HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Dünya Kadınlar Günü.. mü?..

Dünya Kadınlar Günü geride kaldı.. 8 Mart Perşembeydi.. O gecenin ekranlarından ve ertesi günün gazetelerinden aklınızda kalan görüntü ne?.
Oralarına, buralarına boyalar sürmüş çıplak kadınlar.. Ve onları yaka paça (Lafın gelişi tabii. Ne yaka vardı Ukraynalı güzellerde ne paça) göz altına alıp nezarethaneye sürükleyen, bu defa üniformalı başka kadınlar..
Kız öğrencilerimizi erkek polisler saçlarından sürüklüyor ya.. Kadınlar Günü şerefine, bu defa işi kadınlara bırakmış olmalılar. Onlar da koltuk altı giriyorlar, saçlara yapışmak yerine. Kadınlar Günü'nde kadının, kadına "Fazla" şiddet uygulaması ayıp kaçar diye herhalde.. Hele etrafta onca kamera varken..
Gerisi.. Gerisi yok..
Kadına şiddet gününün haberi "Çıplak Kadınlar" sayesinde ana haberlere ve birinci sayfalara girebildi..
Oysa 7 Mart'ta, bu ülkede bir ilk yaşandı.. İlk defa Kadına Şiddeti lanetleyen, kadın haklarına saygıyı simgeleyen, çok anlamlı bir anıt açıldı ülkemizde.. Bir TV ekranında töreni izleyen var mı?. Bir kanal, anıtı tanıtan minnacık da olsa bir belgesel yayınladı mı?. Bir gazetede haber oldu mu?.
Kadınlar gününün haberi, hırpalanan ve gözaltına alınan kadınlar.. Neden?.
Utanmayın, söyleyin..
Kadınlar çıplak da ondan..
Ukrayna'nın dünyaca ünlü Femenleri, yani bizim Çarşı gibi her şeye karşı olan kadınlar, tepkilerini soyunarak gösteriyorlar. Çarşı da soyunuyor zaman zaman.. Ama onlar erkek, aldıran yok.
Kıvanç Tatlıtuğ soyunursa, "Baklavalar" dillere destan oluyor.. Kadın soyunursa, "Cinselliğin istismarı" ya, bu ülkede..
Ukraynalı kızlar geleceklerini ve Dünya Kadınlar Günü'nde, Sultanahmet Meydanı'nda Kadına Şiddeti çıplak protesto edeceklerini ilan ettiler ya.. Bütün TV'lerin kameraları, bütün gazetelerin foto muhabirleri, sabahtan gidip yer kaptılar, alanda..
Oysa Antalya'da çıplak kadın yoktu..
Prof. Meriç Hızal'ın o enfes anıtını görmedim. Resmini bile görmedim.. Filiz Otyam bana telefonda tarif ediyordu.. Dinlerken bayıldım. Nasıl bayıldığımı da yazdım..
Okusalar, merak etseler, bir foto muhabiri giderdi hiç değilse.. Bir kare resim çekerdi. O bile yok.. Bir, tek bir ajans ilgilense, resim bütün gazetelerde çıkardı, adım gibi biliyorum. Gazetecilik öldü, ajanslara bağlı "Armut piş, ağzıma düş"çülüğün adı, gazetecilik oldu çünkü..
Ajansta olmayınca, hiçbir gazetede haber yok.. O gazetelerin ki, çoğunun Antalya baskıları vardır, Antalya temsilcilikleri göstermelik, demek..
Bana sorarsanız "Kadına şiddet" adına yapılanlar, göstermelik..
Meselenin özüne inen, kalıcı çözümlerin nasıl geleceğini anlatan, tartışan var mı?. Öneri var mı?.
Çık.. Modası geçmiş feminist klişelerle bağır çağır.. Kendini tatmin et.. Oldu..
Oldu da.. Gazetelerde "Kadına şiddet" haberlerinde azalma var mı?. Yoksa tersine artıyor mu?.
Yazılanlar arttırmaya mı yarıyor, acaba?.
BİZE ULAŞIN