Küçüklüğümüzde hırsız-polis oyunu oynardık. İyi niyetli, ama kafası bulutların üstünde bir öğretmenimiz vardı. Bir gün şu mealde bir mini-diskur çekmişti bize o oyun konusunda:
"Kiminiz hırsız, kiminiz polis oluyorsunuz. Hırsızlık kötü bir şeydir. Boyuna suçlu kovalama işi olan polislik de özenilecek bir uğraş değildir. Daha iyi oyunlar oynayın!"
Oysa koşuşmamızın etik boyutu yoktu; çocukluğun müthiş enerjisinin boşalım yollarından biriydi sadece. "Daha iyi" oyunlarımızdan biri ise "uzun eşek" adıyla birbirimizin üstüne çullanma azgınlığıydı. Onu oynarken çelimsiz bir oğlanın bacağı kırılmıştı.

***
Dün haberi okudunuz. Yaygın işsizlik karanlığının içinde bir istisna ışığı var: Özel güvenlik sektörümüzde işe alınanlar hızla artıyor.
Banka ve işyeri kapılarında bellerinde tabancayla nöbet tutan, zırhlı araçlarla para taşıyan, "ünlü" kişileri koruyan görevlilere özel güvenlikçi deniyor ya. Geçen yıl o alandaki şirketlerin sayısı 129, sertifikalı çalışanlarının sayısı da 140 bin olmuş.
İyi mi, kötü mü?
"Sosyal gerginlik ve suç oranları artıyor ki daha yoğun güvenlik önlemlerine ihtiyaç duyuluyor" denebilir.
Yanlış değildir öyle düşünmek. Gerçekten de toplumumuzun genel görüntüsünde çekişme, atışma, kavga, dövüş ağır basmakta. Suç sözcüğü paylaşımda kaba güç kullanmanın bir başka adıdır.
Ancak, gerginlik de dinamizmin bir başka adıdır.
Alternatifi nedir?
Huzur mu?
Belki.
Ama kimi durumda durgunluğun bir başka adıdır o da.
Şarkımız ne der?
"Denizler durulmaz dalgalanmadan."

***
Geçen yüzyıl Pax Americana dönemi oldu. Kurucusu ülke dünyanın tek süper gücü rütbesine yükselebildi.
Ondan önceki yüzyılda durum nasıldı orada?
Ormandı, orman!
Orman dediysem, mis kokulu çam ormanı değil. İçinde bütün canlıların birbirini parçaladığı, kanlı bataklığa dönmüş bir cehennemdi. Batısında yerlilerin kökü kazınırken doğusunda köle sahipleriyle onların ucuz üretimine son vermek isteyen rakipleri arasında feci bir iç savaş yaşandı.
Zoologlar av paylaşırken birbirlerine giren köpek balıklarının sudaki kaynaşmasına "beslenme coşkusu" derler. Ürkütücüdür ama pek kötü bir şey de değildir. Kaynaşma yoksa beslenme yok demektir.
Bizde bugünkü tabloyu zaman zaman irkiltici bulsanız da karamsarlığa kapılmamalısınız.
Beslenmenin arttığı, paylaşmanın çetinleştiği dönemlerden geçiyoruz.

***
Dün yargı alanımızdaki acayip çalkantılara değinmiştim. Yazının mürekkebi kurumadan tutuklanıp salıverilmişlerin tutuklanmaları haberi geldi. Ve bu sabah bir daha kimin ne zaman salıverileceği, salıverilirse tekrar tutuklanıp tutuklanmayacağı spekülasyonları başladı.
Türkiye'de çok şeyin şirazesinden çıkmakta olduğunu düşünebilirsiniz. Ama şaşmayın. Serinkanlı düşünceniz şirazesinden çıkmasın.
Anadolu palazlandı. İpoteklerden sıyrılmak, iktidardan pay almak istiyor. Zorlanan, çatırdayan, devrilen kapıların gürültüsüdür duyduğunuz.
Zamanla toz toprak yatışır, av paylaşanlar doyar, çalkantılar durulur.
İstenen sessizlik ve durgunluk ise, o da olur sonunda.
Hepimiz ölmeyecek miyiz?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN