ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Duvarlar, sınırlar ve insanlar (2)

Kimilerine göre küreselleşme süreci Berlin Duvarı'nı yıktı, kimilerine göre ise Berlin Duvarı'nın yıkılması küreselleşmeyi tetikledi.
Nedenden çok sonuç önem taşıdığı için "Hangi tez doğru" sorusuyla ilgilenmiyoruz.
Hem sonra zaten iki görüş bir yerde birleşiyor: "Küreselleşme çağında sınırların anlamı kalmayacak..." Ama yanılıyorlar. Ya da jeopolitik gerçekler onları doğrulamıyor.
Dünyanın önde gelen coğrafya uzmanlarından Michel Foucher, iki yıl kadar önce ilginç bir kitap yayınladı. Adı: "Sınır takıntısı".
Foucher'e göre, Doğu blokunun çöktüğü ve de Sovyetler Birliği'nin dağıldığı 1991'den bu yana dünya siyasi atlasının sadece Avrasya bölgesine 26 bin kilometreden fazla sınır daha eklendi. Ayrıca 24 bin kilometrelik sınır da yeniden çizildi.
En çarpıcı örnek olarak Avrupa karşımıza çıkıyor: Kıtadan sınırları kaldırmak iddiası taşıyan AB gittikçe daha geniş bir alana yayılıyor ama Avrupa'da bir yandan da sürekli yeni sınırlar üretiliyor. Foucher üşenmeyip hesapladı: Duvar'ın yıkılmasından bu yana Avrupa'da çizilen yeni sınırların toplamı 2.800 kilometreyi aşıyor. Bunun başlıca nedeni, elbette Yugoslavya'nın dağılması. Tito'nun kurduğu federasyondan 7 devlet doğdu: Sırbistan, Hırvatistan, Makedonya, Slovenya, Bosna-Hersek, Kosova, Karadağ... Ayrıca Çekoslovakya'nın dağılması da iki devlet ve yeni sınırlar yarattı.
Ve elbette, Ukrayna, Belarus, Moldova ve Rusya Federasyonu ile hatta bir ucu Avrupa'ya uzanan Kazakistan'la Yaşlı Kıta'ya yeni devletler ve yeni sınırlar geldi.
"Küreselleşme sınırları anlamsız hale getirecek" ve "AB sınırları ortadan kaldıracak" iddialarına rağmen Avrupa'da bundan sonra da sular pek durulacak gibi değil.

Ufukta yeni sınırlar var
"
Amip"e dönen Sırbistan Cumhuriyeti'nde hâlâ ayrılıkçı rüzgârlar esiyor: Özerk Voyvodina bölgesi bağımsızlık düşleriyle yatıp kalkıyor.
Aynı şekilde Bosna-Hersek Federasyonu da pamuk ipliğine bağlı. Ülkenin neredeyse yarısını oluşturan Sırp Cumhuriyeti önce bağımsızlığını ilan etmek, daha sonra da Sırbistan'la birleşmek için fırsat kolluyor. Haydi bunları Balkanlar'ı darmadağın eden depremin artçı şokları kabul edelim. Peki ama sınırların kalktığı AB'nin içinde sınırlar çizme çabalarını nasıl açıklayacağız?
Kuzey İtalya, Güney'den kopmak istiyor. Daha doğrusu, Berlusconi koalisyonunun ortaklarından Kuzey Ligi liderlerinin ifadesiyle, "Yoksul Güney'i sırtından atmaya çalışıyor."
İspanya'da Basklar, Katalanlar çok geniş özerklik statülerini neredeyse fiili bağımsızlık noktasına vardırdılar. Bugün örneğin Bask bölgesinde İspanyolca konuşmaya kalkmak gerçekten yürek ister.
Hepsi bir yana üyeleri arasında sınırları kaldırmış AB'nin kalbi Brüksel en keskin ayrılıkçı hareketlerin pençesinde kıvranıp duruyor. Bir yanda Belçika'yı haritadan silmeye çalışan Flamanlar, öbür tarafta hiç değilse Brüksel'i kurtarmaya çalışan Valonlar.
Daha kolonyal ya da emperyal dönemlerin mirası, 1800'lerde, 1900'lerin başında kağıt üstünde ya da kuma çizilmiş sınırlar var. Afrika'da ve.... Ortadoğu'da!
Michel Fouchet, küreselleşmenin sınırları asla ortadan kaldırmayacağını söylüyor. "Çünkü" diyor, sınırsız bir dünya insanlarda uçsuz bucaksız bir çöle bırakılmış korkusunu uyandırıyor. Buna karşılık sınırlar güven duygusu veriyor..."
Bağlarsak; kitleler güvenliği sınırlarda arıyor, bireyler ise duvarlarda...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN