HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Küresel Adalet'ten önce Ülkesel Adalet!.

Faslı Abdelghani Mzoudi, Hamburg Eyalet Yüksek Mahkemesi'nde "11 Eylül 2001'de İkiz Kulelere yapılan saldırıya karıştığı" gerekçesi ile yargılanıyordu.
Alman Anayasasında yer alan "In dubio pro reo" ilkesi gereği beraat etti. Aristo'nun ortaya attığı ilke, Roma Hukuku'nda yasa haline geldi ve çağlar boyu demokrasi ve adalet düşüncesine paralel, ülkelerin yasalarına girmeye başladı. İlke "Şüphe, savcının değil, sanığın lehinedir" anlamına geliyordu.
Baş yargıç, kararı açıklarken, "Mahkeme Abdelghani Mzoudi'yi suçsuzluğuna kanaat getirdiği için değil, delil yetersizliğinden serbest bıraktı. Mzoudi'nin saldırı ile ilgili neler bildiğini sadece kendisi biliyor, mahkeme değil" dedi ve Mzoudi'ye dönerek ekledi:
"Bay Mzoudi!. Beraat ettiniz, ama bu sevinilecek bir durum değil!."
Yargıç "Suçlu olduğunuza inanıyoruz, ama, bu size ceza vermemize yetmiyor" dedi, açıkça..

***

Başbakan, Bali'deki Uluslararası toplantıda, nasıl adaletsiz bir dünyada yaşadığımızın altını, haklı olarak çizerken "Küresel Adaleti gerçekleştirmeliyiz" dedi..
Derken herhalde bu ülkede pek çok insanın "Peki ama Sayın Başbakanım, ya ülkemizdeki adalet" diyeceğini biliyordu..
Diyenler de haklıydı..
Bu ülkede "Adalet" söz konusu olunca, kamu vicdanı çok yaralı.. Listenin en başında Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan ve ülkedeki tüm siyasal partilerin liderleri var..
Hepsi, her fırsatta çok açık ve net, "Uzayan ve mahkûmiyete dönüşen tutuklulukların çok rahatsız edici olduğunu" ifade ettiler.
Adalet Bakanlığı, üçüncü yargı reformu paketini hatta bunun için hazırladı. Paket yasalaşırken, ülke liderleri "Meclis üzerine düşeni yaptı, sıra yargıda" dediler.. Ama gördük ki, değişen bir şey olmadı. Haklarında verilmiş mahkûmiyet kararı olan, ancak henüz kesinleşmeyen caniler, "Zaman aşımı" gerekçesi ile tahliye edilirken, hatta ne ile suçlandıklarını dahi açıkça bilmeyen, ne zaman biteceği tahmin dahi edilemeyen davaların sanıkları, dördüncü, beşinci tutukluluk yıllarını tamamlamaya devam ettiler.
Bu davaların açılmasına, görülmesine itiraz etmem mümkün değil. Ortada öyle dehşet verici iddialar ve şüpheler var ki, herkesten önce, itham edilenlerin yargı önünde temize çıkma ihtiyaçları var..
"Şeriatın kestiği parmak acımaz.."
Suçlu varsa, sonunda cezasını da çeker.. Mantıklı.. Yasal.. Hukuka uygun.. Adil..
Adil olmayan, kamu vicdanını yaralayan husus, tutukluluklar.. Uzayan, alenen ve resmen mahkumiyete dönüşen, mahkumiyeti bile aşan tutukluluklar..
Ve de, uygulamada açıkça görülen dengesizlikler.. Çifte, üçlü, dörtlü, nerdeyse adamına göre standartlar..
Kamu vicdanını yaralayan, Adalet duyusunu sarsan o!.
İşte son bir hafta içinde gazetelere düşen iki haber.. Bir aya, bir yıla gitsem, onlarca, yüzlercesini bulurum.
Olay 1..
Eşi ceza evine girmiş, 4 yaşında bir kızı olan 23 yaşındaki genç kadını, dört kişi internette ayartıp, Adana'ya götürüyor. Hepsi ayrı ayrı tecavüz ediyorlar. Bitmiyor. "Kızını öldürürüz" diye tehdit ederek satmaya başlıyorlar. Kadın "Beni kurtarın" diye annesine haber ulaştırmayı başarınca, jandarma basıyor. Dörtlüyü yakalayıp, kadını kurtarıyor.
Şimdi, toplu tecavüz, fuhşa teşvik, beyaz kadın ticareti.. Dört kişiler. Organize çete suçu.. 30'ar yıl hapis istemiyle yargılandılar.
Ne ceza çıktı tahmin edersiniz?.
2'şer yıl, 6'şar ay hapis.. Tutuklu kaldıkları 9 ay dikkate alınarak, tahliye..
Yani, bu ağır suçları işleyenler sadece 9'ar ay tutuklu kalmışlar. Sonunda ceza da bu..
Olay 2..
İddianamede "6 yasa dışı kürtaj (Yani bebek alınma süresini geçirmiş, oluşmuş. 6 kürtaj, 6 cinayet demek), istenmeyen bir bebeği başkasının nüfusuna geçirme, dolandırıcılık, resmi belgelerde sahtecilik, hayali hasta yatışları ile devleti soymak ve bunlar için örgüt kurmak suçlarından hakkında 843 (Sekiz yüz kırk üç) yıl hapis" istenen sanık, "Tutuksuz" yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
Oysa, ne suç işlediğini kendisinin bile bilmediği Soner Yalçın yıllardır "Tutuklu" yargılanıyor.. Hakkındaki tek delil, herkesin girip bir şeyler yazabileceği, ya da yollayabileceği bilgisayar kayıtları. Yani resmen kanıt yok.. Olan da şüpheli.. Üniversiteler ve TÜBİTAK raporları, şüpheyi açıkça ortaya koydular.
Şüphe, demokrat ve adil ülkelerde, tarih boyu sanık lehine..
Yani Soner hakkında kesin şüpheler yok.. Kaçma tehlikesi yok. Delilleri karartma imkânı da yok. İki yıldır içerde. Savcı ve polisin toplamadığı delil mi kalır bunca zamanda..
O zaman Soner, hem de davada geri kalan herkes tahliye edilmişken, neden hâlâ tek başına içerde?. Neden tutuklu yargılanıyor?.
"Soner" diyorum.. Çünkü yarın duruşması var.. Güncel..
Yoksa, Ergenekon, Balyoz, Odatv ve de bütün davalarda, uzayan tutukluluklara itiraz ediyorum ben.. Aziz Yıldırım'a da ettim..
Tutuksuz yargılama kararı veren yargıçları da hep alkışladım.. N.Ç. davasında "Tutuksuz" kararı alanlar dahil..
"Senin tutuklun, benim tutuklum" yoktur Adalet'te.. Tek ilke, tek standart vardır.
Şüphe varsa, insanı mahkum edemezsiniz, nerde kaldı tutuklamak..
"In dubio pro reo" bu.. Asırlardır bu.. Antik Yunan'dan, eski Roma'dan beri..
..Ve çağdaş demokrasilerde, hakların en kutsalı İnsan Hakları'nın güven altında olduğu ülkelerde şaşmaz bir ölçü vardır..
"Bir masum haksız yere bir gün içerde kalacağına, bin suçlu aramızda dolaşsın!.."
Bir sabah erkenden evimizin basılıp, nereye, ne kadar zaman içinde götürülme korkusu duymadan, başımızı yastığa koyup uyumamızı bu ilke ve bu ölçü sağlar.. Adalet tam da budur!.
Türkiye'de kamu vicdanı "Adalet" konusunda yaralı, Sayın Başbakan..
Kanıyor.. Bali'de haykırırken çok haklıydınız. Ama bizim şu an, "Küresel Adalet"i düşünecek halimiz yok!.
Ben "Yarın"ı düşünüyorum. Soner'in davasını düşünüyorum..
Ben Türkiye'me, ülkeme ve insanıma Adalet'i düşünüyorum, öncelikle..
Ben geceleri başımı yastığa koyunca, rahat uyumak istiyorum.
***

Kafamda burda tartışmaya açmaktan dahi korktuğum, bir soru var..
"Bu kadar uzayan tutukluluklar, yargıçları, mahkumiyet kararı vermeye zorlar mı, acaba?."
"Madem 'Beraat' kararı verecektiniz, o zaman niye bunca zaman içerde tuttunuz" sorusuna muhatap olmaktan çekinebilirler mi?.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN