ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

7.5 ay sonra ABD

Giderek İstanbul'un Osmanlıvari entellektüel yaşamının önemli etkinliklerinden biri haline gelmekte olan "Fasl-ı Şahane"de acaba güftesi Bayburtlu Zihni'ye, bestesi Kemani Nevres Paşa'ya ait olan Şehnaz koşma bugüne kadar icra edildi mi?
Yanıtını sevgili Mehmet Barlas'a bıraktığımız, "Vardım ki yurdumdan ayağ göçürmüş / Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı / Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş / Sakiler meclisten çekmiş ayağı" mısralarıyla başlayan bu ölümsüz eseri -küresel ekonomik krizin bilinçaltımızdaki korkuları uyandıran etkisiyle olsa gerek- elimizde olmadan, irademiz dışında pek sık terennüm ediyoruz.
Hele şu sıralar 7.5 ay sonra yeniden ziyaret etmekte olduğumuz ABD'de. Çünkü dünyanın en zengin, en güçlü ülkesindeki tablo, sokaklardaki yoksulluk, sıcak çorba dağıtan yardım kuruluşlarının önündeki kuyruklar ister istemez Bayburtlu Zihni'nin dizelerini çağrıştırıyor.
Geçen yılın Eylül ayında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le birlikte BM Genel Kurulu çalışmalarını izlemek için (Türkiye'nin iki yıllığına BM Güvenlik Konseyi'nin geçici üyeliğine seçildiği günlerdi) New York'a ayak bastığımızda, dünyanın en büyük finans kurumlarından biri olan "Lehman Brothers" sadece birkaç gün önce iflas etmişti.
"Lehman Brothers" deyip geçmeyin; Türkiye'nin gayri safi milli hasılasının 2.5 katı aktif büyüklüğüne (1.8 trilyon dolar) sahipti.
Pimi çekilmiş bomba anlamına gelen bu iflas o sıralar henüz ortalığı cehennem yerine çevirmemişti ama ilk şok dalgalarının yüzünüzü, bedeninizi yaladığını hissediyordunuz. Örneğin hayatın gerçeklerini yansıtan en somut göstergelerden biri olan işsizlik oranı yüzde 4.5'e çıkmıştı.
7.5 ay sonra tekrar ABD'ye ayak bastığımızda, yeni bir iflas hoşgeldini ile karşılandık. ABD'nin TMSF'si üç bankaya birden koymuştu. Aralarında 4.1 milyar dolarlık aktife sahip Georgia eyaletinin büyük mali kuruluşu "Silverton Bank" de vardı. Ve ekleniyordu: "Böylece yıl başından bu yana ABD Mevduat Garanti Federal Ajansı'na devredilen banka 32'ye ulaştı." Oysa krizin önüne geleni savurduğu 2008'de topu topu 25 banka fona devredilmiş ya da iflas etmişti.
"Krizde dibe vuruldu", "Uzakta da olsa tünelin ucunda ışık göründü" gibi tahminlerde bulunan iktisatçılara güvenenlerin ya da bel bağlayanların iyice arttığı bir dönemde tam bir şok.

İşsizlikte korkutan artış
Ama bizi bu makro verilerden çok sokaktaki gözlemlerimiz çarptı.
Yukarda belirttiğimiz gibi, geçen Eylül'de New York'tan ayrılırken ABD'deki işsizlik oranı yüzde 4.5 dolaylarına çıkmıştı. 7.5 ay sonra istatistikler bu oranın yüzde 10'a dayandığını gösteriyordu. Neredeyse yüzde 250 artış!
Sokaklardaki manzara daha da ürkütücü. Evsizler artık köşe başlarından çıkıp boydan boya tüm caddeleri mekân tutmuş. Onlara yardım toplayanların kumbaraları o kadar çoğalmış ki, hangisine para atacağınıza bocalıyorsunuz, daha doğrusu para yetiştiremiyorsunuz.
Ve boşalmış vitrinler, terk edilmiş dükkânlar, söndürülmüş neonlar, inanılmaz ölçüde düşürülmesine rağmen kimsenin yüzüne bakmadığı fiyatlar...
ABD'deki ilk gecemizde edindiğimiz bu izlenimlerin ürpertisiyle otele döndük. Resepsiyondan bir gazete seçtik. Odamıza çıktık. Sayfaları çevirirken Nouriel Roubini'nin yorumu gözümüze çarptı. Hani şu, gençlik yıllarını İstanbul'da geçirmiş olan ve küresel krizi ilk haber veren olmasıyla ünlenen iktisatçının yazısı. Şöyle demeye getiriyordu: (Not: Bizim çıkardığımız anlama dayalı çeviri.)
"Son günlerdeki sözde olumlu havaya sakın kanmayın. İyimserlik körüklemek için habbeyi kubbe yapan iktisatçılar sizi yanlış yönlere sürüklüyor. Krizin şoku en karamsar tahminlerin de ötesine geçecek. Tamam, tünelin ucunda bir ışık var ama onu görenlere sorun bakalım: Tünelin uzunluğu ne kadar, ne kadarı kat edilmiş, ellerinde o ışığı görecek kadar güçlü dürbün var mı? Işığa ulaşmak için önümüzde daha o kadar uzun bir yol var ki..."
Başkan Barack Obama'ya rekor düzeydeki halk desteğine ve güvenine rağmen ABD bu kez bizi çok korkuttu, çok...
BİZE ULAŞIN