HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Engelli mi olsaydık, sokak köpeği mi?..

Başlıkla ilgili bir peşin hükme girmeden önce bana gelen şu mektubu okuyun.. İronik bir tesadüf, Öğretmenler Günü'nde okuduğum mektubu..
İbrahim Çapa adlı okur yazmış.
"Babam emekli öğretmen, aynı zamanda engelli bir insan.
Ben de öğretmenim. Bugün hafta sonu olduğu için tekerlekli sandalyesinde babamı gezmeye çıkardık. Çoğu metrobüs durağında engelli asansörü çalışmıyordu. Neticede, bin bir zahmet otobüslere ve de son olarak tekrar metrobüse binerek Tüyap durağında indik. Kitap Fuarı'nı görmekti niyetimiz. Ancak, en acayibi ve de kötüsü, Tüyap durağında engelli asansörü de, yürüyen merdiven de çalışmıyordu.
Görevliler ikisinin de aylardır bozuk olduğunu söylediler. Sonrasında aynı zorluklarla evimize geri döndük.
Soruyorum size, bu halka, engelliye, hayatını eğitime adamış öğretmene reva mı?"
Revadır Sevgili hocam, revadır..
Bu memlekette belediyeler uygar olmadığı sürece revadır.
Bu ülkede medya uygar olmadığı sürece revadır.
Bu ülkede insanlar, insana sahip çıkmadıkları sürece revadır..
Bunu yazınca, bir takım fanatikler hemen bana saldırıyorlar.. Çünkü zekaları, öfkelerinin ve peşin hükümlerinin gerisinde kalıyor..
Eğer babanızın yaşadıkları bir Sokak Köpeğinin başına gelseydi, ortalığı velveleye veren guruplar ortaya çıkardı. Gazetelerimiz ve televizyonlarımız o velveleyi baş sayfalarına, ana haberlerine taşırlardı..
O Belediye'nin Başkanı doğduğuna pişman olurdu.
Çünkü, dünyanın en büyük metropolü İstanbul'da hayvan hakları "Hele bir korumasınlar" baskısı ve tehdidi ile" korunuyor.. Ancak insan hakları, engelli hakları, yaşlı hakları kimsenin umurunda değil..
Bu lafın anlamı "Hayvanları sevmeyin, hayvanları korumayın" mı oluyor şimdi?. Bunlar benim hayvanlardan ve hayvan severlerden nefret ettiğim mi demek?.
Hayvan severlikte benim önümde olanın alnını karışlarım. Ben hayvanı lafla değil, yaşamımla severim. Yaşadığım hayat meydanda.. Meraklısı bir kafasını uzatsın..
Hayır!.. Hayvanları sevin, koruyun.. Hayvanları Koruma Kurumlarını destekleyin..
Ama insanları da sevin.. Hayvanlardan fazla olmasa da, en az onlar kadar sevin, ne olur!.
Bir engelli öğretmen Tüyap Kitap Fuarına gitmek istiyor.. Metrobüs durağında Engelli Asansörü var.. Bozuk.. Yürüyen merdiven var.. Bozuk.. Aylardan beri bozuk..
Kimsenin umurunda değil.. Ne anlı şanlı, bol cafcaflı Belediye ve onun daha da şanlı Başkanının.. Ne de medyanın.. Medya medya olsa, İstanbul, Engelli cenneti olurdu, Sokak Köpeği cenneti olduğu gibi..
Belediyenin umuru insanda değil, oyda.. Nerde oy var, yatırım oraya..
Tüyap Metrobüs durağı tek örnek olsa, neyse.. Kaldı ki, on binlerce insanın ziyaret ettiği bir Fuar'ın durağındaki asansör ve yürüyen merdiven bozuk olur mu?. İnsanına saygısı olan, insanını seven bir belediye için o merdiven ve o asansörün çalışması kaç dakikalık iş?.
"Başbakan gelecek" denseydi, görürdük, her şey anında nasıl tıkır tıkır çalışmaya başlardı..
O kadarcık şeyi yapmıyorlar..
Çünkü insan umurlarında değil. Çünkü insanın arkasında Sivil Toplum Örgütleri, çünkü insanın arkasına "İnsansever Liderler", çünkü insanın arkasında ondan tiraj, ondan reyting uman medya yok..
O zaman insanın arkasında, dini imanı oy olan belediye de olmuyor.
Şimdi başlığıma dönün ve bir daha okuyun..
"Engelli mi olsaydık, sokak köpeği mi?."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN