MAHMUT ÖVÜR MAHMUT ÖVÜR

Çamlıca'ya cami ama nasıl?

Türkiye'nin siyasi sorunları var ama Türkiye sadece bu sorunlardan ibaret değil.
Eğitimden şehirlere uzanan bir dizi alanda derin bir alt üst oluş yaşanıyor.
Topyekûn bir yenileşme arzusu içindeyiz.
Başta anayasa olmak üzere bu çaba sürüyor. Bu çabanın en yoğun yaşandığı alanlardan biri de şehirler.
Bir yanda kentsel dönüşüm hayata geçiyor, bir yandan eski yapılar restore ediliyor bir yanda da
"Büyükşehir Yasası" gibi yetkiyi yerele aktaran yasal altyapılar oluşturuluyor.
Bu süreç ister istemez
"Yeni şehirlerimizin mimarisi nasıl olmalı?" sorusunu da gündeme getiriyor. Ucube yapılardan devasa yüksek binaların kuşattığı modern şehirler mi yoksa doğayla uyumlu, estetiği ve modern mimarisiyle insanı kucaklayan şehirler mi tercih edilecek?
Bu sadece aydınların değil, 60 yıldır ucube şehirleşmenin nefessiz bıraktığı geniş toplum kesimlerinin de talebi...
İstanbul Çamlıca'ya yapılacak cami tam da bu talebin yoğunlaştığı bir dönemde gündeme geldi.
Güçlü siyasi iktidarlar iz bırakan eserlere imza atmak ister. Bugün tartışılsa da Menderes açtığı yollarla, Demirel barajlar ve birinci köprüyle, Özal ikinci köprü ve otobanla anılıyor. Başbakan Erdoğan 10 yıldır aralıksız bu ülkeyi yönetiyor.
Siyaseten yarattığı değişim elbette iz bırakacak ama büyük yatırımlar ve kalıcı eserler bırakmak istemesi de doğal.
Çamlıca'ya cami yapılması da böyle bir şey...
Ancak ortaya çıkan cami projesi ne yazık ki 2012 Türkiye'sine de, Başbakan Erdoğan'ın 10 yılda yaptıklarına ve vizyonuna da uygun düşmüyor.
Olaya siyaseten "meydan okuma" olarak bakanlar bir yana, mimari ve şehircilik alanlarında kafa yoran, sorumluluk hisseden onlarca aydın da tepki gösteriyor.
Önceki akşam aHaber'de Dücane Cündioğlu'nu izledim, bugün de Dr. Mimar Sinan Genim'le konuştum...
Genim, ortaya çıkan projeyi "çirkin ve kötü" olarak niteliyor ve şöyle diyor:
"Çamlıca, İstanbul siluetine Süleymaniye'den sonra en etkili şekilde ağırlığını koyan bir nokta... Bu noktaya bugüne değil, önümüzdeki 300 yıla hitap edecek bir yapı yapılıyor.
Bunun için çok ciddi çalışmak gerekiyor.
Mimarlık ciddi bir iştir. 'Ben yaptım oldu' demekle olmaz.
"
Genim, bu projenin önümüzdeki 30-40 yıl içinde yıkılacağını da iddia ediyor ve ekliyor: "Oraya eğer bir cami yapılacaksa gerçekten çağdaş ve çağının ötesinde bir yapı yapılmalı...
Bugünkü beğeni buysa, bu ne Türkiye'ye ne de 10 yıldır çalışan bu hükümete layıktır.
Doğrusu Başbakanın ve hükümetin çalışkanlığının örneği de bu olmamalı. Cahilin cesareti çoktur derler ya, İstanbul'un siluetine bu derece etkin bir yapı olarak seçilen bu proje tam bir cahillik örneği."
Ve Dücane Cündioğlu...
Cündioğlu'nu Haşmet Babaoğlu ve Selahattin Yusuf'un programında dinledim. "Müslüman Entelektüel"
Cündioğlu, İstanbul'a ve mimariye ilişkin çok şey söyledi ve sözü Çamlıca'daki camiye getirerek şöyle dedi: "Ehven-i şer kötünün iyisi gibi bilinse de aslında kötünün en kötüsüdür.
Çünkü ehven-i şer gerçekliğe dönüşmüş kötüdür.
Burada bir kötüyü tercih edip kazanç sanıyoruz.
Yani tercihe şayan bir kötüyle İstanbul halkını ve Türkiye'yi karşı karşıya getiriyorlar."
Cündioğlu, aydınlara ve Başbakan Erdoğan'a da çağrıda bulundu:
"Bu ülkenin bütün namuslu aydınlarını, caminin yapımına değil, ama bu projenin uygulanmasına karşı çıkmaya davet ediyorum. İstirhamda bulunuyorum. Devleti yönetenlerin, siyasi iradenin de bu proje üzerinde yeniden düşünmesini istiyorum.
Bizi kötünün gerçekleşmesi ile yüz yüze bırakmayacaklarını ümit ediyorum. Ve umuyorum sözlerim Başbakanın kulağına ulaşır.
"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN