ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Bir "Tabu"

Son derece anlamlı bir rastlantı: Kopenhag'da "İklim Zirvesi"nin kapanış oturumunun yapılacağı gün, sinema tarihinin en büyük bütçeli filmi "Avatar" birçok ülkede birden gösterime giriyor.
"Titanik" gibi birçok başyapıta imza atan James Cameron'un yönettiği "Avatar"ın konusu "İklim Zirvesi"nin gündemiyle birebir örtüşüyor: Başta enerji olmak üzere yeryüzünün kaynaklarını tüketen "Dünyalılar" başka dünyalar arayışına girerler ve sonunda "Pandora" gezegeninde karar kılarlar. Film o gezegenin yerli halkı "Na'viler" ile "Dünyalılar" arasındaki ilişkiler ve Pandora'nın kaynaklarını ele geçirmek için yapılan yarış üstüne kurulu... Tıpkı bugün gezegenimizde olduğu gibi.
Kopenhag'a dönersek; herkes nefesini tutmuş, zirveden bir uzlaşma çıkmasını bekliyor. Ama 193 ülkenin sera gazı salımlarını azaltacak bir anlaşmaya varması bile, küresel ısınmaya çözüm getirmeyecek. Çünkü en önemli sorun zirvenin gündeminden kaçırıldı: İnsan.
Dünyadaki nüfus artışı bugünkü temposunu devam ettirdiği sürece, hiçbir anlaşma, hiçbir bilimsel ve teknolojik gelişme kaynakların tüketilmesini önleyemez. Önlemek bir yana azaltamaz bile.
Son 50 yılda dünya nüfusu ikiye katlandı. Bugün küremizin sınırlı ve tükenen kaynaklarını 6 milyarı aşkın insan paylaşıyor. 2050'de bu sayı 9 milyarı aşacak.

Çin ve Hindistan
Evet, sınırlı kaynaklardan herkes eşit olarak yararlanamıyor. Örneğin, dünya nüfusunun sadece yüzde 13'ünü temsil eden G-8 ülkeleri (ABD, Kanada, Japonya, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve Rusya) toplam sera gazı salımlarının yüzde 45'inden sorumlu.
Ancak sorun şu: Yüksek ekonomik büyüme hızına sahip gelişme yolundaki ülkeler, öz kaynakları bu hızı desteklemeye yetmediği için sınır ötesi kaynaklara yöneliyorlar, yani dünyanın diğer bölgelerindeki kaynakları da tüketiyorlar.
Peki günümüzde hangi ülkeler yüksek büyüme hızına sahip? Çin ve Hindistan. İkisinin de nüfusu 1.3 milyarın üstünde. Bir başka deyişle, ikisi dünya nüfusunun neredeyse yarısını oluşturuyor.
Daha önce de yazdık; sadece Çinliler ekonomik büyümeleri, dolayısıyla zenginleşmeleri sayesinde beslenme alışkanlıklarını değiştirmeye kalksalar, örneğin pirinç yerine buğday tüketmeyi tercih etseler, dünyanın tüm buğday hasadı bile onların ihtiyacını karşılamaya yetmeyecek.
Bir başka örnek: Karbondioksit salımı liderleri arasında, büyükbaş hayvanlar da var. Evet, inekler! Neden? İnsanoğlunun et tüketimini karşılayabilmek için sınai çiftliklerde milyarlarca büyükbaş hayvan yetiştiriliyor. Buna bir de Çinliler'in daha çok et yemeye başlamaları olasılığını ekleyin... İyi ki, Hintliler için inek kutsal bir hayvan; yoksa...

Dinozorların sonu gibi

Siz dinozorların dünyaya bir göktaşının çarpması sonucu ortadan kalktığı masalına inanıyor musunuz? Yaşadıkları çağın hem en büyük, hem de en obur canlısı olan o yaratıklar, doymak bilmeyen iştahlarıyla tüm kaynakları kuruttukları, sonunda da aç kaldıkları için ortadan kalktılar.
Hayır, ortadan kalkmadılar, sadece doğa tarafından küçültüldüler. Günümüzün kuş türlerinin pek çoğu dinozorlardan geliyor.
Aklını başına toplamazsa, insanı da kaçınılmaz olarak dinozorların sonu bekliyor: Ortadan kalkma. Ya da doğa tarafından minyatürleştirilme.
Tabii bir olasılık daha var: Avatar filminde olduğu gibi başka dünyalara göç etmek.
Tabii türü kurutulmadan veya küçültülmeden önce yaşanabilir başka dünyalar bulabilirse. Yetmez; oralara ulaşacak teknolojiyi gerçekleştirebilirse. O da yetmez; gidecekleri dünyanın canlılarınca kabul edilirse...
Oysa çok daha kolay bir çözüm var: Nüfus artış hızını yavaşlatmak. Üstelik uzmanlar, aile planlamasının karbondioksit salımını azaltmak için önerilen tüm çözümlerden daha az maliyetli ve daha çok sonuç verici olduğu görüşünde birleşiyorlar.
Özetle, ev sahibi Danimarka bir ara gündeme aldırmaya niyetlense de sonuçta "İklim zirvesi"nde "Tabu" olarak kalan "Dünya nüfusu" sorununa el atılmadıkça, ne küresel ısınmaya çözüm bulunabilir, ne de kaynakların hızla tükenmesine...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.