HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Barışı yürekten istemek..

Şimdi iki yol var önümüzde.. Terörü sona erdirmek.. Bu ülkenin tüm ulusu olarak kucaklaşarak, barış içinde yaşamak. 30 yıldır silaha harcanan 300 milyar dolara yeni milyarların eklenmesini önleyip, bu para ve emeklerin, ülke insanının refahının gelişmesi için harcamak.. Türkiye'yi Ortadoğu'nun ve Müslüman Dünyasının etkili lideri olarak, dünyanın en saygın ülkelerinden biri haline getirmek.
Ya da.. Terörü tırmandırmak.. İç savaşa döndürmek.. Binlerce ölü vermek.. Ülkeyi bölünme tehlikesi ile karşı karşıya bırakmak..
Hangisini seçersiniz diye sorma gereği dahi duymuyorum.
Eğer vatan haini değilseniz, yanıtınız bellidir..
O zaman..
O zaman işte çok cesur, çok güçlü, çok hoş görülü, çok iyi niyetli, çok anlayışlı, çok hazımlı ve tahriklere çok direnişli olmamız gerekir.. Başka türlü başarmamız mümkün değil..
DTP'nin kapatılmasına bu ülkenin tüm gerçek demokratları üzüldü. Ne yazık ki yasalar böyleydi.
Ama yapacak şeyler vardı..
DTP'yi başka bir isimle Meclis'te tutmak ve parti kapatmaları zorlaştıracak yeni yasalar yapmak.. Daha da öteye gidip, bu ülkenin 9 milyon Kürt insanına "Tahriklere kapılmayın, silaha sarılmayın. Dağa gitmeyin. Çözüm siyasal, çözüm Meclis'te" inancını verecek seçim yasalarını da değiştirmek.. O acımasız yüzde 10 barajını kaldırmak.
DTP'nin Meclis'te kalması konusu, açıkça belli ki, PKK'yı böldü..
Kandil ve liderleri, milletvekillikleri devam eden 19 DTP'linin de istifasını istediler.
Böylece "Siyasal çözüm" diyenlerin elinde hiç koz kalmayacak, Kandil "Gördünüz, barış yolları tükendi. Tek yol savaş" diyerek, zaten bıçak sırtında duran ve karar vermekte güçlük çeken Kürt gençlerini dağa çağıracaktı.
Buna karşılık, İmralı'daki lider, Meclis'te kalınmasından, mevcut 19'a, Ufuk Uras'ın da eklenmesiyle yeniden gurup kurulmasından yanaydı.
DTP'nin Güvercin Lideri Ahmet Türk işte bunu açıkladı..
"Meclis'te kalıp siyasal çözüm arayacağız.. Abdullah Öcalan da bundan yana.."
Kıyamet koptu. Bu ülkenin azılı faşistlerinin eline koz geçti. Meclis'teki DTP milletvekillerinin aslında İmralı'nın kuklası olduğu iddialarını, bu sözlerle desteklediler..
Ne yazık ki, Demokrat kesimden bir kişi de çıkıp, "Efendiler, Ahmet Türk'ün bu mesajı, aslında PKK'lılaraydı" demedi.
Barışı önlemek için, Tokat baskınını da tam zamanında düzenleyen ve DTP'nin kapatılma sürecini hızlandırıp, Meclis'ten çekilinmesini isteyen Kandil kanadına karşı, asıl liderin "Meclis'te kalmak, çözümü orda aramak gerek" dediğini, dağda elde silah bekleyenlerle, dağa çıkıp çıkmama konusunda kararsız olanlara duyurmak aslında doğru bir hareket değil miydi?.
İyi düşünün.. Ama sağlıklı düşünün lütfen. Öfke, kin, nefret içinde değil, sakin, soğukkanlı, mantıklı ve hepsinden önemlisi gerçekçi düşünün..
İmralı bir gerçektir. İmralı'nın PKK ve Kürtler üzerindeki konumu bir gerçektir. Onu kenarda bırakarak, yok sayarak çözüm aramak mümkün olabilir mi?.
Hiçbir Kürt lider, İmralı'yı inkar ederek, hele lanetleyerek etkili olamaz, kitlesini yönlendiremez.
İmralı'nın "Meclis", Kandil'in "Silah" demesi, PKK'nın ciddi bir yol ayrımında olduğunu gösterir.
Barışı isteyenler, bu ayrımda "Barış" diyenlere el uzatmak, onlara kolaylık sağlamak zorundadır.
Ahmet Türk "İmralı Meclis'te kalmamızı istedi. Biz de kaldık" demiyor..
"Meclis'te kalma kararı verdik. İmralı da bu kararı destekledi" diyor. Kime diyor?.. "Niye istifa etmediniz" demeye ve tüm DTP milletvekillerini dışlamaya hazırlanan PKK kitlesine..
Bunun nesi kötü, söyler misiniz?.
Bu ülkede Kürt liderler çözümü Meclis'te arama kararı vermişler ve bu kararı PKK'nın İmralı'daki lideri, kamptaki silahlı çözümden yana lidere rağmen desteklemişse, bunun neresi kötü söyler misiniz?.
İmralı'yı yok sayarak çözüm isteyenler, İmralı'dan söz ettiği için Ahmet Türk gibi bir gerçek Güvercin'i lanetleyenleri dinlemeye hazırım.
Kendi çözüm önerilerini söylemeleri kaydı ile..
Lütfen anlatır mısınız, İmralı'yı yok sayan ve Ahmet Türk'ü izleyen 20 milletvekilini dışlayan bir çözümü nasıl formüle ediyorsunuz?.
Açık açık anlatın. Beni inandırın. Hemen yanınızda yer alayım!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.