HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Hafta sonundan medya notları..

Hafta sonu gazetelerimle çok keyifli saatler geçirdim gene.. Tesadüf ayni günde iki Ankara yazısı vardı bizde.. Gazetede Mehmet Barlas.. Ekte Hasan Bülent Kahraman..
Melih Gökçek içine tükürene ve en güzel bulvarlarını köstebek yuvasına çevirene kadar, Sevgili kentimdi benim Ankara.. 30 yıl evvel İstanbul'a taşınmama rağmen ordaki evimi boşaltmamış, kiraya da vermemiştim. "Bir gün döneceğim" diye..
Sonra bir kafa geldi, Başkentin başına.. Kentin, insanlar, yayalar, yürüyenler için olduğunu unuttu. "Burada sadece arabası olanların yaşam hakkı vardır" dedi ve dünyanın hiçbir metropolünde görülmeyen iğrenç alt geçitlerle o dünyalar güzeli Atatürk Bulvarı'nı yok etti.. Bağdat Caddesi kadar güzel, Bağdat Caddesi kadar keyifli Bağdat Caddesi kadar anılarla dolu Atatürk Bulvarı, kent içi otobana dönüştü. Köstebek yuvası oldu.
Hatırlıyorum.. Bir tek Kızılay'a alt geçit yapmaya kalkmıştı Ekrem Barlas ve meydanı kazmaya başlamıştı. Vedat Dalokay "Çukuru kapatacağım" diye kampanya yaparak seçimi açık ara kazandı ve dediğini tuttu. Çukuru kapattı. Kızılay'daki trafik sorununu da, pek çok uygar Batı ülkesinde olduğu gibi "Göbek/ Round about" la kapattı. Sistem işleyince, bütün önemli kavşakları göbek haline getirdi. "Göbek" onun takma adı oldu nerdeyse..
Neyse..
Barlas, Yahya Kemal gibi Ankara'yı sevmeyenlerden.. Sevmeyince de yanılıyor. Babası zamanın önde gelen politikacılarından olduğu için uzun süre başkentte yaşamış. Sonra da İsmail Cem'le birlikte TRT'nin başına getirmişti onları Bülent Ecevit.. O zamanların Ankara'sını iyi bilir.. Yeni, o çok geniş, dağlara tepelere yayılmış Ankara'ya şaşırmış. Onu anlatıyor.. Ve Ankara'daki büyümeyi de o antipati içinde değerlendiriyor..
Efendim niye bu kadar büyümüş Ankara?.. Nüfus niye 4 milyona vurmuş?. Ne varmış ki Ankara'da.. General ve bürokrattan başka.. Barlas ne olduğunu da söylüyor.. Kamu pastası.. Kamu ihaleleri..
Ah Sevgili Barlas ah!..
Peki ya İstanbul?.
Sen çocukken İstanbul'un nüfusu kaçtı?. İstanbul nerde başlıyor, nerde bitiyordu?. İstanbul kaç misli büyüdü, Ankara kaç misli?. İstanbul nasıl 18 milyon oldu?. Başbakan "Onar çocuk yapın" dedi de, hızlı mı üredi bu kentte yaşayanlar?.
Göç Barlas göç.. İstanbul dünyanın en fazla göç alan kentlerinden.. Anadolu boşaldı nerdeyse.. Ankara da göç alarak büyüyenlerden. Ama İstanbul'a göre onda bir..
Kamu pastasına gelince.. Kamu ihalelerini alarak dünya zengini olanlar, Dünyanın En Zengin 300'leri, 100'leri arasına girenler hangi kentte yaşıyor Memo?. Bana Ankara'da kamu zengini bir isim ver, verebilirsen.. Ben sana bir çırpıda 10 İstanbullu sayayım..
Sevgili Barlas'a, gençliğini onun gibi Ankara'da yaşamış Hasan Bülent'i okumasını tavsiye ederim. Peşin hükümsüz, sempati ve antipatileri işin içine karıştırmadan, ideolojik olmadan, Bizansçılık yapmadan, hele Barlas'ı tenzih ederim, bazıları gibi Cumhuriyet düşmanlığına Ankara'yı alet etmeden, Cumhuriyet'in bozkırda yarattığı kenti aşağılamadan bir analiz yapmış, Hasan Bülent..


***
Ahmet Örs, harikaydı gene Pazar Sabah'ta.. Bu yıl üçüncü kez üst üste Dünyanın En İyi Lokantası seçilen, en fazla 40 kişiye servis yapabilen Danimarka restoranı Noma'yı anlatmış.. En merak ettiğim yerlerdendi. Dünyada ne restoranlar varken bu minik salaş yer nasıl "En iyi oluyor" du?. Ahmet'i okumanız gerek "Niye"yi anlamanız için.. Ömür Gedik okumasın ama.. Noma'dan nefret eder.
İşte önünüze konan, yemek zorunda olduğunuz 12 parçadan oluşan Tadımlık Menü'den biri..
"Üzerine maydanoz yağından sos gezdirilmiş çiğ frenk üzümü yanında, iki iri yonca benzeri yaprağın arasına canlı bir karınca yerleştirilip bastırılarak öldürülmüş. Karınca yaprağa balzamik bir lezzet katıyor.."
***
Cüneyt Özdemir'in (Radikal) "Samet söyle yalan mı" ve Rahşan Gülşan'ın (HaberTurk) "Alex'in söyleyeceklerinden korkuyor musunuz" yazıları enfesti.. Hele Rahşan'ın, okurken gözlerime inanamadığım o Ertuğrul Özkök yazısına çarpıcı eleştirisi.. Sevgili Dostum Özkök, yazılarını da en keyifle okuduklarımdandır.. Ona yıllarca "Bırak yöneticiliği yaz.. Bu kalemin hakkını ver" dedim.. Ama Rahşan'ın parçaladığı yazısı, gerçekten ona hiç yakışmıyordu. Fenerli ve Azizci olmanın da bir ölçüsü var..
***
Gürkan Hacır'ın (Akşam) tam da Yurt Dışına Asker Gönderme tezkeresi tartışılırken, böyle bir tezkere ile Kore'ye gidenleri hatırlatması ve anlattığı kahramanlık ve şahadet öyküsü çok çok güzel, çok çok da düşündürücüydü.
***

"Kainat ve Tanrı!.."
Ahmet Altan, okuduğum en güzel yazılarından birine imza atmış pazar günü.. (Taraf). Mutlak okumalısınız.. Einstein ve Stephen Hawking'den yola çıkarak nasıl bir tasavvuf felsefesi yapıyor..
Bu iki bilim adamı "Evreni yaratmak için enerji ve boşluk gerek. Tesadüfler enerjiyi maddeye çevirebiliyor ve işte 'Big Bang / Büyük Patlama' ve de evrenin oluşumu.. Bunun için Tanrı'ya gerek yok" diyorlar.
İşte o noktada Ahmet Altan soruyor..
"Bu bilimsel açıklamalar kainatın yaratılışını açıklıyor ama bir tek insanı, geçin bir tek canlıyı bile açıklamaya yetmiyor. Madde enerji dönüşümleri ile evrenler oluşturabiliyor ama ayni yöntemlerle bir insan beyni yaratamıyordunuz. Kainatın oluşumunu laboratuvarlarda yeniden canlandırılıyordu ama atomlarla, ışıklarla, ısılarla 'Yeni bir düşünce yaratmak' imkânsızdı.
Her deneyde ayni sonucu veren 'Yıldızlar'a kıyasla, her deneyde başka sonuç veren 'Duygular' daha çok anlaşılmazdı. Kainatı biliyor, insanı anlayamıyorduk.
Muhteşem ve sonsuz kainat tek bir patlama ile bir anda oluşabiliyordu ama, bir insanı, tek bir patlama ile bir anda yaratamıyordunuz."
Altan, iki kez okuduğum yazısını şöyle bitiriyor..
"Tanrı var mı, yok mu, bilmiyorum ama,onu aramak isteyen sonsuzlukta, galaksilerde, güneşlerde, yıldızlarda değil, insanda aramalı bence.. Sır insanda çünkü.."
"En el hak" diyen Hallac-ı Mansur..
"A yürüyüp giden sufi, gücün yeterse ara;
Ama dışarıda değiI, aradığını kendinde ara"
diyen Mevlana..
"Her ne arar isen, kendinde ara
Kudüs'te, Mekke'de, Hac'da değildir" diyen Hacı Bektaş Veli..
.. ve de..
"Ararsan Mevlayı kendinde ara?
Pak eylersen gönlünü, Rahman sendedir" diyen Daimi'nin dedikleri de o değil mi, Ahmet!.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN