HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Haşo'ya bir haller oldu!..

Perşembe günü başlığa bakınca şaşırdım.. İçini okurken dondum kaldım..
Haşo "Yılmaz'ın filminin içine Hıncal Uluç ruhu girmiş" diyordu..
"Bre aman?.. Nasıl olmuş bu iş" diye daldım ki yazıya, şöyle olmuş..
"Gün gelecek bir Yılmaz Erdoğan filminin finaline 'Hıncal Uluç' ruhu girecek, kanırta kanırta umut aşısı yapılacak' denseydi..."
..Ve devam.. "
Yine de Yılmaz'ın masal anlayışıyla, Hıncal Abi'nin masal anlayışının pek farklı olduğunu sanıyordum."
Yani neresinden tutsan elinde kalıyor..
Bir defa şu insana Haşo'nun hem beni, hem Yılmaz'ı fena halde küçümsediği izlenimi veren "Masal" lafı..
Sevgili Haşmet!.. Sen Neşeli Hayat'a gittiğinden emin misin?.. Başka film seyretmiş olmayasın?..
Nesi masal Neşeli Hayat'ın hele bir söylesene.. Buram buram gerçek olmayan bir laf, bir sahne söylesene..
Yahu filmin bütün güzelliği, hem de burnumuzun dibinde yaşanan, çok ama çok sıradan bir yaşamı, hiç abartmadan, hiç kafamıza vurmadan, çok yalın, çok sade anlatmasında değil mi?.
Filmin masalla alakası yok ki, "Yılmaz Masalı"ndan söz etmek mümkün olsun!..
Hıncal Masalı ne oluyor peki..
İnsanlara "Umudunuzu yitirmeyin. Bitmedikçe bitmez.. Zorluklar, engeller sizi savaştan kaçırmasın, yenilgiyi peşin peşin kabullenmeyin" demek niye "Masal" olsun Haşo!..
Hayal edemiyorsan, umut edemiyorsan, yaşamanın manası kalır mı?.. Gelişmek, ilerlemek mümkün olur mu?.
İnsanlara "Umut edin" demek masal anlatmak oluyor öyle mi?..
O zaman niye yaşıyorsun Haşo, söyler misin?..
Vallahi pes!..
Gelelim filme.. Diyelim bir Hıncal masalı var, bir de Yılmaz masalı.. Faraza kabul..
Peki Hıncal Masalı ile Yılmaz Masalı, hem de bu filmde "Umut" ortak paydası üzerine nasıl yazılır?. Hıncal, Yılmaz'ın kafasına nasıl girmiş olur?..
Neşeli Hayatlar'ın finalinde hangi görüntü, hangi sahne, hangi sözcük sana "Kanırta kanırta umut aşısı" fikrini verdi?..
Karın altında birbirlerine sarılıp yürüyen Yılmaz'la Büşra hangi umuda adım atıyorlardı sence?.. Bunu nerden çıkardın?.. "Ben hiçbir şeyleri olmayan ama her şeyleri olan insanlar" dedim..
O "Olmayan hiçbir şeyler" içinde "Umut" da var, Haşo.. Yılmaz- Büşra çiftinin umutları bile yok!.. Hele finalde hiç yok!..
Çünkü Neşeli Hayat, bir Amerikan masalı, bir Hıncal Uluç Umut filmi değil.. Sevgi filmi, Haşo, sevgi filmi..
Eğer "Sevgiyle sarıldığın biri varsa, onun da sana ayni sevgiyle sarıldığını hissettiğin, hiçbir şeyiniz yoksa bile her şeyiniz vardır" diyen bir sevgi filmi..
Her şeyi olan Hıncal, hiçbir şeyi olmayan Yılmaz'a niye gıpta ediyor sanırsın, film bittiğinde?. Masalın güzelliğinden mi?.
Onlar soğuk bir kış gecesi, karlar altında, kırık dökük gece kondularına sımsıcak giderlerken, alttan ısıtmalı, dört yanı bahçe, dubleks dairesine yapayalnız ve içini ısıtacak sıcaklıktan yoksun, buz gibi giden Hıncal'ın niye "Keşke" dediğini anlayamadın mı?.
Sevginin adı "Masal"sa senin dilinde Haşo, benim başka diyeceğim yok.. Seni "Gerçekler"inle baş başa bırakıyorum!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.