HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

İki olağanüstü oyunculuk..

Önceki Cuma öğleden sonra fena halde kırıklık hissettim ve evde kaldım.. İyi ki de kalmışım.. Maçlar dışında ilk defa uzun uzun televizyona bakma fırsatı buldum ve arka arkaya iki dizi izledim..
Önce Hanımın Çiftliği.. Sonra Aşk Bir Hayal!..
Hayretle.. Şaşkınlıkla.. Hayranlık ve keyifle..
Diziler, hele yeni olanı, ilk kez çekileni Aşk ve Hayal çok güzeldi ama asıl, Özgü Namal ve Nehir Erdoğan'ın oyunculukları harikaydı.. Olağanüstüydü.. Muhteşemdi..
İşte asıl o zaman, magazin basınımıza fena halde kızdım..
Magazin ille de Beyoğlu barlarının, Reina'nın kapılarında nöbet tutmak, Bebek'te, Kanyon'da dolaşanları çekmek midir?..
Magazin sadece paparazzilik yapmak, ille de özel yaşamları kaşımak mıdır?..
Bu ülkede kültür, sanat, sinema, tiyatro, müzik, televizyon alanında yapılan güzel şeyleri duyurmak, yapanları anlatmak magazin değil midir?..
Yahu yıllardır yazıp duruyorum..
Geçen gün Akşam'da Ali Saydam da katıldı savaşıma.. Gösteri sanatları yıldızlarla ilgi toplar. Bu yıldızları medya yaratır. Niye yaratır?.. Çünkü medyanın reyting ve tirajı da yıldıza bağlıdır. Karşılıklı bir alış veriş..
Bizim medya geçin yıldız yaratmayı, kendi çabası ile yıldız olmaya çalışan, kat be kat hak edenleri yok etmek, çukura düşürmek için çırpınıyor ve kendi kuyusunu kazıyor..
Niye okunmuyor, niye seyredilmiyoruz?..
Yahu bu Özgü, bu Nehir için destan yazılır..
Bu nasıl bir oyunculuktur?..
Üstelik ikisi de genç ve güzel.. Magazinci daha ne arar?..
Farah Fawcett'i hatırlarım.. Charlie'nin Melekleri dizisi başlayıp, Farah ortaya atılınca bir yıl içinde tam 356 kez kapak olmuştu Amerikan dergilerine..
Dergiler Farah'ı yarattılar.. Farah onlara dergi sattırdı.. Bu iş böyledir..
Ama bakın bakalım bize..
Nehir ve Özgü'nün oyunculuğu, bu iki dizideki muhteşem gösterileri üzerine kaç satır yazı okudunuz, kaç resim gördünüz?..
Kiminle yaşıyor, kiminle darılıyor, kiminle barışıyorlar.. Çoğu da asparagas, derinliği olmayan yüzeysel haberler.. Oldu sana magazin..
Hanımın Çiftliği'nde Güllü, Aşk Bir Hayaldir'de Asmin dünyanın en zor rolleri.. Diyalogları az.. İki rol de gözleri, mimikleriyle konuşuyor genelde.. Ama nasıl konuşuyor.. O ne gözler, ne anlamlı, ne ruh dolu bakışlar, ifadelerdir?..
Aşk Bir Hayaldir, üstelik tam da günümüzün dizisi.. Doğuda görevli bir yedek teğmen, İstanbul çocuğu ile, bir Kürt Aşiret reisinin kızı arasındaki nerden baksan imkansız, nerden baksan hayal bir aşkı anlatıyor. Ama ne güzel anlatıyor..
Bir defa "Her Kürt, PKK değildir"i anlatıyor.. "Her PKK'lı da cani değildir" i de..
Hasta PKK'lı kadını kurtarmak için silahın üstüne giden askeri anlatıyor.. Aslında bu ülke insanının rahat bırakılsa, nasıl dost, nasıl kardeş, nasıl can yaşayacağını anlatıyor.. Tam da bugünlerde onun için izlenmeli zaten...
Müthiş kamera görüntüleri, o harika Mardin ve ovası görüntüleri içinde, dinlemeye doyulmaz bir müzik, tam da yerli yerine seçilmiş türküler içinde, birinci sınıf oyunculuk..
Sade Nehir de değil, bir Macit Sonkan, bir Orhan Kılıç izledim ki, olmaz böyle şey.. Ötekiler de..
Asıl öykü içinde minik minik yan öykülere yer veren senaryo güzel.. Çok da güzel laflar var..
Koşullar yüzünden sevdiği erkek yerine, nefret ettiğine varmak zorunda kalan Nehir, gelinlik giymeye hazırlanırken "Ölüler sadece kefen değil, bazen de gelinlik giyer" diyor mesela.. Yaşarken de ölünür, bu kadar mı güzel anlatılır.. O sahneyi görmeliydiniz.
..Ve de İstanbullu teğmenin koynuna girdikten sonra, uğradığı yatırda, ellerini kaldırıp dua ediyor.. "Beni affet Allahım. İşlediğim günah için değil. Pişmanlık duymadığım için.."
Vay be!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN