ŞEREF OĞUZ ŞEREF OĞUZ

STK'larımız ne işe yarıyor?

Sivil Toplum Kuruluşu (STK), son çeyrek asırdır, yönetim katmanlarının vazgeçilmez örgütlenme biçimi olarak hayatımızda...
Devletin veya uluslararası kurumların "tercih ettiği" oluşumlar... İngilizcesi; "nongovernmental organization" (NGO) ifadesinden dilimize çevrilirken "hükümet dışı" ibaresini "sivil toplum"a dönüştürdük. Şimdilerde kısaltılmışında STK demekle birlikte "sivil toplum örgütü" diye dillendiriyoruz.
Her biri sektörel, dar veya geniş amaçlı, mesleki veya hobilere yönelik faaliyetlerin "örgütlenmesini" sağlıyor. Bizdeki yaygın adıyla dernekler, toplumun örgütlenme beceri ve kalitesinin göstergesi durumunda.
Resmi bir yapıları olmadığından, halkın kendi arzusuyla katılımı esasına dayandığından, topluma mal edilmesi istenen proje veya düşüncelerin daha verimli hayata geçirilmesini sağlayabiliyorlar.
Türkiye, bir açıdan bakıldığında 85 bin ile STK konusunda fena bir yerde değil. Hemen her alanda bir STK var ve her 900 kişiye 1 dernek düşüyor denebilir.
Türkiye'de dernekçiliğin nicelikten ziyade nitelik sorunları var. Bunların başında da katılımcılık sorunu geliyor. Genel yaklaşım, dernek üyelerinin sadece %7'si aktif katılımcılık göstererek topluma fayda üretme gayret ediyor. Gerisi, bir derneğe "rozeti veya itibarı" için katılıyor. İçi boş dernekler ise en çok rastlanan uygulama.
Genelde bir kişinin etrafında dönen faaliyetlerle örgütlenme verimi düşük yapılar görüyoruz. O kişinin bireysel gayreti dışında, kurumsal anlamda kayda değer fayda yaratılamıyor.
Kalite konusunda gözlemlediğim en önemli sorunlardan biri de her biri sivil toplum iddiasıyla yola çıkan derneklerin, bakış açısı, faaliyet alanı ve değer üretme becerisiyle, "mini Ankara" olma yolunda gittikleridir. Adı sivil ama her biri hükümetin gücü peşinde... Oysa hükümet dışı güçler olarak tanımları var fakat belli alanda "kamusal değer yaratma" iddiaları yok.
Demokrasi talebindeki dernekler dahi, faaliyet türleri ve üretim kaliteleri incelendiğinde "demokrasi değil, imtiyaz talep ettikleri" izlenimi veriyorlar.
Sivil Toplum Örgütü STK'lar, yönetişimin modern araçlarından biridir ve bizler bunu ne yazık ki kanarya sevenler derneği mantığından öteye "henüz" taşıyamadık.
Türkiye, eğer birinci sınıf ülkeler arasına girecek ise STK'larının verimini de gözden geçirmek zorundadır. Kendisi gelişmiş ama STK'ları dökülen ülke örneği yok dünyada.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN