsiz kariyer planlamasına soyunanlar... Bırakalım da her ikisi de işlerini yapsınlar... Sonrası kader, kısmet!
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN