Türkiye'nin en iyi haber sitesi
OKAN MÜDERRİSOĞLU

Eli çabuk tutma gereği

Öylesine baş döndürücü gelişmelere tanıklık ediyoruz ki olayların arasındaki bağı kurmak gelecek açısından kritik önem taşıyor. Balyoz ve Kafes planları kapsamında şubat ayında başlayan komutan tutuklamaları, tepkisel orgeneraller toplantısı, Çankaya Zirvesi, Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un -vaat ettiği iletişim stratejisini alt üst eden- bir dizi beyanı, anayasa değişikliği gündemi, yargının karşı çıkışı derken darbe girişimi iddiasıyla tutuklanan aktörlerin tahliye aşamasına geldik. Hal böyle olunca, Ankara kulisleri -haklılık payı da içeren- yorumlara sahne oluyor. Örneğin, TSK'nın gündemden çekilip yerini yüksek yargı kurumlarına bıraktığı, hükümetle-asker arasında zımni mutabakat tesis edildiği gibi... Bu ve benzeri değerlendirmeleri, anayasa paketi etrafında ele aldığımızda "zamanlama" konusu ön plana çıkıyor. Bir yanda anayasa değişikliğinin, diğer yanda Ergenekon vb. davalardan çıkacak ilk kararların zamanlaması. Her ikisi de siyasi sonuçlar doğuracağı için hükümetin kontrataklara karşı önlemini aldığı ifade ediliyor. Zira tavandaki kutuplaşmanın, tabana birebir yansıması riski giderek artıyor.

***

Önceki gün kabinenin etkili isimlerinden biriyle sohbet ediyorduk. Konuşmanın ağırlık merkezi asker ve yargı üzerineydi. Hükümet cephesi, "TSK'da rutin dışına çıkan personel olduğunu, bunların ayıklanması gerektiğini, tüm kurumun töhmet altında bırakılmamasını" samimi olarak istiyor. Bu nedenle "Askerle anlaşmak, bazı siyasilerle anlaşmaktan daha kolay. Hazırlığınızı yapıyor ve kendinize güveniyorsanız, ikna edebiliyorsunuz" görüşü yansıtılıyor.
Sivil mahkemede yargılanma travmasını aşamayan askerlerin, 2010-2014 dönemini kapsayan bir iç çalışmasından, askeri yargıyı yeniden yapılandırma çabasından söz ediliyor.
Darbe söylemine dayalı bilgi, belge ve iddianameler sırasında onur intiharları yaşanması "trajik" bulunuyor.
Sürecin hayırlı yönü ise "demokrasi dışı" güçlerin bundan böyle rahatlıkla harekete geçemeyecek olmasında gösteriliyor.
Askeri dışarıdan tahrik eden militarist ruhlu sivil unsurların da artık kendi işlerine bakacağı belirtiliyor.
***

Yargı kanadına ilişkin en çarpıcı ifadeler, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün son Çankaya Sofrası'nda dile getiriliyor. Eski başkanlar, "Yargı kararları ile konuşur" deyip, çok sık açıklama yapan, ideolojik taraf olan meslektaşlarını örtülü biçimde eleştiriyor.
"İçe kapalı yargı" modelinin toplumsal imajının olumlu olduğunu söylememiz güç. "Geç işleyen yargı", "hukukun üstünlüğü değil üstünlerin hukuku" türünden algılamalar, yargı reformu olarak sunulacak paketin içeriğine takılmadan halkın yeterli desteği vereceğinin işareti olarak düşünülüyor.
Siyasi açıdan bakıldığında, "kapatma davası senaryosu" ile "HSYK'nın yargıyı biçimlendirme" arayışı, kurumsal duruşlara rağmen anayasa paketinden vazgeçilmeyeceğini gösteriyor. Bunun üç nedeni bulunuyor:
1- Yargıtay önüne gelen muhtelif dosyalarda, Ergenekon davasının kaderini de yakından ilgilendiren içtihat nitelikli kararlar alıyor. Yani bu davaların siyasi ve içinin boş olduğu iddiası bir süre sonra yerleşik kanaate dönüşebilir
. 2- HSYK'nın, "yargı siyasallaşıyor" vurgusuna karşın, devam etmekte olan davaların seyrini etkileyebilecek isim seçimi, görevlendirme misyonu canlı tutuluyor. Kamuoyunun ilgilendiği davalarda verilen bazı kararlar da "güvensizliği" pekiştiriyor. Manzara bu olunca, Kurul'un yargı kökenli üyelerinin makul kaygıları, mutlak meşruiyet zeminine oturamıyor.
3- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın "partiler hissederler" kabilinden kapatma davası çağrışımı yapması, Habur ve Erzurum- Erzincan dava dosyalarını isteyip, soruşturma ve kovuşturma ile hükümet arasında bağ kurma araştırması da mevcut durumun sürdürülemezliğine işaret ediyor.
Sonuç olarak, AK Parti'nin "demokratik değişim", muhalefet odaklarının (partiler, yargı, asker, medya mecraları) "rejimin dönüştürülmesi" biçiminde sunduğu mönü, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına işaret ediyor. Objektif nedenler, AK Parti'nin elini çabuk tutmasının zaruretini ortaya koyuyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA