REFİK ERDURAN

İlaç gibi geldi

Bir bardağın yarı dolu oluşuna sevinmek ya da yarısı boş diye hayıflanmak keyfinize kalmıştır. Tercihiniz iyimserlikle kötümserlik arasında bir seçimdir yalnızca.
Ama tehlikeli hastalığa yakalanmış biri kendisine uzatılan ilaç bardağını "Zehirlidir" diyerek geri çevirirse, sonuç vahim olabilir.
Türkiye netameli karamsarlıklardan kaçınmasını gerektiren bir noktada.

***
Rauf Denktaş gibi, Turgut Özal gibi, kimi lokomotif adamların gerçekçilikle iyimserliği birleştiren yaklaşımları insanlara sempatik geliyor. Bütün düşüncelerine katılmayanlar bile kişiliklerini sevebiliyorlar. K
endisine eğitim mühendisi diyen Fahamettin Akıngüç çekim gücü en yüksek rehberlerden. Sarsılmaz bir iyimserlikle kurup bin bir güçlük dağından aşırdığı eğitim ağının ellinci yılı güzel bir şölenle kutlandı.
O davette rastladığım dostlardan çoğu kasvetler içindeydi. Uzun uzun anlattıklarına bakılırsa ülkenin de, dünyanın da sonu hiç parlak görünmüyor.
Seksenini geçmiş Fahamettin Bey ise yaptığı konuşmayla olumlu sonuçların formülünü vurgularken enerji saçıverdi. "El ele verin, kendi topluluğunuzda huzur yaratın, işinizi iyi yapın, dışarıda ne bok olursa olsun" dedi.
Alkışlara kahkahalar karıştı.

***
Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin kurumun İstanbul sahnelerine yepyeni bir canlılık gelmekte olduğunu anlatırken Küçükçekmece'den söz etmiş, orada da temsiller vermek için anlaşmaya varıldığını söylemişti.
Nişantaşı'nda yetişmiş çoğu at gözlüklü "aydın" gibi öyle yerlerdeki gelişmelerden habersiz olduğum için şaşarak "Küçükçekmece'de tiyatro binası var mı?" demiştim. Lemi Bey gidip görmemi önermişti gülerek.
Akıngüç yemeğinde Erol Evgin'le aynı masaya düştük. Küçükçekmece Belediyesi'nin kültür merkezinde 9 Kasım gecesi vereceği Atatürk konulu konsere davet edince "Ay orada kültür merkezi mi var?" dememek akıllılığını gösterdim.
Gittim ve anladım Lemi Bilgin'in niçin güldüğünü.

***
Küçükçekmece'de bir değil, üç kültür merkezi var. Dördüncüsü de geliyor. Derme çatma şeyler sanmayın. Avrupa kültür başkentine layık düzeyde. Oralarda 31 sanat kolunda haldır haldır eğitim veriliyor. Geçen ay tam 35000 çocuk sertifika almış.
Konser akşamı Sefaköy'deki binanın geniş resim galerisinde -pek azını daha önce görmüş olduğum- Atatürk fotoğrafları sergisinin açılışı da vardı. Girişte Belediye Başkanı Aziz Yeniay'la tanıştım. İnsanı mahcup edecek kadar nazik bir genç adam. Israr etti; açılış kurdelesini birlikte kestik.
(Ne bileyim öyle şeyler olacağını? Pek gayriresmi kılıkta gitmiştim.
"İyi ki Hıncal Uluç yok, azar işitirdim" diye düşünürken yerime oturunca ne göreyim? Hıncal Uluç iki koltuk ötemde değil mi! Neyse, bir şey demedi.)
Ondan bir sözcük ödünç alarak söyleyeyim. Konser gerçekten muh-te-şem idi. Erol Evgin her türlü kalıptan kaçınarak Mustafa Kemal coşkusunu dipdiri bir üslupla yaşattı hıncahınç dolu salona. Bedia Muvahhit'ten söz ederken onun açık saçık bir anısını bile aktardı.
Atatürk'ün devrimciliğini çarpıcı bir dille belirtti, toplantılarda kadınlarla erkekleri ayrı oturtmaya kalkanlara şöyle dediğini anlattı:
"Kendinize mi güvenmiyorsunuz, hanımların namusuna mı?"

***
İnanır mısınız, binadan ayrılırken aklıma geldi beni geçiren görevliye sormak başkanın hangi partiden olduğunu. Hayretle yüzüme bakarak "Hükümet partisinden efendim" dedi.
İflah olmaz bölünmeler, kutuplaşmalar, kamplaşmalar, çatlaklar matlaklar yüzünden Türkiye'nin sonunu iyi görmeyenlere tavsiyem:
Küçükçekmece gibi yerlere iyi bakın lütfen.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN