TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
ŞEREF OĞUZ ŞEREF OĞUZ

Ekonomik diasporamız

Avrupa'daki Türk girişimcilerin öykülerine baktıkça, 40 yıl önceki emek göçünün AB ülkelerinde tutan mayasını görüyoruz.
Türk Alman Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen, bu istatistikleri düzenli tutarak bence çok hayırlı bir iş yapıyor.
Son araştırmalarını, Başkan Yardımcısı Hüseyin Aslan ile birlikte açıklarken gurbetçi patron sayısının 131 bine çıktığını bulmuşlar.
45.4 milyar euroluk ciro, 115 farklı sektör, 496 bin istihdam... Hiç de fena değil.
Faruk Şen'in tespiti, "Türkiye'nin bu potansiyeli yeterince değerlendirmediği" yönünde.
Doğrusal mantıkla düşünürsek, 2020'de 1 milyon kişiye istihdam sağlayacak düzeye gelecek gurbetçi patronlarımızın, birkaç temel faktör yüzünden kendi potansiyellerine de erişemediğini görüyoruz.
Yalnızca Almanya'da 72 bin girişimcimiz var; bunların ekonomik gücü, KOBİ ölçeğini aşamadıklarından dolayı ciroları da "olması gerekenin altında" seyrediyor. Türkiye de buradaki girişimcilere yıllarca "işçi dövizi" gözüyle ve "sıradan bir makro denge istatistiği" olarak baktı.
Gurbetçi patronlar da Batı'da palazlanmalarına rağmen "ortaklık kültürü"ne dirençleri yüzünden büyük firma oluşturmayı başaramadı. Şu sıralar gazete ve ajanslar, Türkiye'ye milyarlarca dolarlık yatırım akacağı haberleriyle dolup taşıyor. Hele ki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Çin gezisi ardından otomotivden İzmir'e tütün yatırımına dek yığınca iş bağlantısından söz edilince, ister istemez soruyoruz; "bu kriz ortamında ışığı açık gören Türkiye'ye mi koşuyor?"
Şayet "Türkiye'deki bu ışık" ancak uzaklardan görülebiliyorsa, bunu neden bizler fark edemiyoruz? Tünellerde far arıyoruz?
131 bini bulan gurbetçi patronlarımızdan hiç değilse birkaç bini neden bu ışığa gelmiyor? Türkiye dışındaki girişimcilerimizin ülke için potansiyellerini yeterince değerlendiremediğimiz bir gerçek. Fakat bu "gerçek bilgisi" pek işe yaramıyor. Zira "acaba nasıl?" sorusuna cevap oluşturmuyor.
Çin, on yıllar boyu, ülke dışındaki girişimcileriyle "çok köklü" bir geleneğe dayandırdığı bir ilişki içinde oldu. Çin'in "ekonomik diasporası" denilen bu olgu, irili ufaklı 4 milyon işletme ve 55 milyon Çinliyi kapsıyordu. Neredeyse yarım yüzyıl, anavatanları Çin'in "komünist rejim" altında dahi ekonomik açıdan genişlemesine hizmet ettiler.
Çin'le ilgili bir başka gelişme, "ekonomik diasporasını genişletme" noktasında, rejim üzerinden yaşandı. 15 yıl öncesine kadar Çin'deki rejimi yıkmak için milyarlarca dolar harcayan Batı, "nispeten disiplinli bir toplum" oluşturuyor diye bu defa aynı rejimi sürdürme yolunda milyarlar akıttı.
Bu süreçte Çin'in ülke dışındaki "gurbetçi patronları" son derece etkin roller üstlendiler ve bugün Pasifik Çağı'nın habercisi Çin parıltısını yarattılar.
Burada olan ama bizim gurbetçimizle aramızda bulunmayan, iki temel eksik göze çarpıyor. Bunlardan en önemlisi, anavatan ile gurbet arasında "kuru sevda" dışına taşmayan ilişki ve iletişimr. İşçi, gurbette patron dahi olsa, sıradan "döviz tedarikçisidir" ve daha fazla işbirliğine "değer" görülmemiştir.
İkinci faktör ise bizzat gurbetçi patronların kendi tutumlarından kaynaklanmakta. Neredeyse kendi "3. nesillerini" işbaşına getirecek düzeye erişmiş gurbetçi patronlarımızın, piyasa fırsatlarının ötesinde bir girişimci vizyonu oluşturamadılar. Söylenmek yerine öneri tercihine yönelirsek, bu "eksik ilişki" ve "oluşmayan vizyon", artık var edilebilir.
Batılılar, eskimiş paradigmayla Türkiye'yi "hasta adam" olarak göredursun. Medyamız "bizi IMF'ye mecbur bırakmak için Türkiye'yi yerin dibine batıran" ama kendi krizlerini görememiş Barton Biggs gibileri adeta "Messenger" gibi algılayadursun. Hataları ve eksikleri sıralarsak, sayfaları doldururuz. Fakat kendi gelişim alanlarımızda, kendi yeteneklerimizle bugün dünyanın 17. büyük ekonomisi olabildik.
Üstelik Dr. Şen'in "yeterince yararlanıldığı söylenemez" dediği gurbetçi patronlarımızı ihmal ederek, ekonomik diasporamızı göremeyerek...
Yabancı sermaye gelsin diye kendini paralayanlarımız, acaba hiç de "yabancı" olmayan kendi "sermayesi" ve ekonomik diasporası için neden bir şeyler yapmaz?
Övgüde de sövgüde de akıl tutulması yaşayanların dikkatine sunulur.
BİZE ULAŞIN