HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

30 ölü.. 57 yaralı.. Nerde?..

"Dün bir uçak düştü.. 30 ölü, 57 yaralı var" olsaydı haber, bugün bütün Türkiye bunu konuşuyor olurdu. Bütün gazetelerin birinci sayfaları bu haberle dolar, bütün televizyonlarda bültenler bu haberle başlar, hatta normal yayınlar kesilir, kaza yerinden canlı yayına geçilirdi.
"Dün Doğu'daki çatışmada 30 şehit, 57 yaralı var" olsaydı haber hele, Türkiye'de yer yerinden oynamıştı, anlatmaya gerek yok..
9 Ağustos pazar günü Türkiye'de 30 kişi öldü, 57 kişi yaralandı. Kimsenin, ama kimsenin haberi olmadı, haberi olanlar da umursamadılar.. Bir, tek bir gazetenin iç sayfalarında tek sütun yer aldı haber..
"Dün trafik canavarı 30 can aldı. 50 kişi de yaralandı." (10 Ağustos / Milliyet)
Niye 30 ölü, 57 yaralı kimsenin kılını kıpırdatmadı, haber bile olmadı..
Asıl haber olacak şey işte burası.. Alıştık da ondan..
Her gün bu ülkede trafikte onlarca insan ölüyor, çok daha fazlası da yaralanıyor ve bu artık haber bile olmuyor.. Çünkü alıştık..
Daha acısı.. Bu korkunç durum ülkeyi yöneten kimseyi, ama hiç kimseyi ilgilendirmiyor..
Bu ülkede, konunun bir numaralı sorumlusu İçişleri Bakanı bakmıyor bile..
Başbakan.. Yasa gereği sorumlu başbakan zerre umursamıyor..
Meclis'te 550 milletvekili var.
Hadi, iktidardakilerin ağzı kapalı.. Onlar liderin emir kulları. O demedikçe, kılları oynamaz..
Peki ya muhalefet.. Güldürmeyin beni..
Başbakan Kürt Açılımı konusunda müthiş trajik, dinleyeni ağlatan bir konuşma yaptı, Ağlayan Anneler üzerine..
Peki ya trafiğin ağlattığı anneler..
Son on yılın resmi rakamlarına baktım.. (trafik.gov.tr).. 1999'da kaza sayısı yılda yarım milyondan başlamış, 2008'de bir milyona ulaşmış.. Her sene ölü sayısı ortalama 5 bin.. Yaralı sayısı ortalama 150 bin..
Dehşet rakamlarına bakın lütfen.. 10 yılda 5 milyon 946 bin 858 kaza.. 47 bin 10 ölü.. 47 bin 10.. Bir Anadolu kasabası haritadan silinmiş demek bu.. Ve de 1 milyon 44 bin 297 yaralı.. Bir Anadolu Kenti. Hem de anakent olacak bir büyük Anadolu kenti de hastanelik olmuş..
Umursanmayan bu..
Karşılaştırın bakalım istatistikleri.. Terör son 10 yılda da değil, başladığından bu yana, 25 yılda kaç genci öldürmüş, trafik 10 yılda kaç anayı ağlatmış?.. Hangisi daha fazla?..
Üstelik terörü önlemede çözüm kolay değil.. Hatta dağların ardında.. Bu daha "Açılım.." Daha çok sabırlı ve acılı günler bekliyor bizi.. Çözüme dek..
Oysa trafikte, bu korkunç rakamları çok çok aşağıya çekecek önlemleri almak, başbakanın ağzından çıkacak iki kelimeye bağlı..
Dahası.. Yasalar başbakanı bu işle görevlendirmiş de.. 1983'te çıkan Kara Yolları Güvenliği Yasasına dayanarak, 1997'de Bakanlar Kurulu Kararı ile Karayolları Güvenliği Yüksek Kurulu oluşturulmuş..
Nasıl oluşturulmuş, yönetmeliğe bakın.
İşin ciddiyetini anlarsınız..
Madde 5 - Karayolu Güvenliği Yüksek Kurulu; Başbakanın başkanlığında, Adalet, İçişleri, Maliye, Milli Eğitim, Bayındırlık ve İskân, Sağlık, Ulaştırma, Orman Bakanları ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün bağlı olduğu Bakan ile Jandarma Genel Komutanı, Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarı, Emniyet Genel Müdürü ve Karayolları Genel Müdürü'nden oluşur.
Gereği halinde diğer bankalar da Kurul'a çağrılabilir.
Peki ne iş yapacak bu kurul..
O da yönetmelikte yazılı..
Madde 6 - Karayolu Güvenliği Yüksek Kurulunun görevleri;
a) Karayolu trafik güvenliği konusunda hedefleri tespit etmek ve uygulatmak,
b) Tespit ettiği hedefler doğrultusunda gerekli mevzuat ve yasal düzenlemeleri hazırlatmak,
c) Bakanlıklararası koordinasyonu sağlamak,
d) Karayolu Trafik Güvenliği Kurulu'nun önerilerini değerlendirip karara bağlamak ve kararların uygulanması için gerekli koordinasyonu belirlemek.
Peki ne zaman toplanacak bu kurul.. İş ciddi.. Çok sık.. O da yönetmelikte yazılmış ki, keyfe kalmasın..
Madde 7 - Kurul her yıl Mayıs ve Kasım aylarında olağan olarak toplanır. Başbakanın gerekli gördüğü hallerde olağanüstü de toplanabilir.
Yani, kurul 7 iki kez toplanmak zorunda. Başbakan gerekli görürse, olağanüstü de toplanabilir..
Şimdi yılda ortalama ölü sayısı 5 bin, yaralı sayısı ortalama 150 bin olursa, başbakan kim bilir bu yetkisini kullanıp kaç olağanüstü toplantı çağrısı yaptı, merak edersiniz.
Etmeyin.. Hemen söyleyeyim.. Sıfır.. Bu kurul Recep Tayyip Erdoğan tarafından hiç olağanüstü toplantıya çağrılmadı.
Peki ya olağan toplantılar.. Her yıl mayıs ve kasımda yasa gereği yapılması gereken toplantılar.. Onlarda armut mu toplandı..
Şimdi sıkı durun..
Recep Tayyip Erdoğan 2002'de, seçim kazanıp mart 2003'te başbakan olduğundan bu yana yasal olarak yapması gereken 13 toplantının hiçbirini yapmadı.
Yani bu ülkede yılda iki kez toplanması gereken Trafik Güvenliği Yüksek Kurulu AKP iktidarında hiç toplanmadı.. Ve de muhalefet bir kez çıkıp da "Niye toplanmıyorsunuz" demedi..
Çünkü trafiğimiz güvende..
Çünkü trafikte ölen binler şehit, yaralananlar gazi değil..
Onlar Niyazi.. Niyazi olmaya da devam edecekler..

***

Peki, yukardan beri eleştirdiğim kayıtsız kurumları, Yasama, Yürütme ve Yargı'yı denetlemesi gereken 4. Güç Basın.. Yani medya?.. O nerde?.. Ne yapıyor?..
Bağrı yanan anaların değil, memeleri kızaran İkoncanların peşinde Bodrum'da tatildeyiz..
Kimsenin kimseye laf etmeye hakkı yok!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN