HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

İlginç bir Clooney filmi..

İlginç olan, Clooney mi, film mi?..
İkisi de.. Bir defa, The American ya da Türkçe adıyla Centilmen'i izlemeye karar verdiyseniz, aklınızdaki tüm peşin hükümleri atın. Bir yandan filmin fragmanları, öte yandan bugüne dek izlediğiniz filmlerdeki George Clooney tipi sizi sakın yanıltmasın. Bambaşka bir film izleyeceksiniz.
Bu bambaşka film, Amerika'yı da böldü. Bizim eleştirmenleri de.. Bayılanlar var, nefret edenler var.
Nefret edenler, işte o peşin hükümlüler. Clooney tarzı, hafif komedi tarzı müthiş bir aksiyon filmi.. Oysa Centilmen'de aksiyon nerdeyse yok. Geçin. Konuşma yok.. Çok ama çok yavaş bir film.. Şimdi nasıl sevsinler?..
Peki ben niye sevdim?.
Bir defa, gerçekten fevkalade sakin bir film. İnsan zaman zaman böyle şeylere de ihtiyaç duyuyor. Filmin geçtiği, dağ tepesindeki iki İtalyan kasabası da muhteşem.. Nerdeyse tüm sokakları merdiven olan iki tarihi kasaba.. Daracık sokaklar. Sık sık istilaya uğrayan ülkede insanlar korunma içgüdüsü ile dağların tepelerine böyle yaşam yerleri kurmuşlar. Sokaklar boş.. Ortam emekliler huzur köyü gibi, ama mümkün değil. Bunca merdivenle emeklilik..
Dağ manzaraları müthiş. Clooney'nin gidip geldiği iki kasaba arasındaki dağ, orman ve çağıl çağıl akan ırmak manzaraları müthiş.. Bugünün dünyasından çıkıp, bir başka dünyaya giriyorsunuz.. Ben en başta buna bayıldım..
Atlayıp zıplayan, kırk kişinin yazdığı esprileri savuran eskisinin yerine, az konuşan ama bir tip, bir karakter yaratan bu yeni Clooney'ye bayıldım.
Bir dağ kasabasında yaşayıp, öbür kasabaya geneleve gidiyor, George. Ordaki belli bir kadına.. Violente Placido'ya.. Nasıl şeker bir şey.. İlk defa izlediğim Violete'e de bayıldım..
Hikaye.. A Very Private Gentleman / Çok Özel Bir Centilmen adlı romandan alınmış. Çok Özel Centilmen, filmde The American/ Amerikalı oluyor. Ama bizim ithalciler romanın adına itibar etmişler. İyi de etmişler.
Clooney bir tetikçi. İki anlamda da.. Silah imal ediyor ve de vuruyor da. Pavel diye bir patronu var. İşi o veriyor. Bu defa verdiği iş, uzun menzilli, hassas bir makineli suikast tüfeği yapmak. Clooney imalat için işte bu dağ kasabasını seçiyor. Film, kahramanımızın bir yandan silahın yapımıyla uğraşması, öte yanda, kasabanın papazı ve öbür kasabanın orospusu ile ilişkileri arasında sürüyor. Papaz da, fahişe de, Clooney'nin görünen doğa fotoğrafçısı değil, gizli bir sırrı olan adam olduğunu fark ediyorlar. Papaz hatta filmin en güzel lafını ediyor Amerikalı'ya..
"Cehennemin varlığını inkar edemezsin, çünkü içinde yaşıyorsun. İçinde sevgi olmayan yer cehennemdir."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.