ERDAL ŞAFAK ERDAL ŞAFAK

Şarap mahzende yıllanır

Güftesi Behçet Kemal Çağlar'a, bestesi Sadi Hoşses'e ait ne güzel bir Kürdilihicazkâr şarkıydı o... Bir zamanlar Müzeyyen Senar'dan Zeki Müren'e tüm assolistlerin repertuvarlarının tek taş pırlantası olurdu.
Artık "Mahzen" gitti "Kav" geldi.
Meyhanelerde bardağı 25 kuruşa satılan ucuz şarapların yerini de Fransa'nın, İtalya'nın, Güney Afrika'nın, Latin Amerika'nın, Kaliforniya'nın ve Türkiye'nin prestijli üreticilerinin "Şato" ve "Domaine" ürünleri aldı. "Kav" çılgınlığı bazen insanı baştan çıkarabiliyor.
Tıpkı emekli Büyükelçi Daryal Batıbay'ın başına gelenler gibi.
Ah unutmadan, diğer gazetelerdeki meslektaşlarımı bu kez kutlarım; SABAH'ın patlattığı "Büyükelçi'nin kav bombası" haberine küsmediler. Dün baktım, pek çok gazetenin birinci sayfasını süslüyordu maşallah.
Neyse, konumuz bu değil...
***

Ankara Büromuz'dan Yahya Bostan'ın hazırladığı "Büyükelçi'nin kav bombası" haberini üç gün tuttum. Sırf haberin kahramanı Daryal Batıbay'ın görüşünün de haberde yer almasını sağlamak için. Sonunda kendisine KKTC'de ulaştık. Cevabını aynen yayınladık: "Devletin temsil ağırlama gideri var. İçki de, yiyecek de alınıyor. Tüketilenler de kayıttan düşüyor. Ben ayrılırken devrettim.
Sayarak devrettim. O da teslim aldı. Teslim tutanağı da var. Aradaki fark da tüketilmiş olandır."
Dikkatinizi çekerim; Batıbay'ın açıklamasında iki depoda ele geçirilen şaraplarla ilgili tek kelime yok.
Ama manşetimiz ortalığı ayağa kaldırınca, Batıbay pürtelaş avukatı Hürrem Sönmez aracılığıyla "Cevap ve düzeltme metni" gönderiverdi. Onda da şöyle diyordu:
"Batıbay'ın 2011 yılı Eylül ayında Strasbourg'daki görevinin sona ermesi ile birlikte Türkiye'ye naklettiği ev eşyaları arasında müvekkilimizin Strasbourg'da 7.5 yıl süren görevi sırasında tamamen kendi imkânlarıyla satın aldığı şaraplar vardır elbette. Ancak bu şarapların devlet harcamasından karşılandığı da, müvekkilin eşyalarının gümrük mevzuatına aykırı şekilde Türkiye'ye sokulduğu iddiası da tamamen gerçekdışıdır."
Hoppala... Batıbay bize ilk haberi hazırlarken yaptığı açıklamada, "Yenildi, içildi, kayıttan düşüldü" diyor, kesinlikle yurda soktuğu şaraplara değinmiyor.
E-mail olarak gönderttiği "Cevap ve düzeltme metni"nde ise "Kendi imkânlarıyla satın aldığı şaraplar"dan söz ediyor.
Bir depoda toplam değeri 100 bin avronun üstünde bin şişe şarap... Öbür depodaki bin şişenin henüz değer takdiri yapılmadı. Diyelim ki onlar da 100 bin avro... Etti 200 bin avro. Kimi şarap uzmanlarına göre ise "Batıbay kavı"nın değeri 500 bin avronun üstünde....
İyi imkânlara sahipmiş Batıbay; helal olsun.
Peki ama, Monşer bunları kendi imkânlarıyla edinmişse, dün SABAH'la birlikte diğer gazetelerde de yer alan haberin devamında neden "Savcılığın şaraplara el koyduğu" belirtiliyor? Neden "Şahsi eşyalarını getiren TIR'la gizlice Türkiye'ye sokulduğu" vurgulanıyor?
Ben Batıbay'ın yerine olsam bundan böyle ağzımı açmam.
Nasıl olsa alacağı en ağır ceza Başbakanlık Etik Kurulu tarafından uyarılmak olacak.
Bir de şaraplar -herhalde- elinden gidecek.
Adam sen de... Hep "Kav"da saklanacak değil ya; o 2 bin şişe şarap da "Mahzen"de yıllanıversin... Veya depoda!
BİZE ULAŞIN