REFİK ERDURAN

Zekâ oyunları

Eskilerde laf çoktu. Çoğu da boş laftı.
Onlardan biri kıymetin nedretten geldiği, yani nadir bulunan şeyin değerli olduğu teziydi.
Evet, lüfer az bulunur; değerlidir. Ama pembe hamsi de az bulunur. Değerli midir?
Sıra dışılık ile değerliliğin karıştırılması insan davranışlarını etkileyince yalnız saçma değil, zararlı da olabiliyor.
Vaktiyle bir yaz kokteylinde içkiyi kaçıran bir okul arkadaşım kendini havuza atmış, başka konukları bırakıp onun üstünü başını değiştirtmekle uğraşmak zorunda kalan ev sahiplerini sinirlendirmiş, gecenin içine limon sıkmıştı.
Çok sonra, açık yürekle sohbet fırsatı bulduğumuz bir sırada sormuştum o densizliği niçin yaptığını. İtirafı sıra dışıydı:
"Yahu, orada insanlar grup grup toplaşmış, birbirlerine enteresan şeyler anlatıyorlardı. Espriler gırla gidiyordu. Söyleyecek öyle bir laf gelmiyordu benim aklıma. Bunaldım, değişik bir şey yapayım diye havuza atladım." Şimdi rahmetli olan bir başka okul arkadaşım da birkaç yıl önce "değişik bir şey" yaptı. Kendisi ve yönettiği kültür kuruluşu kadrolarındaki birkaç olgun hanım dahil, razı edebildiği kişilerin yarı belden yukarısı çıplak resimlerini çektirip gazetelerde yayımlattı. Gözlerimize bu azizliği niçin yaptığını sorduğumda, onun yanıtı da acayipti:
"Refik, belli ki benim sanat anlayışımla seninki uyuşmayacak. Sorduğun şeyi hiç konuşmayalım, daha iyi."
Söz konusu görüntülerin sanat anlayışlarımızla ne ilgisi olduğuna bugün de akıl erdirebilmiş değilim. Erdirebilen varsa lütfedip açıklar mı? (Sırası gelmişken, bir gerekli not: bilgisayar konusunda teknoloji gerzeğiyim ya, bu sütunun dibindeki bilgilerle bana ulaşılmasını sağlayamadım. Şifreler mifreler işlemiyor. Evcil elektronik posta adresim şöyle: refik.erduran@gmail.com)

***
Değerin az bulunurluktan kaynaklandığı inancına ters düşmeyen bir nimet var: zekâ. Gerçekten nadiren rastlanıyor ona.
Bol bulunduğu sanılan yerlerde de rastlanmıyor.
Halkın gözünde en sıra dışı davranış suç işlemektir. Polis romanlarında, filmlerde, dizilerde kuralları alay edercesine çiğneyen, şeytanın aklına gelmeyecek yollardan hedefine varan, güvenlik güçleriyle oyunlar oynayan üstün zekâlı suçlu tipine sıkça rastlanır.
Gerçek ise pek öyle değildir.
Genelde suçlular normal yollardan başarılı olmamış kişiler arasından çıkar; ortalama zekâ düzeyleri düşüktür.
İzmir canavarı mı, İzmir salağı mı demenin daha doğru olacağını bilemediğim itin serencamındaki ayrıntılar bunları bir kere daha düşündürdü bana.
Derdi neymiş? Bodrum'da bir kadın paralarını yemiş.
Hep tuhafıma gider bu
"Kadın paramı yedi" yakınması. Kadın fare mi? Çaktırmadan mı götürmüş parayı?
Erkek uyurken mi kemirmiş? Hayır, başka türlü kadın tavlayamayan avanağın rızasıyla harcatmış kendisine. Arada kurbanını uyuşturucuya alıştırmış. (Köpeği tasmaya alıştırır gibi.)
"Sonra da beni kapının önüne koydu" diyor yiğit. Dua etsin ki klozete koyup sifonu çekmemiş!
Öylece züğürt kalan tosunun bulduğu çare çalıntı tabancayla tanımadığı üç insanın kafalarına kurşun sıkmak, üstlerinden çıkan azıcık parayı alıp Bodrum!a gitmek, pansiyon odasında Yunan adasına sıvışma hayalleri kurmak.
Oraya kapağı atabilse ne olacak? Pasaport soran Yunan polisine ne diyecek?
Bir avuç parayla nerede nasıl yaşayacak?
Behey ahmak dese birisi, suç işleyeceksen çok daha az ceza rizikosu taşıyan bir şeyler yapsana. Borç harç pasaport al, bizimle suçlu iadesi için anlaşma yapmamış bir ülkeye uçak biletini cebine koy, bankada çantasına döviz dolduran birini izleyip soy, havalimanının yolunu tut!
Neyse, ben de kopuklara akıl vermeyi bırakıp zekâ konusunda alkış hak edenlere bravo diyeyim. Polisimiz kısa sürede esrar çözüp suçlu yakalamada büyük başarı gösteriyor.
Yalnız, rahatsız edici bir soru da var:
"adi" suç takibinde böylesine becerikli güvenlik güçlerinin bulunduğu ülkemizde, adi olmayan pek çok cinayet nasıl yıllar yılı karanlıkta kalabiliyor?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN