REFİK ERDURAN REFİK ERDURAN

Halaydan önce satranç

Öncelikleri doğru sıraya koyalım. En önemli sorunumuz ne? Çoğu hastalık, ne kadar ağırlaşırsa ağırlaşsın, geçicidir. Bir de götürücü olabilenler vardır.
Islak imza, ekonomi darboğazı, domuz gribi paniği birinci kategoriye girer. Geçecek hepsi.
İlk adı Kürt açılımı olan denemenin çıkmaza girip niyet edilenin tam tersi sonuçlara yol açma tehlikesi ise öyle değil. Türkiye Cumhuriyeti'nin bildiğimiz biçimiyle devamını (TSK diliyle bekasını) tehlikeye sokabilir.
Bugünkü tablonun en çıldırtıcı yanı şu:
"Sorun" aslında bütün oyuncuların kazancıyla sonuçlanma olanağı yaratan bir noktaya geldi. Her yanda sağduyunun azıcık öne geçmesiyle herkese sevinçler yaşatabilir.
Türkler enerjilerini müzmin bir dalaş yerine refah artırmaya harcarlar. Kürtler güven ve onur koruma dileklerine büyük ölçüde kavuşurlar. İktidar ve muhalefet partilerimiz ortak bir başarı sağlayarak halkın gözünde itibar yükseltirler. Öcalan "bir tarafın mahpus meleği, öteki tarafın melun şeytanı" durumundan "makul çözüme zemin hazırlayabilen lider" rütbesine terfi eder. Batı'nın petrol darlığı korkusuyla yaşayan devlet ve şirket yöneticileri bile rahatlar, Ortadoğu'nun gırtlağını sıkan parmaklarını gevşetirler.

***

Niçin olmuyor?
Bu sorunun yanıtı basit. Ne oldu, ona bakalım serinkanlılıkla. Kavga hırslarının gözümüzü karartmasına izin vermeden.
Somut bir gerçek: Öcalan megalomanyak. (Bunu onu kınamak için değil, geçmişindeki tüm belirtileri güvendiğim psikopatoloji kaynaklarıyla değerlendirerek söylüyorum.)
İkinci somut gerçek: PKK bu liderden emir alıyor.
(İnanması güç ama böyle maalesef. Çok şaşmak da gereksiz. Dünyanın en derin kültür birikimlerine sahip Alman, İtalyan, Rus ulusları üç megalomanyağın peşine takılmadı mı?)
Türk hükümeti riziko göğüsleyerek bir açılım denemesine girerken yeterince fesat davranmadı, akılcı tutumları DTP'nin sağlayabileceğine inandı, o iki gerçeği hesaba katarak Kürtlere "Sakın aptallık edip sınırda kahraman karşılamaya kalkmayın" demedi. Dediyse de dinlemediler.
Yapıldı aptallık. Süper aptallık! Altın tepsi içinde sunulan fırsata tekme atıldı.
Doğal tepki geldi. (Yine de akıl dışı ölçülerde değil. Toplumumuzun birikimindeki ve dokusundaki büyük sabrın sınırları içinde.)
Muhalefet partilerimiz hükümeti "Şurada yaptığınız yanlışı düzeltin" diye kendilerine puan kazandıracak yönde eleştirecek yerde, açılıma toptan karşı çıkma akılsızlığını şiddetlendirerek sürdürdüler.
Öcalan "Gördünüz ya, benden emir alınıyor" tamtamları çaldı. Çıkmaza sapma görüntüsü oluştu.
***

Oradan sıyrılıp doğru yola nasıl girilir?
Herkesin yaptığının tersini yapmaya başlamasıyla.
Öcalan'ın megalomaniden vazgeçivermesi beklenemez. Umut onun hastalığının bütün taraflarca hesaba katılabilmesindedir.
Kürt cephesinde emrin nereden alınacağı konusunda etkili olabilecek kişiler fırsatların hoyratça tepilmesini önleyebilirlerse...
Hükümet yeni bir açılım denemesini hazırlarken çok gerçekçi ve ihtiyatlı davranırsa...
Muhalefet politik puanları kundakçılıkta değil de itfaiyecilikte arama basiretini gösterirse...
Şehit ailelerimiz bugün yaşayan ama barış sağlanamadığı takdirde ölecek delikanlılarımızı kurtarmanın yüceliğini kan davasına tercih edebilirlerse...
Medyamız sorumluluğunun gereklerini anlayarak görev yaparsa...
Akıl yoluna girilebilir.
Olmazsa sonuç felakettir.
Açık söyleyeyim: ilk adımdaki sorumluluk Kürt tarafındadır. Yine yanlış adım atılır da aptallık tekrarlanırsa en ağır bedeli o taraf öder.
Aman yanlış anlaşılmasın. Bu bir tehdit değil kesinlikle. Sadece bir gerçekçi tespit ve dostça rica. Ömrümde hiç yalvarmadım. Ama şimdi yalvarıyorum. Kürt kardeşlerim, lütfen, lütfen satranççı gibi düşünün!
Halay çekmek barıştan sonra.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.