Önce ahlak bozuldu. Türkçemiz'deki güzel deyimle, önce "Ar damarı çatladı" veya önce "Ar perdesi yırtıldı". Veya Batılı analizcilerin ortak tespitiyle söylersek, "Sistemin kalbi çürüdü".
Sistemin kalbi? Elbette Wall Street (New York) ve City (Londra).
Daha önce birkaç kez yazdım; 2008 krizini "Etik açığı" tetikledi. Yani, yozlaşma. Yani, bol sıfırlı yıl sonu bonus çeki için tüm ahlaki değerlerin, moral kriterlerin ayaklar altına alınması. O çeklerdeki dolgun ikramiyelerle pahalı otomobiller, lüks stüdyolar, Petrus şarapları ve Dom Perignon şampanyaları eşliğinde sevgililerle yılbaşı partileri düzenleme hayaliyle milyonlarca orta gelirli ve yoksul insanın göz göre göre kandırılması...
2008 krizinin etkileri tsunami dalgaları gibi vurmaya devam ediyor.
Hatta, en son FED'in (ABD Merkez Bankası) raporunda belirtildiği gibi, o krizden yeni bir kriz doğuyor. 2008 krizine bile rahmet okutacak bir kriz hem de. Yunanistan, Portekiz, İspanya, İtalya trajedileri o krizin öncü habercileri.
***

Peki, Wall Street ve City, vicdan muhasebesi yaparak o krizden hiç değilse ahlaki bir ders çıkardı mı?
New York'un büyük hukuk bürolarından "Labaton Sucharow" bu soruya yanıt aramak için bir anket düzenledi. Wall Street ve City'deki finans kuruluşlarının 500 üst düzey yöneticisine internet üstünden birkaç soru gönderdi.
Birinci soru şuydu: "Yasadışı bir işlemle 10 milyon dolar kazanma fırsatı önünüze çıksa, ne yaparsınız?"
Soruyu yanıtlayanların yüzde 25'i "Hiç tereddütsüz o fırsatı değerlendirirdim" yanıtını verdi.
Bir başka deyişle, bugün de Wall Street'te ve City'de her dört finansçıdan biri paranın ahlaktan daha önemli olduğu görüşünde.
İkinci soru: "Peki, çevrenizde kısa yoldan zenginleşmek için yasadışı yollara başvurmayı göze alan var mı?"
Onu da ankete katılanların yüzde 26'sı "Evet, var. Gördüm, biliyorum" diye yanıtladı.
Üçüncü soru: "10 milyon dolar kazanmanızı sağlayacak yasadışı işlemden sonra yakayı sıyıracağınıza inanıyor musunuz?"
Cevap: Her 6 bankacıdan biri işlediği suç için hiçbir bedel ödemeyeceğinden emin!
Neden? Çünkü Amerikalı bankacıların sadece yüzde 26'sı, İngilizler'in ise yüzde 34'ü Lehman Brothers skandalından sonra hükümetlerin ve denetleme kurullarının getirdikleri yeni ve daha sıkı kuralların, yasadışı işlemlere karşı caydırıcı işlev gördüğünü belirtiyor da ondan.
Bir ilginç veri daha: 500 bankacıdan yüzde 85'i kendi kuruluşunun temiz olduğu, buna karşılık yüzde 40'ı rakip kuruluşların yasa ve ahlak dışı işlemlere başvurduğu görüşünde. Tencere dibin kara, seninki benden kara misali...
Bu da Wall Street'te ve City'de aşağı-yukarı tüm finans kurumlarının kirlenmeye devam ettiği anlamına geliyor.
Karl Marks'ın yapıtları boşuna yeniden satış rekorları kırmıyor. Kapitalizmin temellerine su yürüdü... Protestan ahlak çoktan son nefesini verdi...
BİZE ULAŞIN